• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Onur Yılmaz
Onur Yılmaz
TÜM YAZILARI

Ekonomi üzerinden siyaset yapmak kimin işine yarıyor?

08 Ocak 2026
A


Onur Yılmaz İletişim:

Ekonomi üzerinden siyaset yapmak kimin işine yarıyor?
ONUR YILMAZ 

Türkiye ekonomisi ne zaman kritik bir eşikten geçse, benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Rakamlar tartışılmıyor, eğilimler konuşulmuyor, küresel şartlar görmezden geliniyor. Bunun yerine tek bir amaç öne çıkıyor... Ekonomi üzerinden siyaset yapmak. Peki ama gerçekten ekonomi mi konuşuluyor, yoksa algı mı yönetiliyor?

2025 yılının aralık ayı verileriyle birlikte yıllık enflasyon rakamları da netleşti. Resmi verilere göre yıllık enflasyon yüzde 30.89 ile 49 ayın en düşük seviyesine geriledi. Aylık artış ise sınırlı kaldı, yıllık ortalamalarda da düşüş eğilimi devam etti. Bu tablo bize enflasyonla mücadelede belirli bir mesafenin alındığını gösteriyor. Ancak muhalefet cephesinde bu veriler bir iyileşme göstergesi olarak değil, yeni bir tartışma malzemesi olarak ele alındı.


Bir yanda “rakamlar gerçeği yansıtmıyor” söylemi, diğer yanda “vatandaş bunu hissetmiyor” iddiası. Elbette vatandaşın mutfağındaki yangınla istatistik tabloları birebir örtüşmeyebilir. Bu, sadece Türkiye’ye özgü bir durum da değil. Enflasyonun yüksek seyrettiği tüm ülkelerde benzer tartışmalar yaşanıyor. Ancak sorun şu; bu farkı anlamaya çalışmak yerine, bilinçli şekilde büyütmek ve siyasetin merkezine yerleştirmek.


Ekonomik veriler bir bütündür. Enflasyonu tek başına ele alıp; üretimi, istihdamı, ihracatı, büyümeyi yok sayarak yapılan yorumlar eksiktir. 2025 yılı boyunca Türkiye ekonomisi, iç talepteki dengelenmeye ve küresel belirsizliklere rağmen büyümeyi sürdürdü. Uluslararası kuruluşların Türkiye için öngördüğü büyüme oranları, birçok gelişmiş ülkenin üzerinde seyretti. Buna rağmen bu tablo, muhalefetin söylemlerinde kendine pek yer bulamadı.

Çünkü mesele ekonomi değil, mesele siyaset...

Enflasyon rakamları üzerinden oluşturulan karamsar tablo, çoğu zaman bilinçli bir algı çalışmasının parçası hâline geliyor. Sosyal medyada dolaşıma sokulan grafikler, seçilmiş ürün fiyatları, bağlamından koparılmış veriler. Hepsi aynı amaca hizmet ediyor... “Her şey kötüye gidiyor” algısını canlı tutmak. Oysa ekonomi, sloganlarla değil verilerle değerlendirilmesi gereken bir alandır.



2025 Aralık verilerine bakıldığında, bazı kalemlerde hâlâ ciddi fiyat artışları olduğu görülüyor. Özellikle konut ve gıda harcamaları, hane halkı üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu gerçeği inkâr etmek mümkün değil. Ancak aynı zamanda enflasyon hızındaki düşüşü, talep dengelenmesini ve para politikasındaki sıkılaşmanın etkilerini de yok sayamayız. Gerçek tablo, siyah ya da beyaz değil; gri tonlardan oluşuyor.

Muhalefetin en büyük açmazı da burada ortaya çıkıyor. Ekonomiyi eleştiriyorlar ama nasıl bir ekonomi istediklerini net biçimde ortaya koyamıyorlar. Faiz politikası sorulduğunda net bir çerçeve çizemiyorlar. Üretim, sanayi, ihracat gibi başlıklarda somut hedefler sunamıyorlar. Yerli projeler, savunma sanayii yatırımları, otomotivde atılan adımlar ise ya küçümseniyor ya da yok sayılıyor.


Oysa ekonomi, ideolojik körlükle değil; akıl, planlama ve süreklilikle yönetilir. Sadece rakamların kötü yanını alıp siyaset üretmek, ülkeye kazanç sağlamaz. Tam tersine, yatırımcı güvenini zedeler, piyasalarda belirsizlik algısını artırır ve en çok da vatandaşa zarar verir.

Bir diğer önemli mesele de şu... Ekonomik sorunlar üzerinden sürekli kriz söylemi üretmek, toplumda umutsuzluk duygusunu besler. Bu durum tüketim davranışlarını, tasarruf eğilimlerini ve yatırım kararlarını doğrudan etkiler. Yani yapılan her sorumsuz açıklamanın, atılan her manipülatif başlığın ekonomik bir maliyeti vardır.



Eleştiri elbette yapılmalı. Yanlışlar söylenmeli, eksikler dile getirilmeli. Ancak bu eleştiri; rakamları çarpıtarak, küresel gerçekleri yok sayarak ve sadece siyasi kazanç hedeflenerek yapıldığında, yapıcı olmaktan çıkar. Ekonomi bir propaganda aracı değil, milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen bir alandır.

Türkiye ekonomisi bugün zorluklarla mücadele ediyor olabilir. Ancak meseleye yalnızca günlük dalgalanmalar üzerinden bakmak, büyük resmi ıskalamak anlamına gelir. Ekonomi, anlık siyasi çıkışlarla değil; planlama, süreklilik ve kurumsal akılla yönetilen bir alandır. Devlet aklı da tam olarak burada devreye girer.


Kısa vadeli popüler söylemlerle değil, orta ve uzun vadeli hedeflerle hareket eden bir ekonomi yönetimi, geçici sorunları kalıcı hasarlara dönüştürmez. Bugün atılan adımların etkisi, yarının rakamlarında, sonraki yılların dengelerinde ortaya çıkar. Bu nedenle ekonomiyi her veri açıklamasında siyasi polemiğin merkezine çekmek, ülkeye zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramaz.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey kriz dili değil; soğukkanlılık, sabır ve istikrardır. Devlet aklı, günü kurtarmaya değil, geleceği inşa etmeye odaklanır. Ekonomi de tam olarak böyle okunmalıdır. Siyasi kazanç uğruna yapılan abartılı yorumlar geçicidir. Ancak akılcı politikaların, üretimin ve güvenin kalıcı etkisi olur. Gerçek fark da tam bu noktada ortaya çıkar. Muhabbetle.

 

 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Siyaset yapmıyoruz beyefendi, biraz vatandaşın derdiyle ilgilenilsin istiyoruz.

Emekli

Ne siyaseti kardeşim. Yok endüşük maaşlara iyileştirme yapılacak ya diğerleri . 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23