Aklı gözüne inenlere; tevhidin delilleri (1)
Aklı gözüne inenlere; tevhidin delilleri (1)
AHMET MARANKİ
Tevhid, Allah’ın (c.c.) zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olduğuna inanmaktır.
İslâm inancının temeli olan tevhidin doğruluğu naklî (ayet ve hadisler) ve aklî delillerle temellendirilir.
1. Aklî Deliller
Kelam ve akâid alimlerince geliştirilen akla dayalı kanıtlardır:
• Nizam ve İntizam Delili: Kâinattaki kusursuz denge, hassas ölçü ve ahenk tesadüfen oluşamayacak kadar mükemmeldir. Bu düzen, tek ve her şeyi gören bir Yaratıcıyı zorunlu kılar.
• Temânu (Fesat) Delili: Enbiya Suresi 22. ayetine dayanır. Evrende birden fazla yaratıcı ve ilah olsaydı (örneğin biri yaratırken diğeri yok etmek isteseydi), kâinatta kaos meydana gelir ve düzen çoktan bozulurdu. Dünyanın işleyişindeki kusursuz devamlılık tek bir ilahın varlığını kanıtlar.
• Hudûs (Sonradan Yaratılma) Delili: Evrendeki her şey sonradan var olmuştur. Sonradan var olan her şeyin bir başlatıcıya ve yaratıcıya ihtiyacı vardır.
2. Naklî (Dini) Deliller
Kur’an-ı Kerim ve sünnet, tevhidin en sağlam kaynaklarıdır:
• Kur’ân-ı Kerîm: “De ki: O, Allah’tır, tektir. Allah Samed’dir (her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir). O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.” (İhlâs Suresi) ayeti tevhidin en net ifadesidir. Ayrıca Furkan, En’âm ve Yâsîn surelerinde kâinatın işleyişi üzerinden tevhide sıkça vurgu yapılır.
• Kelime-i Tevhit: “Lâ ilâhe illâllah” (Allah’tan başka ilah yoktur) cümlesi hem inancın özü hem de en güçlü ikrâr delilidir.
• Hadis-i Şerifler: Peygamberimiz (s.a.v.) tevhid inancının önemini vurgulayarak, “Kim Allah’tan başka ilah olmadığına... şehadet ederse Allah onu cennete koyar” kütüb-ü sitte buyurmuştur.
3. Tevhidin Çeşitleri
İslam alimleri tevhid inancını daha iyi anlamak için üç temel kategoriye ayırır:
• Rubûbiyyet Tevhidi: Allah’ın kâinatın tek yaratıcısı, yöneticisi ve sahibi olduğuna inanmaktır.
• Ulûhiyyet Tevhidi: Yalnızca Allah’ın ibadete layık olduğuna inanmak ve ibadetleri sadece O’nun rızası için yapmaktır.
• İsim ve Sıfat Tevhidi: Allah’ın Kur’an’da ve hadislerde geçen isim ve sıfatlarını, başka hiçbir varlığa benzetmeden kabul etmektir.
Risale-i Nur Külliyatı’nda tevhid (Allah’ın varlığı ve birliği) delilleri, kelam ve felsefe yöntemlerinden ziyade Kur’ânî bir perspektifle, kâinattaki düzen ve işleyişin doğrudan gözlemlenmesiyle işlenir. Her bir varlık, Yaratıcı’yı tanıtan bir mektup, bir ayet ve bir delil olarak kabul edilir.
RNK-RİSALE-I NUR KÜLLİYATI’NDA
TEVHİDİN DELİLLERİ!
Risalelerde öne çıkan başlıca tevhid delilleri şunlardır:
• İnayet ve Hikmet Delili: Kâinattaki her şeyin en mükemmel ölçüde, kusursuz bir gaye ve faydaya (hikmete) yönelik yaratılmasıdır. Kâinattaki bu şaşmaz nizam ve genel yardımlaşma, kör tesadüflerle açıklanamaz.
• Sanat ve İntizam Delili: En küçük mikrodan en büyük makro aleme kadar her şeyde görülen harika sanat, estetik ve kusursuz düzendir. İntizam, tek bir Sanatkârın varlığını ve vahdetini (birliğini) gösterir.
• Hudus (Maddenin Sonradan Yaratılması) Delili: Evrendeki tüm varlıkların sürekli değişmesi, başlangıçlarının olması ve sonradan var edilmeleri, onların ezelî olmadığını ve ezeli bir Yaratıcı tarafından var edildiğini kanıtlar.
• Eserden Müessire (Sanattan Ustaya) Geçiş: Nasıl ki mükemmel bir eser ustasız olamazsa, bu muazzam kâinat sarayı da kendi kendine var olamaz. Varlıkların özellikleri ve fiilleri, doğrudan Fail-i Muhtar olan Allah’a işaret eder.
• Tevhid-i Efal ve Silsile Delili: Vücudun yapısı, ağaçların yaratılması, yağmurun yağması gibi birbiriyle bağlantılı ve zincirleme gelişen olayların; ancak her şeye gücü yeten ve aynı anda her yeri gören tek bir Zat tarafından idare edilebileceğini ispatlar.
Risale-i Nur’da bu deliller 29. Lem’a (Tevhid Risalesi) ve Asay-ı Musa gibi eserlerde detaylıca işlenir. Eserin temeli, Allah’ın varlığı ve birliğini “kabul etmemenin”, kabul etmekten çok daha akılsızca ve imkânsız olduğunu aklî ve mantıkî kıyaslarla göstermeye dayanır
“Evet, her şeyin yüzünde, cüz’î olsun küllî olsun, zerrattan tâ seyyarata kadar öyle bir sikke var ki, aynada güneşin cilvesi güneşi gösterdiği gibi, öyle de, o sikke aynası dahi, Şems-i Ezel ve Ebede işaret ederek vahdetine şehadet eder. O hadsiz sikkelerden pek çokları Siracü’n-Nurda tafsilen beyan edildiğinden, burada yalnız kısa bir işaretle üç tanesine bakacağız. Şöyle ki:”
“Mecmu-u kâinatın yüzüne, envâın birbirine karşı gösterdikleri teavün, tesanüd, teşabüh, tedahülden mürekkep geniş bir sikke-i vahdet konulduğu gibi, zeminin yüzünde de, dört yüz bin hayvanî ve nebatî taifelerden mürekkep bir ordu-yu Sübhânînin ayrı ayrı erzak, esliha, elbise, talimat, terhisat cihetinde gayet intizamla, hiçbirini şaşırmayarak, vakti vaktine verilmesiyle koyduğu o sikke-i tevhid misilli, insanın yüzüne de, herbir yüzün umum yüzlere karşı birer alâmet-i fârika bulunmasıyla koyduğu sikke-i vahdâniyet gibi, herbir masnuun yüzünde, cüz’î olsun küllî olsun, birer sikke-i tevhid ve herbir mahlûkun başında, büyük olsun küçük olsun, az ve çok olsun, birer hâtem-i ehadiyet müşahede edilir. Ve bilhassa zîhayat mahlûkların sikkeleri çok parlaktırlar. Belki, herbir zîhayat kendisi dahi, birer sikke-i tevhid, birer hâtem-i vahdet, birer mühr-ü ehadiyet, birer turra-i samediyettirler.” RNK
Ateizmin ve deizmin hortladığı bugünlerde Tevhidin delilleri ayet ve hadislerin Risale-i Nur ışığında izahi ile Devam edecek!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0 530 200 00 96