--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yargıtay’dan Umut Skandalına onama geldi(1)

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

Perşembe günü, mesai saati bitimine 10 dakika kala, ajanslara skandal bir karar haberi düştü:

“Yargıtay Umut Davası Kararını Onadı...

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesi olaylarını da kapsayan, “Umut Davası”nda 8 sanığa verilen hapis cezalarını onadı.

Daire, sanık avukatları ve davaya müdahil olan, Nilüfer Kışlalı ile kızı Nilhan Kışlalı’nın temyiz ettiği, davayla ilgili kararını açıkladı.

Sanıklar Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap hakkında 12.5 yıl; Abdülhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın hakkında da verilen 6 yıl 3 ay hapis cezaları onandı.

14 yıl önce başlayan “Umut Operasyonu” davasında çıkan karar, iki kez Yargıtay tarafından bozulmuştu.”

28 Şubat Post Modern Darbecileri’nin emriyle başlatılan ve ağır işkencelerle zorla kabul ettirilen ifadelerle, faili meçhul cinayetlerin failleri, böylece bulundu ve Yargıtay da bu kararı onaylayarak, bir hukuk skandalına ortak olmuş oldu.

On dört yıl öncesine dönelim ve hukuk skandalının ayrıntılarını şöyle bir hatırlayalım:

1989 yılı ile 1999 yılları arasında, Ankara’da işlenen birçok siyasi cinayetlerin failleri, bir türlü bulunamıyor.

 28 Şubat Post Modern Darbecilerinin mahareti bir kez daha, kendini ispatlıyordu.

28 Şubat Post Modern Darbecilerinin emrindeki ‘karanlık güçler’ büyük bir özveriyle çalışarak, bir kez daha devreye giriyor ve aralarında Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve daha birçok faili meçhul cinayetlerin, İslamcı failleri (!) yakalamanın yolu bulunuyordu...

Karanlık güçler, Yusuf Karakuş’u dağa kaldırarak, 40 gün boyunca işkence ederek, sonunda istediklerini söylemeye ve yapmaya razı (!) ediyorlar...

17 Aralık ve 25 Aralık’tan bu yana yaşadıklarımızın bir benzeri ve ilk versiyonu, Savcı Hamza Keleş devreye alınarak; 6 Mayıs 2000 Gecesi, Selam Gazetesi çalışanları; Uğur Mumcu’nun arabasına bomba koyarak öldürmenin failleri olarak, İstanbul’da gözaltına alınırlar...

İstanbul Terörle Mücadelede iki gün ve Ankara Terörle Mücadele şubesinde de 7 gün; toplam 9 gün, işkencelerle alınan ifadeler sonunda; Abdülhamit Çelik ve Yusuf Karakuş’a  yüzlerce gazeteci ve görevlinin gözü önünde tatbikat yaptırılarak; Uğur Mumcu’nun arabasına nasıl bomba koydukları, bütün dünyaya canlı yayınlarla gösteriliyordu...

Hukuk skandallarını, şöyle bir bir sıralayalım:

1-Hakim ve savcı önünde kabul edilmeyen (ikrar edilmeyen) polis ifadeleri, CMUK kanunları gereği geçersizdir. Yani işkence altında alınan polis ifadelerinin, hukuki hiçbir değeri yoktur. Çünkü tüm zanlılar, savcılıkta ve sorgu hâkimliğinde; polisteki ifadelerini, kabul etmemişlerdir.

2-O dönemin CMUK kanunları gereği, terör suçlarında gözaltı süresi 4 gündür; savcının isteği ve hâkimlerin onayıyla bu 3 gün daha uzatılarak, en fazla 7 güne çıkarılabilir. Bu davada gözaltı süresi, 9 gündür. 6 Mayıs sabaha karşı gözaltına alındık, 14 Mayıs günü öğleye doğru savcıya çıkarıldık.

3-Sağlık kontrollerini yapan doktorların yanında, sadece zanlı olması gerekirken, her bir zanlının yanında polis olduğu hâlde, doktor muayeneleri yapılmıştır.

4-Mehmet Şahin ve Abdülhamit Çelik, tutuklandıktan sonra konuldukları Eskişehir H Tipi Özel Cezaevi’nde, 4 ay boyunca kan işediler.  Cezaevi doktorlarının sevkiyle bu durum, hastanelerde tespit edilmiştir.

5-En önemli hukuk skandallarından birisi de, bu davanın Savcısı Hamza Keleş, Umut Operasyonu’nun ilk ayağını gerçekleştiren, İstanbul polisi hakkında ‘Adaleti yanıltmaktan’ suç duyurusunda bulunup, cezalandırılmalarını, neden istemiştir?

Bu dava ile ilgili, en önemli birkaç hukuk skandalını, gelecek yazımızda dile getireceğim...

 

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle