Müslüman ülkeler neden sorunlarını çözemiyor? -4-
6- ‘BATI, AKILLA İLİM YAPARKEN’, MÜSLÜMANLAR NAKİL İLE AKLI CEM EDEMEDİLER
*Akıl da, Din de (İslâm), Allah’ın insanlara verdiği emanetleridir.
Emanetçiler kimlerdir? Başta ümmetin alimleri, iktidar sahipleri ve sonra da bütün Müslümanlardır.
*Ortaçağda, Müslüman iktidar sahipleri (halife, sultan, bey, vs) ve ilim adamları emanete sahip çıkmışlar ve gereği neyse onu da yapmışlardır.
-Yani Akıl ile Nakli cem etmişlerdir. Din (İslâm) Akla yol göstermiş, onun sapıtıp, zararlı olmasını önlemiş, Akıl da ilim ile Dinin hükümlerini-ayetlerini açıklamış, tefsir etmiştir. Aklın ve Naklin birleştirilmesi ile ‘Hikmet-ilim ortaya çıkılmıştır. Orta çağdaki gelişmenin ve ilmi ilerlemelerin temelinde bunlar vardır.
*Müslümanlar, Orta çağdan sonra ‘Akıl ile Nakli cem etmek yerine (İmam Maturidi-İmam-ı Azam anlayışı), aklı öteleyip, Nakli ön plana çıkarmışlardır (İmam Eş’âri-selefi anlayış). (1, 2). Akıl ve ilim ihmal edilince, sadece teşri-nakli ilimler (Kıraat, kelam, Hadis, Fıkıh, Tasavvuf, vs) tahsili ve tedrisi yapılmıştır. Tekvini ayetleri (yaratılış, Kâinat, vs) tefsir eden fenni ilimler (Matematik, Fizik, Astronomi, Tıp, vs) ihmal edilmiş veya çok az önem verilmiştir. Bunun neticesinde de, 500 seneyi aşkın bir zamandır Müslüman dünyada; İlmî metodolojiye uygun ciddi araştırma-geliştirme yapılamamıştır. Halen de bu durum devam etmektedir. Avrupa Hristiyan âlemi ise ilmi anlayışlarının alt yapılarını Ortaçağ Müslüman ilim adamlarından (Kindi, Farabi, Razi, İbn-i Sina, Biruni, İbn-i Rüşd, vs) almalarına rağmen, Rönesans devrimini yapmış ve Kilise’nin skolastik anlayışını yıkarak, Akla-düşünceye önem veren ilmî anlayışa geçmişlerdir. Ama bu geçiş kolay da olmamış, ilim adamları birer bedel ödemişlerdir (Wilhelm Leipniz, Rene Descartes, İmmanuel Kant, Denis Diderot, Voltaire, David Hume, John Locke, Giordano Bruno, vs). İlim adamları bedel ödeyerek sonunda ‘Aydınlanma Çağını’ başlatmışlardır. Batının’ sisteminin temeli; Düşünceye dayanmaktadır. Batı âlemi akla-düşünceye dayalı bir sistem kurmuştur. Ve bunun meyvelerini-mahsulünü (katma değer üreten teknoloji) de toplamış ve toplamaya da devam etmektedirler.
7- MÜSLÜMAN ÜLKELER ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRMEYE (AR-GE) GEREKEN ÖNEMİ VERMEDİLER
*Bu gün ‘Batı’ denilen ülkeler (Avrupa-ABD, Japonya, Çin, vs) eğitim sistemlerini, AR-GE (Araştırma-Geliştirme) ye önem veren, dinamik, katma değer üreten, kalite ve standardizasyona yönelik hale getirmişlerdir. Çünkü tecrübe ve ilmi çalışmalar, kalite ve katma değer üretme üzerinde sistemin payının yüzde 85, insanın payının ancak yüzde 15 olduğunu göstermiştir (3).
*Dinamik sisteme geçen ülkeler, AR-GE’nin temelini teşkil eden, Temel araştırmalara, Uygulamalı araştırmalar ve Deneysel araştırmalara çok önem vermektedirler. Ve bütçelerinin önemli bir kısmını bu araştırmalara harcamaktadırlar. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) verilerine göre; ABD AR-GE için 476,5 milyar dolar, Çin 370,6 milyar dolar, Japonya 170,5 milyar dolar, Almanya 109,8 milyar dolar, Güney Kore 73,2 milyar dolar harcama yapıyorlar.
*Türkiye AR-GE için 10,7 milyar dolar ayırıyor (2017 TÜİK verileri ). Ancak 2020 de 54,9 milyar, dolar ayırdı.
* Araştırmalar pahalı yatırımlardır. Ama pahalı yatırımların getirisi de fazladır. Böyle sistemlerde katma değeri yüksek bir ürün (uçak, bilgisayar, akıllı telefon, robotik sistemler, vs) katma değeri düşük olan pek çok ürüne bedeldir (Bir uçak, kaç ton domates, patates, vs ediyor.).
*Müslümanları idare eden devletlerin EĞİTİM SİSTEMLERİ katma değer üreten bir sistem olmayıp, statik, ezberci, taklitçi, tüketime yönelik sistemlerdir. Böyle sistemler, inovasyon üretemez ve kalifiye eleman yetiştiremezler.
*Müslüman idarecilerin, iktidar sahiplerinin, evvela ilme ve ilim insanlarına yatırım yapmaları icap eder. En önemli yatırım kalifiye insan yetiştirmeye yönelik yatırımdır. Nicelikten (vasıfsız sayı çokluğundan) ziyade nitelik (katma değer üreten-kaliteli) önemlidir. Vasıfsız diplomalı eleman yetiştiren üniversiteler çok olsa da neye yarar? Sadece bütçeye yük getirir. Bunun yerine alt yapısı kurulmuş (Ar-Ge) kalifiye eleman yetiştiren üniversiteler tesis edilmelidir. İlim ve ilim adamları desteklenmelidir. İlim, değerli, pahalı olmalıdır ki, talibi çok olsun. İlim, kâmil mânâda fikir hürriyetinin olduğu yerde gelişir. Fikir hürriyeti behemehal sağlanmalıdır. Her türlü fikrin ifade edilmesine imkan verilmelidir.
(1): “…Siz ne kadar az düşünüyorsunuz” (Mü’min-58).
(2): “…Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Çünkü akıllarını kullanmazlar’’ (Bakara-171).
(3): Edward Deming, Kalite yönetimi ilkeleri.







