--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

28 Şubat gerçekten bitti mi?

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol

Bugün 28 Şubat postmodern darbesinin 22. yıldönümü...

Dile kolay, faillerinin isimlerinin, dünya demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiği o meşum darbenin üzerinden tam 22 sene geçmiş. Ama o karanlık günler hâlâ dün gibi hafızalarımızda.

Peki 28 Şubat, niçin diğer darbelerden çok daha derin bir iz bıraktı bizde? Bu topluma 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 27 Nisan’da vurulamayan darbe, nasıl oldu da 28 Şubat’ta vuruldu?

Aslında mezkur sorunun cevabı oldukça basit. Basit, zira 28 Şubat’taki saldırı, diğerleri gibi fiilî değil, zihnî bir saldırıydı.

Öyle ya, 28 Şubat’ta manevi olarak alt üst edildik. İslâmî kimliğimiz aşındırıldı, ruh köklerimiz söküldü. Postmodern darbeyle kültür-sanat, eğitim ve sivil toplum konusunda resmen belimiz büküldü.

Görüyorsunuz, aradan 22 yıl geçmesine rağmen hâlâ bükülen belimizi doğrultabilmiş değiliz. Zikrettiğimiz problemler elan devam ediyor. Yani, “28 Şubat bin yıl sürecek” diyenler aslında maalesef çok da yanılmış gözükmüyor.

Evet, belki AK Parti iktidarıyla birlikte “vesayetçi zihniyet”le mücadele konusunda önemli adımlar atıldı, siyasette ve ticarette çok büyük ölçüde söz sahibi olundu, lakin diğer “iktidar alanları” azgın azınlığın insafına terk edildi.

28 Şubatçıların ortadan kaldırmaya çalıştığı İslâmî kimliğimiz de şimdilerde neredeyse tümüyle yok olmuş durumda.

Bugün, geçmişte “başörtüsü mücadelesi”ni kazananların, “tesettür mücadelesi”nde sınıfta kaldığına üzülerek şahitlik ediyoruz.

Hele bir bakın etrafınıza, Müslümanlar sekülerleşme rüzgarına kapılmış, bu rüzgarla adeta yollarını/yönlerini şaşırmış haldeler. Rüzgar hangi yönden eserse o yöne savruluyorlar. 

¥

Acı ama gerçek...

Ne kadar yüzümüzü çevirip görmezden gelmeye çalışsak da 28 Şubat bitmedi, halen devam ediyor.

Biten sadece biziz; yani 28 Şubatçıların bitirmek istediği Müslümanlar...

¥

MERAL AKŞENER, BU BİLGİLERİ

KİM(LER)DEN ALIYOR?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yine tuhaf bir iddia ortaya atmış. 

Hazret şimdi de “İlginç bir şey var, İmralı’da Apo ile görüşmeler başladı. Ulaklar gelip gidiyor” diyor.

Nereden duydu, nasıl böyle bir bilgiye ulaştı, inanın hiç bilmiyoruz. Fakat sayın Akşener’in manipülatörlüğü ve provokatörlüğü artık meslek haline getirdiğini çok ama çok iyi biliyoruz. 

Öyle ya, bu bir değil, iki değil.

Hangi birini sayalım ki?

2017 yılındaki 16 Nisan referandumuna günler kala “Duyum aldım, referandum iptal edilebilir” deyip baltayı nasıl taşa vurduğunu mu yazalım?..

Geçtiğimiz yıl yapılan 24 Haziran seçimlerinin arifesinde “Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları kuruluyor. Buralarda üniformalı bazı kişiler uzun namlulu silahlarla ortalıkta dolaşıyor. AK Parti, seçimde istediği sonucu elde edemezse, bu ‘milis gücü’nü sahaya sürüp kaos çıkartacak” herzesini yumurtlayıp, savcılar ifadeye çağırınca “Somut bilgiye sahip değilim. Ben duyumumu basınla paylaştım” diyerek, kıvrak bir bel hareketiyle olaydan sıyrılıverdiğini mi?..

Hatırlayın, hanımefendinin S-400 füzeleri ile ilgili ortaya attığı “Duyumuma göre S-400’ler sarayın korunması için alınmış” iddiası da tam bir balon çıkmıştı.

Yani Akşener bunları hep yapıyor. Kulağına üfürülen bütün dedikoduları, sanki kati bir bilgiymiş gibi millete pazarlamayı marifet zannediyor.

Doğrusu, her “Hıyarım var” diyene bir avuç tuz alıp koşmak, bu ülkede İçişleri Bakanlığı bile yapmış bir siyasetçiye hiç mi hiç yakışmıyor.

Bizden söylemesi.

 

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle