Ölçüyü kim tayin edecektir? (2)
Ölçüyü kim tayin edecektir? (2)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
*Ölçü; Bir şeyi değerlendirme, tanımlama ve kabullenme kıstasları ve birimidir.
*Ölçü kıstasları ne kadar adaletli ve hakikâti ifade ederse, o kadar da memnuniyet ve huzur olur.
*Ölçüyü, ölçülecek şeyi en iyi bilenin koyması hakikât yönünden çok önemlidir. Mesela; Altının ölçüsünü sarraf koymalıdır, demirci değil. Adaletin ölçüsünü de Hukuk insanı koymalıdır, katil değil. Vs, vs ..
*Bâtıldan, yanlışlardan gidilerek hak, doğru yol bulunamaz.
*Bir şeyi değerlendirirken hemen hüküm vermeden önce, mihenge, ölçüye, miyâra vurmalıdır.
*Elde, hakikisini- sahtesinden, doğrusunu-yanlışından, normali-anormalden, vs-vs’den ayıran bir 'kot, ölçü, referans' değer olmalıdır. Bu referans değerin şirâzesi (kalibresi) de bozuk olmamalıdır. Elde böyle bir ölçü varsa; İşler kolaydır ve her şey ortaya çıkar. Kalp olan, bozuk olan da kolayca anlaşılır.
Hakkı, doğruyu, ölçüyü kim tayin edecektir?
*Nefsinin, ihtiraslarının peşinden giden egoist, cahil, zalim insan mı?, yoksa her şeyin iç yüzünü, gerçeğini bilen Allah mı?
*Hakkı, doğruyu tayin eden, her şeyin hakikatini bilen Cenab-ı Hakk'tır. Madem hakikât budur. Öyle ise Allah'ın koyduğu ölçüler esas alınmalıdır. Allah'ın ölçülerini esas alan kişi/ kurumlar şaşırmaz ve şaşırtmazlar. Allah'ın ölçülerinin uygulandığı ve uyulduğu yerde adalet ve huzur olur.
*Bir memlekette adalet ve huzur yoksa, ya Allah'ın ölçüleri esas alınmamış veya uygulanmıyor/ yanlış uygulanıyor demektir.
*İnsanlar ölçüyü, kendi arzularına, nefislerine (egolarına, menfeatlerine) göre koyarlar. O zaman o ölçü, herkesi mutlu edemez.
Bir insan için saadet olan şey, diğeri için felaket olabilir. Sömüren-sömürülen, katil-maktûl, hırsız-mal sahibi, vs-vs, biri memnun olurken, diğeri bedbaht olur.
*Kimse, ‘ayranım ekşi, balım acı’ demez. Simitçi bile simidi satmak için 'taze ve sıcak simiiit' diye bağırır.
*Hiçbir müfsid 'ben müfsidim, ifsâd ediciyim, bozguncuyum der mi?
Ne diyor 'ben ıslâh ediciyim, düzelticiyim, mutluluğunuz için çalışıyorum' diyor (1).
(1): “Onlara yeryüzünde bozgunculuk yapmayın (fitne çıkartmayın) denildiği zaman, ‘hayır biz yalnızca ıslah edenleriz’ derler.
Dikkat edin! Onlar bozguncuların (fitnecilerin) tâ kendileridirler. Fakat bunun farkına varmazlar.” (Bakara- 11-12)