• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

6 Ekim 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
6 Ekim 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Fotoğrafını istifadelerinize sunuyoruz... (6 Ekim 2026)

ÂYET - VAHYİN DİLİNDEN:



(١٤٢) اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْۚ وَاِذَا قَامُوٓا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰىۙ يُرَٓاؤُ۫نَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَلٖيلًاؗ

Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla  

(142) Münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar. Hâlbuki Allah onların oyunlarını kendi başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler.

(Nisâ Suresi, 4/142)         (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)


 TEFSİRİ:

Münafıkların daha yakından tanıtıldığı bu iki âyette şu özelliklerinin altı çizilmektedir:

a) Münafıklar Allah’ın sevgili kulları olan müminler için hazırladıkları tuzaklar, uyguladıkları taktikler, onları içten çökertmek için aldıkları tedbirler yoluyla başarıya ulaşacaklarını umarken bütün bunların Allah Teâlâ’nın bilgisi altında cereyan ettiğini, O’nun her şeyi görüp işittiğini unutuyorlar ve böylece gülünç duruma düşüyorlar. Gizli kamera ile rezaletleri filme alınıp sonra ilgililere gösterilince, yaptıkları ortaya çıkınca gülünç, mahcup ve perişan olanlar misali münafıklar da yaptıklarını Allah’ın müminlere bildirmesi sebebiyle rezil ve rüsvâ olmaktadırlar.

b) Kendilerini müslüman göstermek durumunda olan münafıklar cemaatle namaza iştirak etmek mecburiyetinde kalmaktadırlar. Bu ise onların zoruna gittiğinden, kendilerine ağır geldiğinden isteksiz davranmaktadırlar. Maksatları yalnızca gösterişten, kendilerini müslüman göstermekten ibaret olduğu için namaza sadece şekil yönünden katılmaktadırlar. Allah’ı anmaları ve hatırlamaları da bu çerçevede (evlerinde namaz kılmadıkları, namazda ancak duyulacak yerlerde zikre katıldıkları için) az olmaktadır.


 c) Münafıkların hayatı, iç ve dış dünyaları tam bir istikrarsızlık tablosudur. Devamlı bir huzursuzluk, dikkat, açık vermeme korkusu, iki tarafı memnun etme arzusu içinde yaşamakta, ömürlerini böyle tüketmektedirler. İnanmadıkları için müminlerle tam bir iş birliği içinde olmadıkları gibi gizli kâfirlikleri anlaşılmasın diye kâfirlerle de tam bir iş birliği ve dayanışma yapma imkânını bulamamaktadırlar.

d) Kendi iradeleriyle bu yolu seçen kimseleri Allah zorla imana sevketmez. Kendileri istemeyince –Allah da cebren imana getirmediğinden– kimsenin onları hidayete kavuşturması mümkün olmamaktadır.

e) 145. âyette geleceği üzere münafıkların cehennemdeki yerleri, açıkça inkâr yolunu seçenlerin yerlerinden daha aşağılayıcı ve daha ziyade acı ve ıstırap verici bir kattır. Kur’an’a göre bütün kâfirler azap çekeceklerdir, ancak bunlardan üç grubun azabı diğerlerinden daha şiddetli olacaktır: 1. Hz. Îsâ’dan, gökten sofra indirme mûcizesini talep edenler örneğinde olduğu gibi mûcizeyi gördükten ve hak dinin delilleri apaçık ortaya çıktıktan sonra inkârda ısrar edenler (Mâide 5/115). 2. Firavun örneğinde görüldüğü gibi zayıflara din ve inançları yüzünden baskı yapanlar ve küfre önderlik edenler (Gâfir 40/46). 3. Münafıklar.

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 167-168 


  HADİS - ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)   

“Münafık, iki sürü arasında gidip gelen şaşkın koyun gibidir. Bir o sürüye gider, bir bu sürüye!” (Müslim)

“Şu dört özellik kimde bulunursa o, tam bir münafık olur. Kimde bu niteliklerden biri bulunursa onu terk edinceye kadar kendisinde münafıklıktan bir özellik vardır: Kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde cayar. Husumet sırasında haktan sapar.” (Buhârî, Îmân, 24)

“Kıyamet günü Allah katında insanların en kötülerinin şunlara bir yüzle, bunlara diğer bir yüzle gelen ikiyüzlüler olduğunu görürsün!” (Buhârî, Edeb, 52)

GÜNÜN SÖZÜ:





GÜNÜN FOTOĞRAFI:


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Modern Cahiliyenin Yeni Tuzağı: Anime Maskeli İfsat ve Yuvamızı Koruma Davası Toplumun kalbi ve ümmetin sarsılmaz kalesi olan aile yapımız, modern cahiliyenin, küresel şer odaklarının ve ahlaki yozlaşma rüzgarlarının açık hedefi haline getirilmiştir. İnsanı ahlaken eğitmeden, sadece zihnen ve madden yetiştirmenin topluma nasıl büyük bir bela kazandırdığını her geçen gün daha net görüyoruz. Batı sömürgeciliğinin ve seküler hayat tarzının dayattığı içi boş "kişisel gelişim" masalları yerine, kadim medeniyetimizin köklerine, milli ve manevi değerlerimize dönmek, şahsiyetimizi ve yuvamızı korumak için yegane çaredir. Gerçek bir kişilik gelişimi ve toplumsal ihya, ancak ve ancak nefis terbiyesiyle ve mukaddes aile çatısının pratik adımlarla tahkim edilmesiyle mümkündür. Bu ulvi mücadelenin ilk harcı, mümin bir şahsiyete yakışır şekilde dili ve kalbi günahlardan muhafaza etmektir. Olgun ve gelişmiş bir karakterin en bariz vasfı, toplumsal huzuru dinamitleyen gıybete, dedikoduya ve başkalarının arkasından konuşma acizliğine tevessül etmemesidir. Gıybet, yani din kardeşini arkasından hoşlanmayacağı şekilde anmak, bireyin manevi dünyasını kararttığı gibi toplumu içeriden çürüten sinsi bir zehirdir. Gelişmiş bir kişilik, meclislerinde insanların eksiklerini ve ayıplarını değil; ilmi, ahlakı, adaleti ve İslam'ın izzetini konuşur. Başkalarını kötüleyerek itibar devşirmeye çalışmak sefilliktir; asıl itibar, adaletli ve elif gibi dik bir duruş sergileyerek kazanılır. Yuvamızı modern çağın ifsâdına karşı muhafaza etmek için atılacak en önemli pratik adım ise, aile içinde adalet, şefkat, helal lokma ve vazife bilincini hakim kılmaktır. Reisin vazifesi helal rızkı temin etmek; annenin vazifesi ise bu helal imkanlarla haneyi manevi bir medreseye dönüştürmektir. Şer odaklarının internet, sosyal medya ve sokaklar üzerinden evlatlarımızı hedef aldığı bu fetret devrinde tehlike artık kapımıza, mahallemize kadar dayanmıştır. İşte geçtiğimiz günlerde İstanbul Ümraniye’de yaşanan "anime" temalı sözde çocuk etkinliği, tehlikenin boyutunu gözler önüne sermiştir. Masum birer "çizgi film" maskesi arkasına gizlenen, ancak özünde batı ve uzak doğu menşeili sapkın felsefeleri barındıran bu küresel kültür dayatmaları, yabancı yaş sınıflandırma kuruluşlarının (BBFC) dahi itiraf etmek zorunda kaldığı üzere; evlatlarımızın zihinlerine şiddeti, nihilizmi ve ahlaksızlığı zerk etmektedir. Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkan, körpe zihinlerin önüne sapkın figürleri koyan bu kontrolsüz organizasyonlara karşı yükselen toplumsal feryat ve haklı tepki, milletimizin mayasının hala taze olduğunun nişanesidir. Anne ve babalar olarak evlatlarımıza bu ne idüğü belirsiz yabancı akımlara karşı mesafe koymayı öğretmeli, maddi imkanları israfa kaçmadan bir disiplinle sunmalı ve onları manevi bir koruma kalkanı altına almalıyız. Son olarak, akrabalık bağlarını diri tutmak gayesiyle icra edilen aile toplantılarını birer manevi olgunlaşma meclisi haline getirmeliyiz. Bu buluşmalar, dünya kelamı etmek, lüzumsuz siyasi tartışmalara girmek veya dedikodu yapmak için değil; sıla-i rahim şuuruna ermek için bir vesile kılınmalıdır. İkramlarda gösterişten ve israftan kaçınılmalı, vakur bir duruş sergilenmeli, şakaların dozuna dikkat edilerek kimsenin alaya alınmasına müsaade edilmemelidir. Bu seviyeli ve dualı meclisler, çocuklarımıza büyüklere hürmeti ve İslam hukukunu bizzat yaşayarak öğretecektir. Unutulmamalıdır ki, öz değerleriyle sur gibi tahkim edilmiş bir aile yapısı, topyekun çürümeye karşı ümmetin önündeki en sarsılmaz settir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23