Tuhaf bir memleket olduk
*Bir âleme dalmışım.. O âlemde şu bizim Tv.’lere bakıyorum, keşke bakmasaydım iç karartıcı olmayan neler yokki...! Canım İstanbul’un her bir semtinde, gündüz gözüne cinayetinden tecavüz teşebbüsüne kadar her çeşit olayı görmek mümkün. Suç dosyaları kabarık iki manyak bir kadını sıkıştırmış tecavüze yelteniyor, yakalandıklarında da ‘amcamın kızı’ diyor. Diğer bir psikopat youtube da cinayet oyunlarının etkisiyle eline bıçak alıp önüne çıkan kişilere rastgele sallıyor. Bir diğer manyak da polis yaralıyor, öldürüyor. Sahne durmadan değişiyor. Birisi, Zülfükar çekmiş, ‘Aptallar erken ölür’ kitabını koymuş. Daha neler neler...
* Bir başka garabette Polis, kadın cinayetlerini protesto eden üniversiteli kız öğrencileri ters kelepçe ile yere yatırıyor. Ah bu tv muhabirleri yok mu? Bitirimler, bitirim.. Olayları hiç ıskalamıyorlar, işçi, öğrenci nerede bir protesto yürüyüşleri var, hemen kayda alıyorlar.
*Ekseri Tv. kanallarında ‘çok bilen bir bayan’ bir yer kapmış; kimi savcı, kimi mahkeme reisi, kimi dedektif, kimi jüri başkanı, vs pozisyonunda ne kadar örf ve adetlerimize aykırı hadise varsa nezaket, edeb gözetilmeksizin bangır bangır bağırtarak, toplumun reflekslerini köreltip, onları meşrulaştırma gayreti içine girmiş.
*Tv. dizileri derseniz onlar da ayrı bir rezalet... Özellikle ev hanımları günün en az 5-6 saatini dizi seyretmekle geçiriyor. Dizilerde de yok, yoktur. Silah ve cinayet, yalan, aldatma, ihanet, tecavüz, sapık ilişkiler, vs olmayan dizi hemen hemen yok gibi. Bir zamanlar bu memlekette, özellikle ‘Batı kaynaklı filmlerde’ sigara özendirilerek adeta bir epidemi oluşturuldu. Neticesi malum; kalp-damar hastalıklarından kansere kadar nice bozukluklar ortaya çıktı. Neyse ki, Ak Parti iktidarı hiç olmazsa belirli yerlerde sigara içimini yasakladı da zehirlenme yavaşladı. Şimdilerde reklamlarda bile ‘sigara sağlığa zararlıdır logosu konuyor’ ve sigara içimi karartılıyor, gösterilmiyor’. Evet sigara sağlığa çok zararlı, gösterilmemelidir. Ama her çeşitten silah aleni gösteriliyor. İyi de; sigara zararlıysa, silah da öldürüyor. Bu durumda silah zararlı olmuyor mu?
*İnsan tabiatına aykırı sapık ilişkiler, ensest, ihanet aile hayatını yok etmiyor mu? Meşru nikâhlı evlilik yapmak istemeyen, birlikte yaşamayı tercih eden insanların sayısı hızla artmaktadır. Gençler evlenmekten korkmakta ve evlenenler de ileri yaşları (35-45) tercih etmektedirler. Boşanmalar da yıldan yıla artmaktadır. Boşanan çiftlerin sayısı 2001’de 91.994 olurken, bu sayı 2022’de 182.437’ye yükselmiştir.
*Bir başka problem de; ömür boyu nafaka zulmüdür. Bir ay evli kalıp sonra boşanan birey, (bu özellikle erkekler oluyor.) ömür boyu nafaka ödemek zorunda bırakılıyor. Yüksek meblağlı çeki-senedi ödemeyene hapis yok, ama nafakayı ödeyemeyene hapis cezası var. Ömür boyu nafaka bir zulümdür. Buna adil bir çözüm bulunmalıdır.
*Son yıllarda artan kadın cinayetleri de toplumun kanayan yarası olmuştur. Gün geçmiyor ki, bir kadın bir cinayete kurban gitmesin. 2002 yılında 66 kadın cinayeti işlenirken bu sayı 2023’de 315’e yükselmiştir.
* Yalan, aldatma, dolandırıcılık, çek-senet ödememe, ticaret hayatına sekte vurmuyor mu?
*Madde bağımlılığı nesillerimizi telef etmekte ve geleceğimizi tehlikeye atmaktadır. Uyuşturucu baronlarıyla etkin mücadelenin yanında, toplumun her kesimini kapsayan sürdürülebilir bir eğitimin verilmesi de elzemdir.
* Kökü dışarıda olan ifsât komiteleri yerli işbirlikçileriyle birlikte Müslüman Türk insanını ve aile yapısını ‘kurbağanın pişirilmesi metoduyla’ bozuyor ve tahrip ediyorlar. Asıl istila budur ve toplum maalesef bunun farkına varamamaktadır. Bu bir ‘bekâ meselesidir’.
*Bütün bu olaylar karşısında vatandaş ne yapıyor? derseniz; vatandaş, ‘erik dalını’ oynuyor. Muhabir soruyor ‘bu oyunun adı ne?’ Vatandaş ‘ ceza oyunu’ diyor. Kaç ceza aldın? Vatandaş ‘sayısını unuttum. Ödemeyeceğim, bir şeyim yok ki’ diyor. Ve oynamaya devam.. Erik dalı gevrektir, aman basmaya gelmez’...
*Bir ses duyar gibi oldum. ‘Yusuf hoca, kafayı mı yedin? Sıyırttın mı? Kayış mı attı?’ diyor. Kan ter içinde kalmışım. Yastık ıslanmış. Yataktan doğruldum, oturdum. Bir lâ havle çektim.
Ne rüyaydı be!
Kâbus gibi....







