• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI

İnönü’nün bitmeyen koltuk sevdası ve Alev Coşkun’un masalları

30 Mayıs 2025
A


Murat Alan İletişim: [email protected]

İnönü’nün bitmeyen koltuk sevdası ve Alev Coşkun’un masalları

MURAT ALAN

Alev Coşkun Cumhuriyet’teki son yazısında yine bildiğimiz gibi..

Tarihin üzerine kalın bir sis perdesi çekip, hakikati ters yüz eden bir edayla 27 Mayıs darbesine zemin hazırlayanları aklamaya çalışıyor. Yazısının merkezine ise İsmet İnönü’nün meşhur sözünü yerleştiriyor: “Bir daha gitmem sevdasına kapılan siyasetçi, kötü yola sapar.”

Sözün sahibi, Türk siyaset tarihinin en uzun ömürlü koltuk sevdalısı İsmet Paşa.

Evet, ironinin doruk noktası. Bunu söyleyen, 17 yıl başbakanlık, 12 yıl cumhurbaşkanlığı, 4 yıl da darbe sonrası fiili iktidar sahibi olan bir adam.

Ama ne gam! Alev Bey, bu sözün üzerine neredeyse “marş yazacak” kadar heyecanlı. Oysa hafızası biraz daha güçlü olsaydı, İnönü’nün sözleriyle kendi pratiği arasındaki uçurumu görür, belki de bu kadar hevesli olmazdı.

Tek Parti Dönemi (1923–1950):

l 17 yıl başbakan, 12 yıl cumhurbaşkanı. Atatürk’ün ardından, hem CHP’nin hem de devletin mutlak hâkimi oldu.

l 1946 Seçimleri: “Açık oy, gizli tasnif.” Bu formülle demokrasiyi kâğıt üzerinde başlattı, ama sandığı daha doğmadan boğdu.

l Muhalefet Neferlerine Kelepçe: DP’lilerin mitingleri jandarma copuyla dağıtıldı, muhalif gazeteler kapatıldı. Menderes ve arkadaşları CHP’den ihraç edildi; demokrasi ise kelime olarak bile fazla geldi.

1950 Sonrası: Gitmiş Gibi Yapıp Geri Gelme Dönemi

l “Küskün Adam” Kostümü: Seçimle iktidarı kaybetti ama muhalefetteyken bile perde arkasında kalmayı hiç bırakmadı. Askerle, yargıyla, bürokrasiyle bağlarını koruyarak vesayet düzenini ayakta tuttu.

l 27 Mayıs’ın Gölgesindeki Adam: 1960 darbesine giden süreçte, İnönü’nün ordu içindeki bazı isimlerle diyaloğu sır değil. Darbe sonrası CHP’nin yeniden merkezde yer alması, bu ilişkinin “tesadüf” olmadığını gösterdi.

l Yassıada Sessizliği: Menderes ve arkadaşları idama götürülürken, İnönü’nün tek bir ağız dolusu itirazı olmadı. Hukuk değil, intikam çalıştı. Sessizlik ise, siyasetin en soğuk diliydi.

Koltuk Sevdasının Finali daha da vahim..

İsmet İnönü kaybedince sinirinden CHP’yi bile terk etti. 

l İnönü, 1972 yılında Bülent Ecevit karşısında CHP genel başkanlığı seçimini kaybettikten sonra partiden istifa etti.

l 7-8 Mayıs 1972 tarihindeki CHP 5. Olağanüstü Kurultayı’nda, Ecevit’in listesi 709 oy alarak İnönü’nün listesini (507 oy) geride bıraktı.

l Bu yenilginin ardından İnönü, 8 Mayıs 1972’de genel başkanlıktan istifa etti ve 5 Kasım 1972’de CHP üyeliğinden ayrıldı.

l Adam hırsından ve öfkesinden CHP’den istifa etti. İstifa gerekçesi olarak ise, parti politikalarının kendisi için sakıncalı bir yönde değiştiğini belirtti.

l Yani gitmek zorunda kalınca, gemiyi de limanı da yakmayı tercih etti. Koltuktan vazgeçmek, ancak kendisine ait değilse mümkündü.

