--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Uhud Şehidliği’nde…

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin
Geçen haftaki yazımızı, sevgili okuyucularımızdan Hacc veya Umre’ye, yaşları 40’a ulaşmadan gelmelerini tavsiye ile tamamlamıştık.
Evet sevgili okuyucular. Medine ve Mekke’deki ibadet makamlarına, 40 yaşları civarında gelmek, buradaki ibadetleri en sağlıklı ve en rahat bir şekilde tamamlamanıza vesile olur. Burada yaşı 50 ve üzerinde olan insanlarımızın birçoğunun, sağlık problemlerinden dolayı, ibadetlerini yaparlarken istedikleri hazzı duyamadıklarını çok işittik. Bu hususu bu kadarla tamamlayıp, Medine izlenimlerimizi sizlerle paylaşmaya devam edeyim.
Hacı adaylarının veya Umre yapmaya gelenlerin, Medine’de yapacakları şeyler; Hac veya Umre’nin şartlarından değil, öncelikle bunu belirtelim…
Fakat İslam’ın Peygamberi Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in yaşadığı ve birçok savaşa çıktığı şehir olması hasebiyle, önem arz etmektedir.
Ehl-i sünnet inancında, Sahabe kabirleri ve hele hele Peygamber Kabri’ni ziyaret vardır. Peygamber Aleyhissalat-ü vesselam, bir rivayete göre her hafta Uhud Şehidleri’nin kabirlerini ziyaret ederdi ve bunu ümmetine tavsiye etmiştir.
Hac ve Umre için Medine’ye gelmiş Türkiyeli vatandaşlarımızın, ziyaret etmeleri tavsiye edilen mekânlar şunlardır:
Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in Kabri – Ravza-i Mutahhara:
Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor: “İçinde namaz ve ibadet için şu üç mescid dışında hiçbir mescid için, yolculuk yapmak uygun olmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ.” Yine Peygamber Efendimiz, kendi kabrini ziyaret hususunda da şöyle bir ifade kullanıyor:
“Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.”
Yine bir başka hadis-i şerifte de: “Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan (sevap yönüyle) daha hayırlıdır.”
Medine’ye gelmiş bir kimsenin, gidip görmesi gereken mekânlardan birisi de, Uhud Şehidliği.
Müşrikler, Müslümanları yok etmek gayesiyle, Müslümanların üzerine saldırdıkları ve müşriklerle Müslümanlar arasında cereyan eden, ilk savaş olan Bedir’de, aldıkları büyük yenilgi ve bozgunun intikamını almak için, büyük bir hazırlık yaptılar ve Medine üzerine yürüdüler. Peygamber, Ashabı ile yaptığı istişare sonucunda, Medine’nin hemen yakınında bulunan Uhud Dağı bölgesine gidip yerleşti ve müşrik ordularını,  beklemeye başladı. Burada, Müslümanları büyük bir imtihan bekliyordu. Peygamber Efendimiz bölgeyi iyi bildiği için, savaşın stratejik yönden önemli unsurlarından birisi olduğuna dikkat çektiği, Okçular Tepesi diye maruf olan Ayneyn Tepesi’ne, Müslümanların arasından en iyi ok atanları seçiyor ve bunlara: ‘Biz savaşı kazansak da kaybetsek de, benden size emir gelmeden burayı terk etmeyin…’ kesin emrine rağmen; savaşın belli bir yerinde Müslümanlar, müşrikleri bozguna uğratır ve müşrikler, Mekke istikametine doğru kaçışmaya başlarlar. Bu arada Müslümanların bir kısmı da, kaçan müşriklerin mallarını ganimet olarak almaya başlarlar. Okçular tepesindeki Müslümanlar, Peygamberden emir gelmemesine rağmen; ganimetten pay almak gayesiyle, komutanlarının ikazıyla içlerinden bir kısmı yerlerinde kalır, ganimetten pay kapmak için, çoğu aşağıya iner. Tam bu anı bekleyen Halid Bin Velid komutasındaki bir grup müşrik ordusu, Müslümanları arkadan kuşatır. Müslümanlar, bir an iki ateş arasında kalır ve neye uğradıklarını şaşırırlar, bir bocalama geçirirler. Müslümanların birçoğu, bu esnada şehid olur. Müslümanlar, kısa zamanda toparlanır ve müşrik ordusunu geri püskürtür. Müşrikler daha büyük bir yenilgiye uğramamak için, Mekke’ye doğru çekilmek zorunda kalırlar.
İşte bu savaşın cereyan ettiği Uhud Dağı eteklerinde, içlerinde Şehidlerin Serdarı Hz. Hamza ve 70 kadar sahabenin kabrinin bulunduğu, Uhud Şehidliği buradadır. Yukarıda zikrettiğimiz gibi, Peygamber Efendimiz, her perşembe günü, Medine yakınlarındaki bu Uhud Şehidliği’ni ziyaret ederdi.
Burada bir acı gerçeği ifade edeyim. Maalesef Suud idarecileri, kendi mezhebi anlayışlarından dolayı (Kabir ziyaretlerini kabul etmezler), bizlerin de kabir ziyaretlerine, ellerinden gelen güçlüğü çıkarıyorlar. Geçen sene Umre için Medine’ye geldiğimde, Uhud Şehidliği etrafındaki beton çit, insan boyundan az olduğu için, çit dışından da olsa, çıplak gözle kabirleri görebiliyorduk. Bu sene bu çitin üzerine, 1 metreden yüksek buzlu camlar yerleştirilmiş ve Uhud şehidlerinin kabrini görmeniz, böylece engellenmiş oluyordu.
Peygamber Efendimiz’in mescidinde kıbleye doğru durduğunuzda, mescidin sol tarafına 50-100 metre kadar uzaklıkta Cennet ül-Bakî kabristanı bulunmakta. Hz. Aişe Validemiz ve on bin civarında sahabenin, medfun bulunduğu bir kabristandır. Burası sadece erkeklere, sabah namazı ve ikindi namazından sonra, 2 saat kadar ziyarete açılmakta. Ben buraya birkaç kere ziyarete gittim ve her gittiğimde, kendi duyabileceğim kadar bir sesle, Yasin okudum ve dua ettim. Yasin okurken, görevlilerden birisi tarafından iki kere,  ‘Kur’an okumak caiz değil! Caiz değil!’ diyerek uyarıldım. İçimden okumaya devam ettim ve bitirdikten sonra, el açıp dua ederken, bir başka görevli gelip, bu sefer ‘Dua haram! Dua haram!’ ikazıyla birlikte, avuçlarıma şöyle bir dokunarak kapatmamı istiyordu…
(Devam edecek…)

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle