Hoşgeldin informel muhalefet!..
Ben 1980 öncesi yaşanan ateş çemberinden geçip gelen birisiyim. Bana o yıllarda “Kullanılıyorsunuz” deseydiniz; şiddetle karşı çıkardım ama; yıllar sonra anlaşıldı ki, sokak çatışmalarından ve gençlerin ölümlerinden nemâlanan uluslararası güçler bizi kullanmış. Biz “vatan, millet, bayrak” derken bizim son derece safiyane duygu ve düşüncelerimiz pazarlanmış. O yüzden, cemaat mensubu olup safiyane duygular besleyenler, bana kızmasın. Tecrübe konuşuyor.
Bu ülkede Lozan anlaşması dahil, yaşananların hepsi 1071’in rövanşıdır.
Bu ülkeyi rahat bırakmama, geçen yılın sorunu değil; bin yıllık bir meseledir.
Ağustos 2013’e kadar, bu ülkede uluslararası güçlerin manivelası sol, liberal sol, Sosyalist ve Marksist takımıydı. Bu güruhlar yıllarca millî vicdanı yaralayan ve millet katında asla kabul görmeyen fikirlerle halka tesir etmeye çalışırdı ve her zaman maşerî vicdan bu fikirleri reddederdi. Özellikle 1950’den beri bu oyunun piyonları bunlardı.
Özellikle 2002’den sonra sol-liberal-Marksist güruhun etkisi sıfırlanmaya yüz tutunca, sahneye, halkın değerleriyle çelişmeyen, söylem ve eylemleriyle yeni bir kitle sürülmeliydi.
•
30 yıldır kamuoyunda olumlu izlenimler bırakmış çalışmalarıyla; dinî söylemleriyle ve hepsinden önemlisi, basında, yargıda, emniyette, bürokraside, eğitimde, üniversitelerde, Başbakan’ın dediği gibi “ne istedilerse verilmiş” ve örgütlenmiş hazır bir kitle var. Tekrar edelim; bu kitle halkın diniyle, diliyle, tarihiyle, gelenek-görenekleriyle çelişmeyen ve halkla çatışmayan bir kitle... Böyle hazır bir kitle, uluslararası güçler için biçilmiş kaftandır.
Piramidal yapısıyla ve mensupları arasındaki takdire değer mahviyetkâr bağlılığın cazibesiyle, yeni toplumsal muhalefet için hazır bir kitleyi kullanmaktan daha güzel bir şey olamazdı uluslararası güçler için.
Yukarda strateji belirlenir; uygulamaya geçilir ve masum mensuplar farkında olmadıkları oyunun içinde figüran olurlardı. Nereden mi biliyorum? Yukarıda “Tecrübe konuşuyor” demiştik ya. Ülkücüler-devrimciler... Biz de öyleydik 1980’den önce.
Medya hazır... Televizyonlar, gazeteler, dergiler...
Yapılanma-örgüt hazır... Hem de hücresel değil, piramidal...
Hazır kitle, sol-liberal-Marksist “aydınlar” (!) gibi çelişecek bir kitle de değil...
O zaman bas düğmeye!... Önce dershane konusunda bir el-ense çek!... Sökmezse, kamuoyunun en hassas olduğu para konusunda sal bilgileri kamuoyuna!...
•
Şimdi bazıları çıkıp “Hoca gene AK Parti’yi savunuyor” diyecek. (Böyle düşünenler, yazının geri kalanını okumasın; okumayı burada kessin ve hemen IQ seviyesini ölçtürsün.)
Benim demem doğrudan bu iktidarla ilgili değildir. Bundan sonra, Türkiye’de kim iktidar olursa olsun, yeni bir informel muhalefet oluşturulmaya çalışılıyor. Hesap vermeyen ama etkili olma gayretinde olan toplumsal muhalefet. Bu muhalefetin yeni merkezi, gazeteleri, televizyonları, dergileri olan; her tür bürokraside yapılanmış yeni “zinde güçler”dir. Bu, bugün Geziciler veya cemaat olur, yarın bunlara benzer başka bir şey.
27 mayıs 2013 gününe kadar kılı kıpırdamayan, hatta iyice pısmış bir muhalefet, önce Gezi olaylarında sokağa dökülenlerden, daha sonra da cemaatin muhalefetiyle bir cesaret kazanmıştır. Demek ki, bundan sonra formel ve legal muhalefet değil, informel muhalefet etkili olacak.


