Hesap tutmayan kalamaz! Civic mesaj bıraktı!
Hesap tutmayan kalamaz! Civic mesaj bıraktı!
Onur Yılmaz
Honda Civic’in Türkiye pazarından çekilmesi, sadece bir marka kararı gibi okunabilir. Ama mesele bundan çok daha büyük. Civic, Türkiye’de otomobil algısının yapı taşlarından biriydi. Yıllarca “ne alınırsa satılır” denilen, ikinci eli güçlü, sorunsuzluğu ile bilinen bir modeldi. Bugün bu otomobil Türkiye’de satılmıyorsa, bunun sebebi ne tasarım ne de performans. Sebep çok daha net... Hesap tutmuyor.
Resmi açıklamalarda sedan talebinin düştüğü işaret edilirken, sektör kulislerinde Japonya’dan ithal otomobillere getirilen yüzde 25-yüzde 30 ek gümrük vergisi gibi mali yüklerin fiyatları yukarı çektiği ve Civic’in rekabet avantajını erittiği konuşuluyor.
2026 itibarıyla otomobil piyasasında duygusal tercihler neredeyse tamamen geride kaldı. Alıcı artık otomobile bakarken donanım listesiyle değil, yıllık maliyet tablosuyla ilgileniyor. Anahtar teslim fiyat kadar, hatta ondan daha fazla, her yıl cebinden çıkacak para önemseniyor.
1.6 litre motorlu, orta sınıf bir sedan için 2026 şartlarında tablo oldukça net. Motorlu Taşıtlar Vergisi 10 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Yakıt gideri, yıllık ortalama kullanımda 50-60 bin lira aralığında seyrediyor. Sigorta, kasko ve rutin bakım masrafları eklendiğinde araç sahibi kontağı çevirmeden yıllık 80-90 bin lirayı bulan bir yükü kabullenmiş oluyor.
Bu maliyet yapısı, Honda Civic gibi C segment sedanlar için sürdürülebilir değil. Çünkü aynı bütçeyle daha düşük vergi diliminde, daha az yakan veya elektrikli bir otomobile yönelmek mümkün. Vatandaş da bunu yapıyor. Elektrikli otomobil satışlarındaki artış, sıkça söylendiği gibi çevre bilincinden kaynaklanmıyor. Bu artışın ana sebebi tamamen maliyet. 2026 itibarıyla elektrikli bir otomobilin yıllık MTV’si, benzer segmentteki içten yanmalı bir araca göre ciddi şekilde düşük. Yakıt gideri neredeyse dörtte bire iniyor, şehir içi kullanımda bakım masrafları sınırlı kalıyor.
2025 yılı Ocak-Kasım döneminde Türkiye’de otomobil ve hafif ticari araç satışları 1 milyon 176 bin 780 adet olarak kaydedildi. Binek otomobil satışları 938 bin 177, hafif ticari araçlar 238 bin 603 adet seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde SUV segmenti pazarda öne çıktı ve tüketici tercihlerini belirledi. Elektrikli araç satışları 166 bin 665 adet ile toplam otomobil satışlarının yaklaşık yüzde 17.8’ini oluşturdu. Hibrit araçlar ise yüzde 26.9 pay aldı. Benzinli araçlar 442 bin 650 adet satıldı. Rakamlar, Türkiye’de otomobil tercihinin artık sadece gövde tipi veya marka ile şekillenmediğini, maliyet ve kullanım verimliliğinin belirleyici olduğunu gösteriyor.
1987’den bu yana Türkiye yollarında olan Civic’in 2025 Ocak-Kasım satış rakamları yalnızca 14 bin 688 adet olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Toyota 80 bin 477, Nissan 26 bin 899 adet satış yaptı. Civic’in uzun yıllar süren “ne alınırsa satılır” algısı artık geçerli değil. Sedan segmenti, Türkiye’de giderek daralıyor. Bu uzaklaşma bir moda değişimi değil; tamamen zorunluluktan kaynaklanıyor. Park sorunu, yakıt maliyeti, MTV yükü ve şehir içi kullanım koşulları, C segment sedanlara olan talebi belirgin şekilde azaltıyor.
İkinci el piyasası da aynı dili konuşuyor. Yüksek motor hacmine sahip, yıllık vergisi yüksek otomobiller aylarca ilanda beklerken, düşük MTV’li ve ekonomik modeller çok daha hızlı el değiştiriyor. Galeride veya bireysel satışta fark yok; ortak cümle aynı... Arabaya değil, masrafına bakılıyor.
Elektrikli ve hibrit araçların yükselişi de bu tabloyu doğruluyor. 2022’de tamamen elektrikli otomobillerin toplam satışlardaki payı yüzde 1.3, 2024’te yüzde 10’a, 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde ise yüzde 17.8 bandına ulaştı. 2026’da elektrikli araçların pazar payının yükselmesi ve giderek daha fazla alıcı tarafından tercih edilmesi sürpriz olmayacak. Bu dönüşüm, sadece Civic’in değil, tüm C ve B segment sedanların geleceğini doğrudan etkiliyor.
2026 otomobil pazarı “çok satan” yılı olmayabilir, ama “çok düşünen” bir yıl olacak. Vatandaş artık otomobili bir statü unsuru olarak değil, zorunlu bir ulaşım aracı olarak görüyor. Bu durum, markaların stratejilerini de değiştirecek. Artık “en çok satan” değil, “en az yoran” otomobiller öne çıkacak.
Honda Civic’in Türkiye’den çekilmesi, bu değişimin özeti gibi. Bir model gitti ama geride çok net bir mesaj bıraktı. Otomobilde artık alışkanlıkların hükmü yok. Hesap yapmayan ayakta kalamıyor. Orta sınıf sedanların pazar payı giderek daralacak, elektrikli ve düşük maliyetli araçlar ana akım haline gelecek. Türkiye’de otomobil artık hevesle değil, defterle alınıyor. Civic’in vedası da bunun en sade ama en çarpıcı örneği olarak kayda geçti.