• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İran'dan sert açıklama: 'Düşmanla müzakere etmenin anlamı yok!'

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
İran'dan sert açıklama: 'Düşmanla müzakere etmenin anlamı yok!'

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile görüşmesinde ABD ile yürütülebilecek müzakerelere ilişkin sert mesajlar verdi. Pezeşkiyan, sürekli yaptırım uyguladığını, suikastlar düzenlediğini ve yapılan anlaşmaları bozduğunu söylediği ABD ile müzakere edilmesini anlamsız bulduğunu ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile görüşmesinde ABD ile yürütülebilecek müzakerelere ilişkin sert mesajlar verdi. Pezeşkiyan, sürekli yaptırım uyguladığını, suikastlar düzenlediğini ve yapılan anlaşmaları bozduğunu söylediği ABD ile müzakere edilmesini anlamsız bulduğunu ifade etti.

İran Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Pezeşkiyan ile Mirzoyan başkent Tahran’da görüştü.

Pezeşkiyan görüşmede yaptığı açıklamada, “ABD ile sorunumuz, her masaya oturduğumuzda bize savaşın dayatılmasıdır.” diyerek, Washington yönetiminin üç kez müzakere sırasında ülkesine saldırı düzenlediğini, bunun da "ABD’nin diyalog peşinde olmadığını ve aksine İran’ı yıkma niyetinde olduğunu gösterdiği" değerlendirmesinde bulundu.


 

Pezeşkiyan, İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından en çok denetlenen ülke olduğunu, buna rağmen ABD’nin "asılsız iddialarla" İran’a baskı yaptığını söyledi.

ABD’nin Minab’daki okul saldırısının ve saldırıda şehit olan 168 çocuğun hesabını vermediğini ve buna rağmen insan haklarından bahsettiğini belirten Pezeşkiyan, “Her zaman suikastlar düzenleyen, yaptırımlar uygulayan, baskı kuran ve anlaşmaları bozan düşmanla (ABD) müzakere etmek anlamlı değil ve milletimiz bunu kabul etmiyor.” dedi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki bitmek bilmeyen bu "Düşman Kardeşler" tiyatrosu, aslında uluslararası ilişkiler tarihinin en başarılı ve en uzun soluklu ortak yapımı olabilir. Büyük Şeytan ile Küçük Kıyamet: Savaşmamanın Dayanılmaz Hafifliği Uluslararası ilişkiler teorileri bize devletlerin ulusal çıkarları için rasyonel davrandığını söyler. Ancak ABD-İran ilişkileri söz konusu olduğunda rasyonellik, yerini muazzam bir "danışıklı dövüş" tiyatrosuna bırakır. İki ülke de kırk yıldır birbirine parmak sallıyor, "Seni bitireceğiz!" diye haykırıyor ama ne hikmetse iki taraf da bir türlü o son yumruğu vurmuyor. Neden vursunlar ki? Mevcut durum, iki tarafın da iç ve dış politikada ihtiyaç duyduğu en konforlu "gaddar düşman" illüzyonunu besliyor. 1. İç Politika İçin "Hazır Reçete" Olarak Düşmanlık İran’da ekonomi mi kötüye gidiyor? Enflasyon kontrolden çıkıp para birimi pul mu oldu? Çözüm çok basit: Cuma namazından sonra "Kahrolsun Amerika!" diye bağırmak. Ortada somut, her an saldırmaya hazır bir "Büyük Şeytan" olduğu sürece, halka "Bakın, biz aslında harika yönetiyoruz ama hep bu dış güçlerin yaptırımları yüzünden bu haldeyiz" masalını satmak inanılmaz derecede kolaydır. Düşmanla müzakere edip anlaşmak, İran yönetimi için kendi varlık sebebini (meşruiyetini) yok etmek demektir. Anlaşırlarsa, ülkedeki tüm başarısızlıkların faturasını kime kesecekler? Madalyonun diğer yüzünde ise Washington var. ABD'de ne zaman savunma bütçesinin artırılması gerekse ya da ne zaman Orta Doğu'ya milyarlarca dolarlık yeni silah sistemleri satılmak istense, Pentagon’un tozlu raflarından hemen bir "İran Tehdidi" dosyası indirilir. Kongre’de bütçe görüşmeleri tıkanınca, "Ama İran nükleer silah yapıyor!" haykırışı yükselir ve o trilyon dolarlık askeri bütçeler jet hızıyla onaylanır. İran olmasa, ABD silah lobisi Orta Doğu’daki körfez ülkelerine o pahalı hava savunma sistemlerini nasıl satacak? 2. "Seni Hiç Sevmiyorum Ama Gitmeni de İstemiyorum" İki tarafın liderleri de aslında birbirinin en büyük koruyucu meleğidir. Trump veya Biden fark etmeksizin, ABD liderleri İran'ı tehdit ettikçe İran içindeki şahinler (muhafazakarlar) güç kazanır ve halka "Gördünüz mü, batı güvenilmezdir" der. Aynı şekilde, İran Cumhurbaşkanı çıkıp "Düşmanla müzakere etmenin anlamı yok!" diye sert açıklamalar yaptığında, Washington’daki neomuhafazakarlar ellerini ovuşturup "Bakın, bunlarla diplomasi yürütülemez, acilen yeni füzeler üretmeliyiz" diye bütçe talep eder. Bu, dünyadaki en uyumlu çalışan çarklardan biridir. Bir tarafın radikal açıklaması, diğer tarafın radikal bütçe artışını besler. Karşılıklı olarak birbirlerinin radikallerini iktidarda tutmak için adeta gizli bir centilmenlik anlaşması imzalamış gibidirler. 3. Sonuç: Barış Ortaklığa Zarar Verir Eğer bir gün yanlışlıkla ABD ve İran gerçekten masaya oturup el sıkışırsa, bu iki ülkenin de bürokrasisinde büyük bir işsizlik dalgasına yol açar. Yüzlerce düşünce kuruluşu, binlerce Orta Doğu uzmanı ve milyarlarca dolarlık istihbarat bütçeleri bir anda boşa çıkar. Bu yüzden, Pezeşkiyan’ın "Müzakere yok!" çıkışları ya da ABD'nin yeni yaptırım paketleri, aslında birbirlerine gönderdikleri birer aşk mektubudur. "Biz bu oyundan çok memnunuz, sakın düzeni bozma" demenin diplomatik yoludur. Biz dünyalılar da ekran başında "Aha şimdi savaş çıkacak" diye patlamış mısırımızı yerken, onlar sahne arkasında bu kurgusal düşmanlığın getirdiği milyarlarca doların ve garantilenmiş koltukların tadını çıkarırlar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23