Yargıtay’dan Umut Skandalına Onama Geldi (2)
Geçen hafta kaldığımız yerden, hukuk skandallarını açıklamaya devam ediyoruz
6- Beni diğer arkadaşlarımı, 6 Mayıs sabaha karşı saat 04.00 sularında, evimde gözaltına aldılar.
Evimde arama yapıldı ve aldıkları kitap, eşya ve dokümanları zabt altına alıp imzaladık. Bu belgenin üstünde şunlar yazılıydı:
Hizbül Tevhid Örgütü elemanlarından Mehmet Ali Tekin’in ev aramasında ele geçirilen malzemeler….
Gözaltına alınıp İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldük. 7 Mayıs Pazar günü akşama doğru da Ankara Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldük. Buralarda işkence altında yapılan sorgulamalar sonunda polis tarafından ifadelerimiz ‘Hizbül Tevhid Terör Örgütü’ ismi adı altında hazırlandı. 12 Mayıs 2012 gece yarısı saat 01.00 sularında tekrar elektronik bilgi işlem odasına götürülüp, bu sefer Tevhid Terör Örgütü diyerek imza artırarak ifadelerimizi hazırlamış oldular. Aradan bir saat kadar ya geçti ya geçmedi bu sefer de Selam Terör Örgütü diyerek imza attırdılar. Bu isim de hoşlarına gitmemiş olacak ki, en son olarak Tevhid Selam Terör Örgütü adı kullanarak ifadelerimiz imza ettirildi.
Ben mahkemede bunu dile getirip şöyle dedim:
Sayın Mahkeme Heyeti…
Dosya’da bulunan Ev Arama Zaptında: Hizbül Tevhid Örgütü elemanlarına yapılan operasyonda Mehmet Ali Tekin’in evinde yapılan aramada aşağıda yazılı malzemelere el konulmuştur. Yani ben Hizbül Tevhid Terör Örgütü mensubu olarak gözaltına alındım.
Şu anda ise mahkemenizde Tevhid Selam Örgütü mensubu olmaktan yargılanıyorum…
Ben gerçekte hangi örgütün elemanıyım: Hizbül Tevhid Örgütü mü yoksa Tevhid Selam Örgütü mü?
7- Gözaltına alındığımda, arkadaşım Talip Özçelik evimde yatılı misafirimdi. Ekip Şefi olduğunu sonradan öğrendiğim kişi elindeki telsizle şöyle bir konuşma yaptı:
‘Amirim. Burada listede ismi olmayan Talip Özçelik isminde, Ankara’dan yatılı bir misafir var. Ne yapalım?’ diye sordu. Talip Özçelik de benimle birlikte 4.5 yıl hapis yattı…
8- Savcı Hamza Keleş’in, benimle ilgili ileri sürdüğü iddiaların hepsi yaptığım gazetecilik faaliyetleridir. Dava dosyasında benimle ilgili sayfalara bakıldığında bu görülecektir. Bunları terör örgütü elemanı olarak yaptığımı iddia etmekte; fakat bu iddiasını ispat edecek hiçbir belge ve doküman göstermemektedir. Sadece ve sadece iddia etmektedir.
Bir misal:
“Talip Özçelik ile birlikte Çeçenistan’a geçerken Rusya sınırında yakalandığı, örgüte eleman kazandırmak için, faaliyet gösterdikleri....”
Bir başka iddia:
Mütalaanın beşinci paragrafında: “Hasan Kılıç ile birlikte Akademi Yayınlarını faaliyete sokarak, İran rejimi lehinde yayınlar yaptığı…”
Bir diğeri:
Mütalaanın yedinci paragrafında: “Lütfü Aydemir, Süleyman Gündüz, Nurettin Şirin ve Yusuf Ziya Cömert ile Tevhid Dergisi çıkarması faaliyetinde bulunmuştur.”
Mütalaanın on sekizinci paragrafında: “Evinde yapılan aramada CD ve kasetler ele geçmiş ve bunların çözümlerinden 4 klasör (11-12-13-14) evrak ele geçmiştir” denilmektedir.
İddialar böyle sürüp gitmektedir.
9- Mahkeme 2005 yılında, Tevhid Selam Terör Örgütü idarecisi olmaktan 12.5 yıl hapis cezası verdi ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlandırıp cezamı yarı oranda indirilmesine karar verdi. Böylece hapis yatmam gereken 9 yıl 4 aylık ceza 4 yıl 8 aya indirmiş oldu. Ben 5 yıl 2 aydır hapis yatmakta olduğum için de tahliyeme karar derdi.
Fakat savcı, 4959 sayılı yasadan yararlanmamamız için Yargıtay’a başvurdu ve Yargıtay 9. Ceza Genel Kurulu 2006 yılı Kasım ayında 4959 sayılı yasadan yararlanmamızı kaldırdı ve dosya tekrar Ankara 11. Ağır Ceza Özel Yetkili Mahkeme’ye gönderildi.
10- Ankara 11. Ağır Ceza Özel Yetkili Mahkemesi’nde yıllarca davamız sürdü.
Mahkeme 17 Ocak 2013 günkü duruşmada avukatımın mahkemeye gönderdiği ‘Başka bir mahkemede duruşmam olduğundan, son savunma hakkımızı bir sonraki duruşmada yerine getireceğiz’ şeklindeki mazeret dilekçesini kabul etmemiş; benim ve avukatımın son savunmalarını almadan dosyayı karara bağlamıştır.
Bu CMUK (Ceza Muhakeme Usul Kanunu)na göre hukuki değildir ve savunma hakkımız kısıtlanmıştır.
11- Bütün bu hukuksuzlukları incelemekle görevli Yargıtay 9. Ceza Dairesi de, hukuksuz ve haksızlıkları göz ardı ederek, dosyayı incelemeden 10 Nisan 2014 Perşembe günü saat 16.45’de onaylayarak, büyük bir hukuksuzluğa imza atmıştır.
Böylesine bir hukuksuzluk ve adaletsizlik karşısında bizim yapabileceğimiz tek şey davamızı, öbür dünyaya taşımak!


