6 Ekim 1657: Katip Çelebi'nin vefatı (İlim Adamı)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onlar, yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, İlim Adamı Katip Çelebi'yi hayırla yâd ediyoruz.
Asıl adı Mustafa, babasının adı Abdullah’tır. Kâtip Çelebi ve daire arkadaşları arasında da Hacı Halife diye anılmaktadır. Annesinin söylediğine göre, 1609 yılında İstanbul’da doğmuştur. Kâtip Çelebi, beş ya da altı yaşına geldiği zaman, babası kendisine Kırımlı İmam İsâ Halifeyi hoca tuttu. Bu hocadan Kur’an okumayı, tecvîdi, namazın şartlarını öğrendi.
Sonra Mesih Paşa Dârülkurrâsı’nda ondan okuduklarını ezbere dinletti. Zekeriyya Ali İbrahim Efendi ile Nefes-zade’den ders gördü ve Kur’an-ı Kerîm’i yarısına kadar ezberlemekle yetindi. Daha sonra bir başkasından, İlyas Hoca’dan, Arap gramerini okudu. Böğrü Ahmet Çelebi diye tanınan hattattan yazı dersleri aldı. 1634’te IV. Sultan Murat’la Revan seferine gitti. On yıl kadar, ordu ile türlü seferlerde bulunduktan ve böylece hacc ve gazâ işi tamam olduktan sonra, kendisini büsbütün ilm-i şerîf tahsiline vermek üzere İstanbul’a döndü. İstanbul’da kendisine kalan küçük bir mirası kitaba verdi.
Halep’te oturduğu sırada sahhaf dükkânlarında gördüğü kitapları inceleyerek adlarını yazmaya başlamıştı. On yıl kadar geceli-gündüzlü, kendisini tamamıyla incelemeye ve araştırmaya vermiş olan Kâtip Çelebi, bir kitabı okurken kendisini unutur, odasında güneşin batmasından doğmasına kadar mum yanardı ve bundan hiçbir usanç duymazdı.
Bu zaman içinde öğrenciler de kendisinden ders görmekte idi. Şeyh Mehmet İhlâsî’nin yardımıyla kimi eserleri de Latince’den dilimize çevirdi. 1067 (6 Ekim 1657) yılı sonlarında, sabah kahvesini içerken, fenalık hissederek, fincan elinden düşmüş ve birden ölmüştür. Mezarı, Zeyrek Camii’ne varmadan mektebin altındaki sebilin bitişiğinde, küçük bir avludadır. 1953’de kendisine yeni bir mezar yaptırılarak bir de kitabe yazılmıştır.