Peki gerçekten “Gitmem” diyen kimdi?

Alev Coşkun’un yazısındaki o veciz İnönü alıntısını tekrar hatırlayalım:

“Gitmem sevdasına kapılan siyasetçi, kötü yola sapar, iftira yoluna gider.”

Şimdi soralım:

l 1938’den 1950’ye kadar koltuğu bırakmayan kimdi?

l 1946 seçimlerinde oyları açık sayıp sonuca gizlice karar veren kimdi?

l 27 Mayıs sonrasında darbecilerle uzlaşıp yeniden güç devşiren kimdi?

Cevap belli. Bu soruların muhatabı da, bu sözlerin sahibi de aynı kişi: İsmet Paşa.

Yani koltuğa ısrarla yapışıp, “gitmem diyenler kötüdür” vaazı veren, önce aynaya bakmalıydı. Ama ne yazık ki, Coşkun gibiler için aynalar sadece başkalarına tutulmak içindir.

Alev Coşkun’un yazısı, Cumhuriyet gazetesinin 1960’tan beri sürdürdüğü bir geleneğin devamı:

l Darbeleri ilerici, seçilmişleri gerici gösterme sanatı.

l Silah gölgesinde iktidar değişimini, “halkın kurtuluşu” gibi sunma alışkanlığı.

l Demokrasiye değil, “doğru kadroya” oy verilmeyince milletin iradesine darbe vurmayı meşrulaştırma çabası.

Ama ne yazık ki, tarihin terazisi öyle çalışmaz. 27 Mayıs, bu milletin iradesine indirilmiş ilk yumruktu.

Yassıada ise adaletin değil, kin siyasetine kurban giden bir utanç mahkemesiydi.

İnönü ise bu süreçte demokrasinin değil, eski düzenin sözcüsüydü.

İsmet İnönü, elbette Kurtuluş Savaşı’nın önemli bir ismidir. Ama bu gerçek, onu 27 yıllık tek parti iktidarının mimarı olduğu, muhalefeti baskı altına aldığı ve darbelere zemin hazırladığı gerçeğinden muaf tutmaz.

Alev Coşkun gibi “illüzyonistler” hâlâ geçmişin tozlu defterlerinden seçmece cümlelerle bugüne ayar vermeye çalışıyor olabilir. Ama artık milletin hafızası güçlü, terazisi hassas.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ima ettiklerini çok iyi biliyoruz. 

Bugün “gitmem sevdası” denilen şey, aslında sandıktan çıkan tertemiz bir iradesidir.

Ve Erdoğan’ın yaptığı şey de bu aziz milletin iradesine sadakattir.

Ve gitmesi gerekenler, iktidar tutkusunu tarihle maskeleyip, millete ayar vermeye çalışanlardır. Selametle…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

MUZAFFER..

ELİNE SAĞLIK, TESBITLERIN GÜZEL OLMUŞ BENDE KATILIYORUM, AR DAMARI ÇATLAMIŞ LARIN İŞİDİR VATAN HAİNİ LERİ SÖYLEMİ DİR DİNİ İSLAM DÜŞMANLARI ÇARPITMA DİR TAMDA YAHUDİ TAKTİĞİ HERŞEYI YAPIYORLAR MEYDAN BOOOOŞ ......ALLAH C.C ŞİFALAR DİLERİM GEÇMİŞ OLSUN ÖMRÜNÜZ BEREKET VERSİN İNŞALLAH AMİN.....

Şeref

İnönü bu ülkede batının telkini ilede olsa demokrasinin önünü açan kişidir. 1950 seçimlerinde askerlerin yoğun talebine rağmen koltuğu devretmiştir. Yazarın belirttiğinin aksine Menderes'in idamında dahli yoktur. Mevhibe İnönü'nün hatıralarında belirttiği gibi İnönü'nün darbeciler için " Beni dinlemiyorlar" sözü önemlidir. Yazarın bu konuda ( idam) İnönü kadar Alparslan Türkeş'i ölçü alması idamları daha iyi açıklar diye düşünüyorum..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23