• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Onur Yılmaz
Onur Yılmaz
TÜM YAZILARI

Asgari ücretle 2.5 yılda ikinci el, 4 yılda sıfır araç!

26 Şubat 2026
A


Onur Yılmaz İletişim:

Asgari ücretle 2.5 yılda ikinci el, 4 yılda sıfır araç!
ONUR YILMAZ 

Bir zamanlar birikim yapan, plan kuran, taksit hesabı yapan orta gelirli için otomobil ulaşılabilir bir hedefti. Şimdi ise birçok aile için bu hedef, her geçen ay biraz daha uzaklaşan bir menzil gibi görünüyor. Rakamlar soğuk olabilir ama anlatılan hikâye oldukça sıcak.

2024’te 17 bin lira olan net asgari ücret, 2025’te 22 bin lirayı, 2026’da ise 28 bin lirayı buldu. Gelir arttı, kazanç tarafında bir ilerleme görünür olsa da, rakamlar tek başına hayalleri taşımıyor. Fakat otomobil fiyatlarına baktığımızda aynı iyimserliği sürdürmek kolay değil.


OTOMOBİL HAYALİ KAÇ YIL SÜRÜYOR?

Bugün ikinci el piyasasında ortalama bir otomobilin fiyatı 800 ila 900 bin lira aralığında seyrediyor. Sıfır kilometre araçlarda ise giriş seviyesinde rakamlar çoğu markada 1 milyon 450 bin liranın üzerinde başlıyor. Şimdi bu tabloyu sade bir matematikle değerlendirelim.

2026 yılı net asgari ücreti olan 28 bin 75 lira üzerinden hesap yapıldığında, 800 bin liralık bir ikinci el araç yaklaşık 28.5 aylık gelire denk geliyor. 900 bin liralık bir araç için bu süre 32 aya yaklaşıyor. Başka bir ifadeyle, hiçbir harcama yapılmadan maaşın tamamı biriktirilse dahi iki buçuk ila üç yıl arasında bir süre gerekiyor.


Sıfır kilometre cephesinde tablo daha çarpıcı. 1 milyon 450 bin liralık giriş seviyesi bir araç, yaklaşık 52 aylık gelire karşılık geliyor. Bu da dört yıldan fazla bir süre demek.


Hayatın olağan akışı içinde kira, gıda, ulaşım ve diğer temel giderler varken bu birikimi yapmak neredeyse imkânsız.

2024 yılına döndüğümüzde asgari ücret 17 bin lira seviyesindeydi. O gün de otomobil sahibi olmak kolay değildi fakat bugünkü fiyat eşiği, psikolojik sınırları da yukarı taşımış durumda. Artık mesele yalnızca artış oranı değil, erişim süresinin uzaması. İnsanlar fiyatı değil, o fiyata ulaşmak için kaç yıl çalışması gerektiğini hesaplıyor.

Otomobil ülkemizde salt bir tüketim ürünü değil. Özellikle büyük şehirlerde işe yetişmenin, çocuğu okula güvenle götürmenin, aile büyüklerini hastaneye ulaştırmanın aracı. Bu nedenle otomobile erişim, yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkili.


PEKİ BU MESAFE NEDEN AÇILIYOR?


Otomotiv sektörü döviz kuru, üretim maliyetleri ve vergi yapısından güçlü biçimde etkileniyor. Küresel tedarik zincirindeki dalgalanmalar ve artan maliyetler fiyatları yukarı taşırken, vergi yükü nihai satış rakamını belirgin şekilde artırıyor. İç pazarda talep canlılığını korusa da geniş kesimlerin alım gücü aynı hızda toparlanamıyor.

Bir diğer başlık finansman. Taşıt kredilerinde faiz oranları ve vade sınırlamaları aylık taksitleri yukarı çekiyor. 800 bin liralık bir araç için dahi kullanılan kredide aylık ödeme birçok hanenin bütçesini zorluyor. Peşinat gerekliliği de ayrı bir eşik oluşturuyor. Bu şartlarda otomobil, planlanan değil ertelenen bir hedef hâline geliyor.


Yine de tabloyu yalnızca karamsar okumak doğru olmaz. Türkiye güçlü bir üretim kapasitesine sahip. Yerli üretimin payının artması, tedarik zincirinin güçlenmesi ve maliyetlerin dengelenmesi zaman içinde fiyat baskısını hafifletebilir. Finansman modellerinde daha uzun vadeli ve erişilebilir seçenekler geliştirilmesi de orta gelirli için nefes alanı açabilir.

Vergi yapısında özellikle giriş segmentine yönelik daha kademeli bir yaklaşım, piyasada denge sağlayabilir. Böyle bir adım hem sektörün dinamizmini korur hem de çalışan kesimin otomobile ulaşma süresini makul seviyelere çekebilir. İç pazarın sağlıklı büyümesi üretim, istihdam ve ihracat açısından da olumlu yansımalar doğurur.


Bugün gelinen noktada orta gelirli için otomobil kolay bir hedef değil. Fakat tamamen ulaşılmaz da değil. Mesele, fiyat ile gelir arasındaki mesafeyi azaltacak adımları atabilmek. İnsanların hayal kurabildiği bir ekonomik iklim, sadece tüketimi değil güven duygusunu da güçlendirir.

Belki de asıl soru şu; Bir çalışan, emeğinin karşılığıyla makul bir sürede bir otomobile ulaşabileceğine inanıyor mu! Bu inanç güçlendiğinde piyasalar da dengelenir, planlar da yeniden yapılır. Otomobil meselesi, aslında tam da bu güven meselesidir. Muhabbetle.


 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Avrupada

1 aylik Asgari ucretle bir ikinci el (2010 toyota kia vw kore grubu vs) arac alabilirsin
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23