• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Murat Alan
Murat Alan
TÜM YAZILARI

Ekrem’le Maduro ortak noktası ne?

09 Ocak 2026
A


Murat Alan İletişim: [email protected]

Ekrem’le Maduro ortak noktası ne?

MURAT ALAN

Dün Sözcü’nün 1. sayfasında yine ticari faaliyet vardı..

Kuşe kağıda Atatürk takviminden bahsetmiyorum.. Rakı bardağına baskı işi ya da “Atatürk leblebiyi çok severdi” kitabı falan da değil..

Bunlar önemli hizmetler tabii de, olay farklı!..

Ekrem’le ipleri koparan Sözcü ekibi, ellerini açıp barış ilan etmişler..


Yılmaz Özdil’de “bu benim organizasyonum” dercesine birinci sayfasından numara çekmiş.. 


Başlık şahane, “Yılmaz Özdil yorumladı, ikisi de yatağından alındı.”

ABD tarafından ülkesinden kaçırılan Venezuela Devlet Başkanı Nikolas Maduro ile hırsızlıktan alınan Ekrem İmamoğlu’nu ilişkilendiriyor Özdil.


Kullandığı ifadeler özetle şöyle: “Cumhurbaşkanı yatağından alınıp tutuklanır mı deniyor. Sen önce kendi ülkende yaşananlardan rahatsız ol. CHP’nin cumhurbaşkanı adayını evinden, yatağından alıp Silivri’ye tıkmadılar mı? Böyle rezalet var mı? Sen Maduro’dan rahatsız olacağına önce kendi ülkende yaşanandan rahatsız ol. Bugün seçim olsa Ekrem İmamoğlu Türkiye’nin cumhurbaşkanı değil mi? Ekrem İmamoğlu, benim oy verdiğim büyükşehir belediye başkanım. Cumhurbaşkanı adayı olsa yine oy veririm.”


Devamında da şunları söylüyor: “Benim cumhurbaşkanı adayımı, Türkiye’nin 2024 seçiminde birinci partisi olan CHP’nin cumhurbaşkanı adayını yatağından alıp hapse koymadılar mı? Sen hangi Maduro’dan bahsediyorsun. Önce bu köleleştirme abasını konuşalım.”


Bu sözler, muhalifliğin artık analiz sınırlarını aşarak açık bir çarpıtma biçimine dönüştüğünün net bir göstergesi. 

Kurgulanan benzetme hem hukuki hem siyasi hem de tarihsel olarak temelsiz..


Öncelikle kıyaslamanın zemini yanlış. Maduro’nun durumu ortada. 3 Ocak 2026’da ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla Amerikan özel kuvvetleri Caracas’ta doğrudan bir operasyon gerçekleştirmiş, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro eşiyle birlikte yatak odasından zorla alınarak helikopterle ülke dışına çıkarılmış ve New York’ta federal mahkemeye götürülmüştür. Bu açık bir yabancı askeri müdahaledir. Bir ülkenin seçilmiş devlet başkanının, başka bir ülkenin ordusu tarafından kaçırılmasıdır. Uluslararası hukukun ağır ihlalidir. Venezuela’nın egemenliğine doğrudan darbedir. 


Rusya, Çin, İran sert tepki göstermiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kriz yaşanmıştır. Türkiye de bu olaya açık biçimde “egemenlik ihlali” demiştir. Erdoğan’ın yıllardır savunduğu çizgi, dış müdahalelere karşı durmaktır.

Peki, Ekrem İmamoğlu meselesi nedir? 2025 Mart ayından bu yana Silivri Cezaevi’ndedir. Suçlamalar; yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve organize suç iddialarıdır. Bu süreç yabancı bir ordunun baskınıyla mı başlamıştır? Hayır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi savcılarının yürüttüğü, kendi mahkemelerinin baktığı bir iç hukuk sürecidir. 


İBB’ye dair milyarlarca liralık ihalelerde usulsüzlük iddiaları, tanık beyanları ve belgeler dosyalara girmiştir. Muhalefet bunun siyasi olduğunu savunabilir. Ancak bu durum, bir devlet başkanının yabancı güçlerce kaçırılmasıyla aynı kefeye konulamaz. Yapılan, açık biçimde elmayla armudu karşılaştırmaktır.


“Bugün seçim olsa Ekrem İmamoğlu Türkiye’nin cumhurbaşkanı değil mi?” iddiası ise tam komedi.

2023 seçimlerinde de beyefendi Cumhurbaşkanı yardımcılığına aday değil miydi?


O da yetmedi Mansur Yavaş bile adaydı..

Ne oldu? Erdoğan alayını silmedi mi haritadan?

Ekrem dâhil hepsini yenmedi mi?

Ayrıca İmamoğlu’nun tutukluluğu sonrası kamu desteği ciddi biçimde aşınmıştır. İBB’de ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları toplumda karşılık bulmuştur. 


“Halkın gönlündeki cumhurbaşkanı” söylemi, somut veriye değil, olsa olsa ticari bir temenniye dayanmaktadır!.. 

Erdoğan ise 2002’den bu yana defalarca sandıkla test edilmiş, kazanmış, kazandırmış, söke söke, eze eze yeniden kazanmıştır. Üstelik Erdoğan, Maduro gibi seçimleri askıya alan bir figür de değildir. 

Demokrasi sandıktır.


Bir diğer çelişki de basın özgürlüğü söyleminde ortaya çıkmaktadır. Yıllardır Erdoğan’a en sert ifadeleri kullanan isimler hâlâ yazabilmekte, konuşabilmekte, ekranlara çıkabilmekte hatta bizden on kat iyi yaşamaktadırlar. Türkiye’de medya alanında eleştirel sesler susturulmuş olsaydı, bu yazılar ve bu çıkışlar zaten mümkün olmazdı. Öyle ya, “Diktatöre sadece diktatörün ülkesinde ‘diktatör’ denilemez” şeklinde bir söz var! Bu ülkede devlet başkanına hakaretler yağdıranlar, edenler, yataklarında mışıl mışıl uyuyor ve kimse de ses etmiyor. Alın size İsviçre standartları..


Sonuç olarak Türkiye, dış müdahalelere karşı durmaktadır. Yargıda işlemektedir. Ve sandık en önemli belirleyici güçtür. 

Selametle..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

YILDIRIM BAHADIR

MASONİK PENCEREDEN ÇARPIK HUKUK ANLAYIŞI BU. BU TİPLERLE FATİHLERİN MİRASINI BİRLİKTE PAYLAŞIYORUZ. NE ACI...DEMEKKİ VENEZUELLA NIN PETROLÜNÜ ÇALAN SIRTLAN SİYONİST ABD NİN YERLİ "SÖZCÜ"LERİ OLAYI BÖYLE GÖRÜYOR. THE IMAM LA BAŞARAMADILAR, THE SON OF THE İMAM LA DA BAŞARAMADILAR GERİYE "THE FATHER OF THE IMAM" DİREKT SİYONİST AVANGELİST SIRTLAN SARI OĞLAN İLE YATAKTA BASIP ŞAFAKTA ASMAK HAYALLERİNİ DEVAM ETTİRME PEŞİNDELER: HODRİ MEYDAN AMERİKAN OĞLANLARI ALPERENLER SİZİ ÇOK İYİ BİLİYORUZ MERAK ETMEYİN DİNİNİZİ DE İNİNİZ DE...

Yatağından Alınmadı, Devlet'e Kafa Tuttu Devlet'de Kafasından Tuttu

Sonuç olarak, hırsız'a hırsız denir söylemini, siyasî babası ve ablası; Çalanın yüzüne tükürülür, kefil olduklarımız kocaman girer hırsız mış diyerek netleştirmişlerdi. Trump'ın Venezuela olayı bilindik orman kanunu iken, İbb olayı, Laik, hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde işleyen bir davadır. Ki, muhalif kanadın tüm argümanları mangal'da kül bırkmayarak her daim, Hak, hukuk, adalet, Anayasa, mahkeme, yargıtay kavramlarını kullanmış, ucu kendilerine dokununca da savundukları sistemden şikayetçi olmuşlardır. Ahmak davası döneminde Devlet'e, hukuk'a kafa tutarak "Net idddiamı söylüyorum, istinaf benim hakkımsa ceza versin iktidar yargıtayın kararını göremeden gider, iddia ediyorum, halk ayaklanır ve bu iktidar yerinde kalamaz" Diyen İbb davasının baş aktörü şahıstı. (Hukuk'un üstünlüğü derken ne kadar riyakar olduklarını da gösteren bir söylem) SGK borçları konusunda da, "Sallayacak mış hadi gel salla bakalım" Diyerek, hem Trump gibi orman kanunu zihniyetinde olduklarını hemde hak, hukuk, adalet karşıtı olup hukuk tanımadıklarını ispatlıyorlar aslında! Aynı zamanda adaleti halkın eliyle sokaklarda arayan zihniyet. Sandık ve demokrasiye hiç bir vakit inanmadı bunlar. En son aynı ideoloji ve inanç içinde oldukları fakat yorum ve duruş açıları farklı olan isim de "Çek lan elini, hırsızın elini sıkmam ben" Diyerek İbb davasının resmini çekmiş oldu...!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23