Beşikten mezara ilim
Beşikten mezara ilim
SEFA SAYGILI
Beyin bilimi yakın zamanlara kadar, yaklaşık olarak 20’li yaşların ortalarında insan beyninin gelişiminin durduğunu söylemekteydi. Ta ki beynin nöroplastisiteye (esneklik, elastikiyet) sahip olduğu anlaşıncaya kadar.
Nöroplastisite kavramı; beynin veya sinir hücrelerinin (nöron) esnekliğini ve değişebilir oluşunu sağlayan ve her biri kendi kompleks (karmaşık) mekanizmaları içeren birçok durum ya da olguyu tanımlamak için kullanılmaktadır. Kısacası beyin; yapısal veya fizyolojik değişime uğrama ve uyum yeteneğine sahiptir.
Nöroplastisite; gelişim, öğrenme, büyüme, yaşlanma, bozulma, hasarlanma, iyileşme, tedavi, terapi ve rehabilitasyon gibi farklılaşmaların yaşandığı tüm süreçlerde ortaya çıkan değişim ve düzenleme mekanizmalarının yönlendirdiği ‘yeni’ veya ‘yeniden’ yapılanmaların tümünü kapsamaktadır.
Gerçekten de vücudumuzdaki en değerli organımız olan beynimizin kendini yenileyebilme ve değiştirebilme özelliğinin olması, insanoğlu için Rabbimizin paha biçilemez nimetlerinden bir tanesidir. Evet, beyin hücrelerimiz belki çoğalamıyor, sayı olarak artmıyor ama nöroplastisite özelliği ile değişim ve gelişim gösterebiliyor.
Peki, beynimizin değişim gösterebilme özelliğinin bizlere ne gibi faydaları olabilir? Öncelikle gelişmiş bir beynin en büyük özelliği nöronlar arasındaki sinaps bağlantılarının fazla olmasıdır(*). Beyinde ne kadar çok sinaps bağlantısı varsa o kadar fazla bilgi depolanabilir ve gerektiğinde bu bilgiler kullanım için çağrılabilir diyebiliriz. Plastisite işte bu nöronlar arası bağlantı sayısını artırmaktadır. Bunun dışında, beyindeki nöroplastisite kapasitesi yüksek olan kişilerin öğrenme becerileri ve değişen şartlara uyum sağlayabilme kapasiteleri de daha gelişmiş olacaktır. Kısacası, nöroplastisite kapasitesinin fazla olması, beynimizi kullanabilme kapasitemizin de fazla olması demektir diyebiliriz.
İnsan beyninde nöroplastisitenin en yüksek olduğu devre 6-7 bilhassa da ilk iki yaşına kadarki kritik dönemdir. Bu süre içinde çocuğun öğrendiği her yeni yetenek ve bilgi onun beynini inanılmaz bir hızla değiştirir ve geliştirir.
Nöroplastisitenin Faydaları: Maymunlar üzerinde yapılan bir deney, yavru maymunların sadece kaşık tutmayı öğrenmesinin beyindeki 15 ila 20 farklı kortikal alanı değiştirdiğini göstermiştir. Kaşık tutmak gibi basit bir eylemi öğrenmek bile beyni bu kadar değiştiriyorsa, bir de “dil öğrenmenin” (Peygamber Efendimiz’in tabiri ile “iki dil iki insan demektir”) beyni ne kadar değiştirdiğini düşünelim. Yine yeni bir aleti kullanmak, yeni bir beceri geliştirmek ya da egzersiz şekli öğrenmek beynimizi en çok değiştiren eylemlerdir. İnsan beyni her zaman yeniden şekillendirilebilir.
Hoşa gitmeyen yönü: Deneyimlerimizin beynimizin fiziksel yapısını değiştirmesi şimdiye kadar çok hoş bir fikir gibi görünse de, nöroplastisitenin sevmeyeceğimiz bir yönü de var: Bağımlılık. Alkol, sigara, uyuşturucu ve uyarıcılar gibi bağımlılık yapıcı maddeler de beynimizi değiştiren deneyimlere sebep oluyor. Üstelik beyin devrelerindeki değişim sonucu oluşan bağımlılık; kokain, eroin gibi bazı maddelerde hemen ilk denemede oluşabiliyor. Mesela kokain kullanımı sinaptik iletimi o kadar hızlı bozabiliyor ki, bazı insanlar hemen ilk kullanımlarında bağımlılık geliştirebiliyor. İnsanın şaşırtıcı yeteneklerini ortaya çıkaran nöroplastisite, böyle bir durumda üzücü sonuçlara sebep olabiliyor.
Beynimizin nöroplastisitesini nasıl artırabiliriz?
*Bu soruya verilebilecek en kısa cevap; çok fazla okumayı ve öğrenmeyi asla bırakmayarak diyebiliriz. Çünkü çalışan demir pas tutmaz ve beyin de en fazla bu yollarla yeni sinaps bağlantıları oluşturabilmektedir.
*Özellikle 6-7 yaşına kadar olan çocukluk döneminde onlarla hep ilgilenmeli, koşulsuz sevgi göstermeli ve sürekli uyarmalıyız.
*Aralıklı açlık diyeti: Sinir hücrelerinin büyümesini teşvik eder, zihin fonksiyonlarını geliştirir ve beyin hastalıkları riskini düşürür.
*Seyahat etmek: Yeni yerler görmek, başka insanlar ve kültürler tanımak, değişik yiyeceklerden tatmak beyinde yeni yolların işlerlik kazanmasını sağlar ve zihin aktivitesini artırır.
Kelime dağarcığını geliştirmek: Görsel ve işitsel süreçlerin yanı sıra hafıza gücü de çoğalır.
Uyku: Düzenli ve yeterli uyku yine beynimizi güçlendirir.
İstikrarlı egzersiz ve yürüyüş: Yeni nöron oluşumuna fayda verir. Hafıza gücünü ve diğer zihin işlevlerini artırır.
Beynimiz nöroplastisiteye (esnekliğe) sahip oluşuyla ölene kadar öğrenmeye ve gelişmeye açık olmaktadır. Kısacası yeni şeyler öğrenme ve kendimizi geliştirme her yaşta mümkündür.
Dinimizin emri olan ‘beşikten mezara ilim’ nöroplastisite ile sağlanır. Nöroplastisenin keşfi öğrenmenin ömür boyu sürebileceğini göstermiştir.
Ancak alkol, uyuşturucu, kumar gibi zarar veren eylemler beynimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Elbette bizlere emanet verilen beynimizi ve bedenimizi hor kullanmamalı ve gereken özeni göstermeliyiz.
(*) Yetişkin bir insanın beyninde 100 milyar nöron (sinir hücresi) ve aralarında da 1015 gibi olağanüstü sayıda bağlantı (sinaps) bulunmaktadır.