--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AK Parti Gül’e danışsaymış MHP ile ittifaka gerek olmazmış

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu aralar bir hayli gündemde...

Öyle gözüküyor ki, 31 Mart’taki yerel seçimlere yaklaşılırken, “geçmiş cumhurbaşkanı” üzerinden yine birtakım siyasi mühendislik çalışmaları yürütülüyor. Ancak bu yalın gerçek, nedense ısrarla gizlenmek isteniyor.

Daha önce de öyle olmadı mı?

Sayın Gül, kendisiyle ilgili “Yeni parti kurmaya hazırlanıyor” iddiaları ayyuka çıktığında, “Belki 40 kez soruldu ve açıkladım. Artık aktif siyaset yapmayacağım” diyerek “cambaza bak” taktiği uygulamadı mı?

Aktif siyasetin içinde olmayacağını söylemesine rağmen, bu sözlerinin hemen akabinde 24 Haziran seçimleri için piyasaya sürülmedi mi?

Kendisini bakanlık, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı gibi çok önemli görevlere taşımış olan AK Parti’ye karşı kurulan siyasi ittifakın adayı olarak arz-ı endam etmedi mi?

İşte o süreçle bugün yaşadıklarımız arasında aslında hiçbir fark yok.

O gün de aklımızla alay edilmeye çalışılmıştı, bugün de öyle yapılıyor.

O zaman da alttan alta birtakım girişimlerde bulunuluyordu, belli ki şimdi de aynı taktik uygulanıyor.

Abdullah Gül’ün, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirdiği son görüşme bu kapsamda değerlendirilmeli.

Siz bakmayın Gül’ün ofisinden yapılan “Ziyarette, Türkiye ve dünya meseleleri genel çerçevede konuşulmuş ve herhangi bir şekilde günlük parti meseleleri ve seçimler söz konusu olmamıştır. Bazı basın yayın organları tarafından, birçok kişinin de hazır bulunduğu bu tip nezaket ziyaretlerine farklı anlamlar yüklenilmemelidir” şeklindeki açıklamaya.

Öyle ya, bu tip nezaket ziyaretlerine farklı anlamlar yüklenilmemesini isteyenler, o nezaket ziyaretlerini gizli gizli yapmayacaklar.

Öküzün altında buzağı aranmamasını talep edenler, dikkatli ve özenli davranıp, o nezaket ziyaretlerini kamuoyuyla zamanında paylaşacaklar.

Gazetecilerin neredeyse bir ay sonra ortaya çıkarmasını beklemeyip, kendileri gerekli açıklamaları yapacaklar.

Yok böyle yapmıyorlarsa, işte o zaman haklarında yazılanlara mecburen tahammül edecekler.

Kimse bizden, “Aktif siyasetin içinde yer almayacağım” deyip çatır çatır siyaset yapan birinin “Kılıçdaroğlu ile herhangi bir şekilde günlük parti meseleleri ve seçimleri konuşmadık” açıklamasına inanmamızı beklemesin. Hele hele, “Kapısını herkese açık tutması beklenen biri 11. Cumhurbaşkanı; o sebeple görüşlerini merak eden ülkemizin meraklı insanları -araştırmacılar, gazeteciler- de kapısını aşındırıyor” diyerek zevahiri kurtarmaya çalışan ve gençlik yıllarından beri Gül’ün yakın arkadaşı olduğu bilinen Fehmi Koru’nun palavralarına kanacağımız akıldan bile geçirilmesin.

¥

Muhalefet partilerine “Abdullah Gül’ün adaylığı için baskı yapmaları” tavsiyesinde bulunanlar...

“Gül’ün de sabrının bir sınırı var” diyerek ilgililere gözdağı verenler...  

11. Cumhurbaşkanı’nın AK Parti’den gelen çok sayıda daveti reddettiğini bilmiyormuş gibi, “AK Parti eğer Gül’e danışsaydı, MHP ile ittifak kurmaya gerek kalmazdı” herzesini yumurtlayanlar...

Ve en nihayetinde Abdullah beyi “uluslararası çapta bir siyaset bilgesi” olarak tanımlayanlar, iyisi mi objektif gazeteciliklerini(!) kendilerine saklasınlar. 

Durum açık ve net: Biz şıracılarla bozacıların teşrik-i mesaisini çok ama çok iyi biliyoruz. Kimse bizim aklımızla alay etmesin. 

 

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle