• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

İzmir’in işgalinde şehid Albay Süleyman Fethi neden anılmaz?

19 Mayıs 2024
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

Bazıları soruyor: Neden tabulara dokunmakta ısrar ediyorsunuz? (Tabii böyle nazikâne değil, köpürerek.) Diyorum ki, evet başka önemli meseleler var ama bizim konjonktürel değil, yapısal derdimizi halletmemiz lazım. Bu ülkede Bediüzzaman’ın dediği gibi “bir zındıka komitesi” üzerinden İslam’a bir oyun oynandı; bir asır sonra bazı perdeleri değişse de oyunun kendisi halen hem de devlet eliyle ve zoruyla sahnelenmekte (katılmamak gibi bir seçeneğiniz de yok). İşte asıl bu oyunu bozmalıyız.

Erdoğan Sorguç, İzmir›in İşgali ve Sözde İlk Kurşun adlı kitabında1919 Mayıs’ındaki gazete, rapor ve tanıklara uzanarak Hasan Tahsin’in belgelerdeki izini sürmeye kalkmış. Bu taramadan 1942’ye kadar ismi sadece İzmir’de şehit edilenler arasında geçerken Rahmi Apak’ın hatıratındaki bir ifade çarpıtılarak “Yunan’a ilk kurşunu sıkan kahraman” haline getirildiğini öğreniyoruz.

İşgal sırasında İzmir’de bulunmayan Apak, herhangi bir belge veya kanıt göstermeden sadece kendisine anlatılanları nakleder, “Bu silahı Hasan Tahsin isminde bir gencin patlattığını ve kendisini de orada Yunan askerlerinin öldürdüğünü herkes söylüyor” der. Görmemiş ama söylentileri aktarmış. İşte Hasan Tahsin’in ilk kurşun efsanesi böyle başlamış, 50’li ve 60’lı yıllarda bu cümle kanıt sayılmış ve 70’lerin başlarında heykele giden yola taşlar döşenmiş.

Dert şu: Milli Mücadele Kâzım Karabekir Paşa’nın Şark Cephesi yok sayılarak İzmir’de ve Yunanlara karşı başlatılmalı, başlatan da gazetesinde kadınların açılıp saçılması gibi ‘laik’ fikirlere sahip bir Sabetaycı olmalıdır. Genelkurmay Başkanlığının ilk kurşunun Hatay’ın Dörtyol ilçesinde atıldığını tescil ettiğini ve bizzat Gazi’nin Nutuk’ta Hasan Tahsin’in adını dahi anmadığını biliyoruz. Hatta Hasan Tahsin’in adını anmayan Nutuk’ta ilk kurşunun 28 Mayıs 1919’da Ayvalık’ta Ali Bey tarafından atıldığı gerçeği “Bu tarihe kadar Yunan kıtaatı hiçbir tarafta ateşle mukabele görmemişti” sözleriyle dile getirilmişti.

O zaman soralım: 

İlk Kurşun Anıtı da, Yunan’a ilk kurşunu attığı ders kitaplarına kadar sokulan Hasan Tahsin de Nutuk’u yalanlamaktadır. “28 Mayıs’a kadar Yunan’a ateş açılmamıştı” diyen Gazi mi doğruyu söylemektedir yoksa Yunan’a ilk kurşunun 16 Mayıs’ta atıldığını yazan sözde Kemalistler mi?

Üniformamı padişah taktı

Öte yandan İzmir’in işgali sırasında heykeli dikilecek biri varsa o kişi tarihten silinen Albay Süleyman Fethi’dir. İzmir Asker Alma Dairesi Başkanı olan Süleyman Fethi Bey’in neden kahraman yapılmadığını ve adının ilk kurşun anıtındaki şehitler arasına neden yazdırılmadığını birazdan siz de anlayacaksınız. Hiç resmi tarihe yakışır mıydı Kur’an okuyan, palikaryaların dipçikleri altında bile “Yaşasın Müslümanlık” diye bağıran ve padişahın giydirdiği üniformayı ölümü pahasına çıkarmayı reddeden birini kahraman ilan etmek? Mutlaka laik ve İttihatçı bir kahraman bulunmalıydı. Hasan Tahsin bunun için icad edildi işte.

Süleyman Fethi Bey’in suçunun ne olduğunu, 1920 yılında basılan “İzmir’de Neler Oldu?” başlıklı kitapçıktan öğreniyoruz. (Süleyman Fethi Bey’in bir özelliği de İstanbullu bir şeyhin oğlu olmasıdır, diyelim de, anlayın vaziyetin anhasını minhasını.) Kitapçık gayet içli bir dille gerçek bir Osmanlı subayının nasıl kahramanca şehid olduğunu şöyle anlatır:

“Süleyman Fethi Bey Yunan’ın İzmir’e çıktığı gün kışlada Kur’an-ı Kerim okurken Yunanlıların hücumuna maruz kalmış ve elinden Kur’an-ı Kerim’i alıp (haşa) ayaklarıyla çiğnemeğe başlayan bir Yunan subayına vurduğu bir tokattan dolayı ilk şehadet süngüsünü omuzu üzerinden almıştır. Bu arslan, yarasının kanlarına bakmaksızın eğilerek o mübarek Kur’an-ı Azimüşşan’ı yerden almış ve omzundan akan kanlara karıştırdığı gözyaşlarıyla ıslatarak öpüp başına koymuş ve bu sırada etrafını alan 20 kadar Yunan asker ve subayının ikinci bir hücumuna maruz kalmıştır.

Odaya giren askerler merhuma ellerini kaldırmalarını emretmişler. Demiştir ki: ‘Ben bir kumandan ve albayım. Amirimden başkasından emir almam.’ Bu söz merhuma ikinci bir süngünün daha yara açmasına sebep olmuştur. ‘Üniformalarını çıkar!’ teklifine karşı o mübarek şehid şu cevabı vermiştir: ‘O üniformayı bana padişahım taktı, ancak onun emri çıkartır.’ Yunanlılar azgın birer canavar gibi merhumun üzerine çullanarak üniformalarını parçalamış ve belinden çıkardıkları kayışla kafasını gözünü birkaç yerinden yarmışlardır. Dördüncü teklif şuydu: ‘Zito (yaşa) Venizelos diye bağıracaksın!’ Bilhassa bu son teklife ‘Yaşasın Osmanlılık, benim kanımın döküldüğü bu topraklar inşallah size mezar olacaktır’ diye cevap vermiş, bu cevap üçüncü bir süngünün daha vurulmasına sebep olmuştur.

Yüz binlerce halkın arasında dipçiklenen bu yaralı arslan her teklife, ‘Yaşasın Müslümanlık’ cevabını ve her defasında bir dipçik, bir süngü yarası ala ala kanlar ve çamurlar içinde tam yarım saat Kordon’un kaldırımlarını mübarek kanıyla sulaya sulaya vapur iskelesine kadar gelmiştir. Burada sekizinci yarayı almış ve takati kesilerek kıbleye dönmüş ve ‘Allah’ım, sen Müslümanları bu cellatlardan kurtar!’ duasını müteakip yüzükoyun secdeye kapanmıştır. O aralık yetişen Amerikalılar Fethi Bey’i al kanlar içinde hastahaneye götürmüşlerdir. O muazzam şehid bir gün sonra orada gözyaşları dökerek ve ehl-i İslam’ın selameti için dualar ederek Allah’ına temiz ve muhterem ruhunu teslim eylemiştir (rahmetullahi aleyh).”

Kur’an’ını düşman çizmesi altında çiğnetmemek, din ve devletinin itibarını korumak uğruna şehid olmayı bir şeref bilen Süleyman Fethi Bey’i İzmir’in işgalini anarken unutmak bize yakışıyor mu?

Yakışıyor ve daha ne unutulan gerçek kahramanlarımız var. Sahte kahramanlardan kurtulmanın vakti geldi de geçiyor bile.

1931 tarihli ders kitabı ne yazmış?

Gazi zamanında devlet tarafından bastırılan ders kitabında Hasan Tahsin’in adı dahi geçmezken Süleyman Fethi’nin şehadet hadisesi şöyle anlatılmıştır:

“Yunanlılar, kışladan ve hükümet konağından çıkardıkları askerlere, memurlara, zabitlere süngü ve dipçik tehditleri altında baş açtırıp ‘Yaşasın Venizelos!’ diye bağırtmak istiyorlardı. 17 inci Kolordu Ahzi Asker Heyeti Reisi Erkânıharbiye Miralayı Süleyman Fethi Bey, bu tehdide karşı başını kaldırdı, göğsünü kabarttı, çıkartılmak istenilen serpuşunu eli ile başında tutarak ‘bağırmam!’ dedi. Derhal birkaç dipçik ve süngü darbesiyle şehit edildi.” (Tarih IV, Maarif Vekaleti, 1931, s. 29.)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vatandaş

Allah rahmet etsin, razı olsun.

H.Y.E

Tarihin tozlu raflarından indirilecek gerçek tarihe ait belgeler Kemalistlerin onları zayi etmesinden korunarak umumun bilgisine sunulursa en hayırlı hizmetler yapılmış olur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23