• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Saygı denen şey kalmadı mı?..

23 Mayıs 2026
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Saygı denen şey kalmadı mı?..

ALİ SANDIKÇIOĞLU 

SAYGI: Türkçe asıllı bir kelime olup, bir kimse ya da şeye karşı dikkatli, ölçülü ve özenli davranmaya neden olan sevgi, duygu, hürmet demektir. Saygılı ise saygılı olan, saygı gösteren demektir (Resimli Sözlük s. 408). Tarih içinde bizler çok saygılı bir millet idik. Ancak her geçen gün karşılıklı olarak aramızdaki saygı ve sevgiyi kaybediyoruz. İnsanlar; nedense birbirlerine ve topluma karşı gerektiği gibi saygılı ve sevgili davranamıyorlar. Eskisi gibi arzu edilen birlik ve beraberlik de yok. En can alıcı hususlarda bile dostlar, arkadaşlar ve aile içi anlaşmazlıklar sıkça göze çarpıyor. Karşılıklı saygı ve sevgiyi kayıp ettiğimiz, birbirlerimizi dinlemeye, anlamaya çalışamadığımız için maalesef ülke çapında çok çirkin, çok vahim, hatta kan dondurucu olaylar oluyor… Eşlerini öldüren çiftlerden tutun da yolda yol verme tartışmalarından sonra birbirlerini öldüren insanlar… Çok kere haberler de yer alıyor. Görüldüğü gibi günümüzde birde akran zorbalığı çıktı. Bu çirkin hadiseler de karşılıklı saygısızlık sebebi ile oluyor. Manevi değerlerimize saygı ve hürmet de oldukça azaldı. İnsanların büyük bir kısmı yaradılış gayelerini unuttular. Sadece yeme, içme, gezme, tozma ve lüks bir hayat peşinde herkes…


Ayrıca genci, ihtiyarı zengin olma peşinde. Helal ve haramı düşünenler oldukça az. Her şey madde ile ölçülüyor. Bu hallerin normal avam insanlarda olması dahi tasvip edilmezken, bir de bunları din hizmetleri ile uğraşan din adamları veya tasavvuf ehli olanlar yapmaya kalkarsa işte o zaman çok daha kötü. Temeli, cami kapılarında toplanan üç beş kuruş yardımlarla atılan; Müslümanların teberru, fitre, zekat, kurban, ayni ve nakdi yardımları ile gelişen, beslenen nice müesseseler maalesef günümüzde baştaki idarecilerinin sebebi ile ya atıl durumda ya da çok az bir kapasite ile çalışıyorlar… Müslümanların temiz, nezih inanç ve itikatlarını bir kısım insanlar ne kadar yazık ki boşa çıkarmışlar. Yılların gayretleri, emekleri basiretsiz insanlar yüzünden heba olup gitti… Onlar lüks donanımlı odalarında hizmetçilerinin sundukları çayını, kahvesini yudumlarlarken, Türkiye şöyle dursun bütün dünyayı fethettikleri inancındalar (!). Karşılıklı, saygı, sevgi, muhabbet göç eylemiş; temeli ihlas, samimiyet ve Allah rızası için atılan hizmet kervanı ne kadar yazık ki, yanlış kararlarla, yanlış cephelerde yer alarak siyasete alet edilerek gerçek  rotasından çıkmış oldular. Günümüzde birçok dini kuruluş var. Holdingleşen birçok vakıf ve cemaat esas gayeleri olan iman, ihlas ve insanlara karşılıklı saygı, sevgi ve İslam’ın edep, haya ve ahlak ilkelerini yaymak olan sözde hizmet ehli (!) dünyayı ahirete tercih edip birer maddeci durumu haline geldiler (İhlas ve samimiyet erbabı tenzih olunur.). Günümüzdeki manevi hizmet erbabı, saygı, sevgi, Allah rızası, sevme ve din kardeşliğinin gelişmesi ve İslam’da vahdetin oluşması için İslam dininin ölçülerine ne kadar riayet ettiklerini merak ediyoruz. Günümüzdeki şeyhler, ağabeyler, sözde emirler (!) karşılıklı saygı ve sevgiye ne kadar önem veriyorlar? 

Bunca yıldır İslam’a hizmet ettiklerini iddia eden zevatı muhterem belli konularda Müslümanların lehinde (karşılıklı, saygı ve sevgi içinde) bir araya geldiklerini, bir masa etrafında toplandıklarını gören var mı? 

Herkesin radyosu, gazetesi, dergisi ve televizyonu ayrı. Hepsi kendi görüşüne göre yayın yapıyor. Herkes “ben ben” diyor. 

Biz diyen yok. Saygı yok. Sevgi yok. Birlik ve beraberlik yok. Sadece bencillik var.



Gerçek manada İslam’ın birliği için, gerçek manada din kardeşliğini öne çıkarıp, birlik ve beraberlik için çalışan var mı? Düşündüm de eskiden saygı, sevgi denen güzel hasletlerden bahsedilirdi. Böylece dostluklar ve başarılar ön plana çıkardı.

Yoksa o güzel adetlerden günümüzde hiçbir şeyler kalmadı mı?.. İnsan inançlarımıza ters düşen nasıl olur da hep ben ben diyebilir? Milletin gözünün içine baka baka yalan söyleyenler, ayrılık ateşinin altına fitne odunları taşıyanlar ebedi bu dünyada mı kalacaklar? Onlar için ölüm yok mudur? Hangi güç veya hangi canlı Azrail’e karşı koyup, zamanı gelince can vermesine mani olabilir? ALLAH’TAN (CC) başka ebedi ve ezeli kim olabilir? Azrail’in elinden kim kurtulabilir? Kimdir kadere boyun eğmeyecek olan? Her şey Cenab-ı Hakkın irade ve kudreti ile cereyan etmiyor mu? Elbette ki her şey Kadiri mutlak Rabbimizin iradesi ile oluyor. Hangi güçle insan Allah’ın (CC) hükmünü değiştirebilir? İhlas kelimesinin tarifi bütün kitaplarda açıkça yazılmaktadır. Bir hadisi kudside Hz. Allah (CC): “İhlas benim sırlarımdan bir sırdır. O’nu sevdiklerimin kalbine koyarım” buyurmaktadır. Saygı da sevgi de hizmet de başarı da ancak ve ancak ihlasla olur. İhlasın olmadığı, saygının, sevginin, merhametin bulunmadığı riya ile gösteriş ile yapılacak hiçbir işten hayır gelmez. Başarıya ulaşabilmek için karşılıklı olarak saygıyı, sevgiyi bırakmayalım. Bunun için de hem öfkemizi hem de kibrimizi yenelim. Allah için sevelim, sevilelim. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23