--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Adnan Oktar, Ahmet Hakan’ı niçin aramıştır?

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol

Adnan Oktar ve şürekâsına yönelik gerçekleştirilen operasyonla ilgili neredeyse yazılması gereken her şey yazıldı. Söz konusu grubun en az FETÖ kadar tehlikeli bir yapılanma olduğunu söyleyip operasyonu destekleyenler de oldu, “Niye bugüne kadar harekete geçilmedi” deyip yetkili organları eleştirenler de... 

Yani herkes konunun bir yerinden tuttu, oradan ilerlemeye çalıştı. Ancak bir kişi vardı ki, ne yapmak istediğiyle ilgili kimse bir fikir yürütemedi.

O kişi kim miydi?

Tabii ki Ahmet Hakan.

Köşesinde yazdığına göre, Adnan Oktar gözaltına alınmadan hemen önce, tam olarak saat 06.38’de bizimkini aramış ve “İngiliz derin devletinin etkisiyle şu anda bizim arkadaşlarımıza bir operasyon yapılıyor. Ben bu işten Tayyip Hocamızın haberinin olmadığına eminim. PKK falan dururken bize operasyon yapılıyor” herzesini yumurtlamış.

Yani sabahları en az üç kahve içmeden kendine gelemediğini söyleyen Ahmet Hakan, sabahın köründe arayan Adnan Oktar’a “Alo” demiş. 

Hergele’nin, yaz ortasında niçin kullandığına anlam veremediğimiz yorganı kafasından atıp, genelde açmadığını söylediği bilinmeyen bir numaraya cevap vermesi gerçekten de ilginç.

¥

Sahi, Adnan Oktar, kapısına yığınla polisin dayandığı bir anda, o korku ve sıkışıklıkta kimi arar?

Kendisine yakın gördüğü, güvenilir birilerini değil mi?

Evet...

O halde? 

Tek ortak noktaları olarak “kedicik”lerini gösterebileceğimiz Ahmet Hakan’la Adnan Oktar o saatte niçin görüşür?

Üstelik, Hergele’nin, Adnan Oktar ile telefon aracılığıyla da olsa hayatında ilk defa konuştuğunu ileri sürmesi nasıl izah edilebilir?

Düşünsenize, bir adamla ilk defa görüşüyorsunuz ve o adamda sizin numaranız var.

Bu gerçekten de hiç normal bir durum değil.

Peki normal olmayan sadece bu mu?

Adnan Oktar’ın, telefon açtığı Ahmet Hakan’ın kendisini kurtaracağına inanması da eşyanın tabiatına aykırı değil mi?

Ne yapacak yani Ahmet Hakan?

Adnan Oktar, “Ben bu işten Tayyip Hocamızın haberinin olmadığına eminim” dedi diye, Tayyip Erdoğan’ı mı arayacak?

Güldürmeyin Allah aşkına!

Hergele’nin eti ne, budu ne?

¥ 

Ahmet Hakan’ın bu yazısı, bir “ön alma çabası”na matuf gibi duruyor.

Öyle ya, “suç örgütü lideri” olarak nitelendirilen bir adam tarafından izah edilemeyecek bir saatte aranırsan, emniyet ve yargı organları tarafından şöyle bir kenara çekilirsin.

Tabii olarak, polislerin ve savcıların “Biz operasyon yapmadan dakikalar önce Adnan Oktar sizi aramış. Bu adam, niçin emrinde onca eleman varken size telefon açıyor? Neden kendi müridi olan avukatlarından biriyle değil de sizinle konuşuyor” sorularına muhatap olursun. 

Anlaşılan, gözaltına alınacağını anlayan Hergele, “Adnan Oktar’la telefon aracılığıyla da olsa hayatımda ilk defa görüştüm” diyerek, apar topar bir “panik yazısı”na imza atmış.

Sanki köşe yazısı değil de ifade tutanağı ya da sorgu zaptı okuyoruz.

Evet evet, düpedüz, “Ben şimdiden tedbirimi alayım da işi şansa bırakmayayım” yazısı gibi bir şey bu.

Hazret uyanık ya, kendisine yöneltilecek muhtemel soruları “Ben o konuyla ilgili gerekli izahatı zaten köşemde yapmıştım” diyerek savuşturacak aklı sıra.

¥

Mezkur konuşmada yer alan detayların anlatıldığı gibi olmadığını zannediyoruz ki herkes az çok tahmin ediyor.

Kuvvetle muhtemel, Adnan Oktar ile Ahmet Hakan arasındaki görüşme ya hiç gerçekleşmemiş yahut tam olarak böyle cereyan etmemiş.

Yani işin içinde bir iş var, ama ne olduğu henüz belli değil.

Biz de sizin gibi merakla bekliyoruz.

Durun bakalım ne olacak...

 

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle