Vahdettin’e hain diyenlere en okkalı tokat Ecevit’ten gelmişti
Vahdettin’e hain diyenlere en okkalı tokat Ecevit’ten gelmişti
MUSTAFA ARMAĞAN
Dün eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in 19. ölüm yıldönümüydü. Beklenebileceği gibi sosyal medyada Ecevit medhiyeleri yarıştı. Dürüsttü, demokrattı, kültürlüydü vesaire diyenler kuyruğa girmişti.
Bir vefat yıldönümü mesajında merhumun olumsuz tarafları pek gündeme getirilmez ama bazı hakikatleri de söylemenin sırasıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Ecevit 1974 yılında merhum Necmettin Erbakan’ın başkanı olduğu Milli Selamet Partisi ile CHP’nin koalisyon yapmasını sağlayarak tarihî hamlesini yapmıştır. CHP’nin geçmişte yaptığı hataları itiraf eden ve bunları “tarihî yanılgı” kavramıyla ifade eden Ecevit bu koalisyon kararı ile MSP’yi siyaset sahnesinin göbeğine taşımış, bir bakıma önünü açmıştı.
Tabii 25 yıl sonra bu defa Refah Partisi milletvekili Merve Kavakçı’yı “Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz” çıkışıyla Meclisten kovmaya kalkması affedilir cinsten bir hata değildir.
Öte yandan neredeyse 50 yıldır başında bulunduğu partiden İsmet İnönü’yü göndermesi CHP tarihinde bir dönüm noktası olmuştu.
Bunlar hep siyaset.
Beni ilgilendiren tarafı ise fikir boyutu. Bir de yakın tarihe hizmeti.
Belki unutuldu ama Ecevit bundan 20 yıl önce köşesine çekilmişken öyle bir açıklama yapmıştı ki sağ da sol da sarsılmış, Cumhuriyetin büyük tabusuna dokunmuş ve Türkiye günlerce bu açıklamayı konuşmuştu.
Açıklamasının özü cümleydi: Sultan Vahdettin hain değildir.
Bu, o güne kadar Türkiye’de bir siyasetçinin ağzından, hele bir eski CHP genel başkanından duyulması mümkün olmayan cesurca bir açıklamaydı.
Gerçi bizim cenah bunu evvel eski gündeme getirir ve Necip Fazıl da 1968 yılında “Vatan Haini Değil Büyük Vatan Dostu Vahidüddin” adlı kitabında bu cümleyi alenileştirmiştir ama laik-Kemalist-CHP cenahı için kaldırılır cinsten bir söz değildir. Unutmayın ki Necip Fazıl bu kitabından aldığı 5816 sayılı kanuna muhalefet cezası sırtındayken ahirete yürümüştü.
Ecevit Temmuz 2005 tarihinde yaptığı açıklamada Sultan Vahdettin’in hain olmadığını söylemekle kalmıyor, o güne kadar da Vahdettin haindir diye bir açıklaması olmadığını söylüyor, yani ürküp kenara çekilmek bir yana, sözünün arkasında duruyordu.
İşte Ecevit’in 17 Temmuz 2005 tarihinde Hürriyet gazetesine söyledikleri:
“Ben Vahdettin için hiçbir zaman hain demedim. Çünkü ne kadar zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamış. Bu koşullar altında bile birçok önemli iş yaptı.”
Ecevit’in başka sözleri de yer alıyordu haberde. Mesela şunlar:
“(Vahdettin) Kurtuluş Savaşı’na açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul’dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu.”
10 gün sonra ise CNN Türk’te “Ankara Kulisi” programına eşi Rahşan Ecevit’le birlikte katılan Bülent Ecevit kendisine Vahdettin’in vatan haini olmadığı kanaatine nasıl vardığı sorulunca üslubu nedeniyle kimseye “hain” ithamında bulunmadığını belirterek “Bu soruları yanıtlayabilecek durumda değilim, bu tarihçilerin veya konuyu incelemiş yazarların işi” dedi. Ecevit ayrıca “600 yıllık devletin çöküşü Vahdettin’in omuzlarında kaldı. Bu dayanılabilecek bir ıstırap değil. Ayrılırken de devletini soymamış. Dahi de olsa, İstanbul’da yapabileceği bir şey yoktu. İnsaflı olmak lazım” demişti.
Acaba diyorum, dün Ecevit’e övgüler düzenler onun Cumhuriyet ideolojisinin en inatçı tabularından sayılan Sultan Vahdettin’in hainliğine inanmadığını üzerine basa basa söylediğini hatırlamış olsalar aynı minvalde tvit atarlar mıydı? Atardık diyorlarsa ya ikide bir Sultan Vahdettin’e hain demeyi bırakıp bu sözlerin sahibine saygı duyarak onlar da “Vahdettin hain değildi” demeye buyursunlar veya Ecevit’i yeniden değerlendirsinler.
Nasıl olsa bir gün Ecevit’in dediği noktaya gelecekler ama yol yakınken dönsünler derim. Tarihin akışı bunu gösteriyor çünkü.