--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Seni Seviyoruz Hırçın Adam…

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

30 Mart seçimleri yaklaştıkça, tarafların hırçınlaşması da artıyor.

Erdoğan’ı şöyle suçluyorlar:

Diktatörleşti…

Çok saldırgan…

Çok hırçınlaştı…

Muhalefet de şöyle itham ediliyor:

Paralel Yapının güdümüne girdiler…

Paralellerin servis ettikleri, her şeye sarılıyorlar…

Sağdan devşirme adaylara sarıldılar…

Muhalefet, özellikle de Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, Paralel Yapı’nın servis ettiği her şeye hemen sarılıyor ve bunun üzerinden, Başbakan’a seviyesizce saldırıyor.

Başbakan’ı yolsuzlukla suçluyor; kendi partisinin bir önceki döneminde, yolsuzluktan partiden ihraç ettiği Sarıgül’ü; Paralel Yapı’nın pompalamasıyla, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak, sahneye sürüyor…

Bu ne perhiz… Bu ne lahana turşusu…

Diktatör suçlaması doğru olsa; basında Erdoğan ile ilgili yapılan uydurma, yalan ve iftira olma ihtimali yüksek haberler ve ses kayıtları, bu kadar rahat ve böyle servis edilebilir mi?

Eğer Erdoğan Diktatör olsa; bunlardan birisini değil yayınlamak, yayınlamaya kalkanın 7 sülalesi, anında zindanları boylar. 

Cumhuriyet döneminin 1925 ve 1950’li yılları arasını, şöyle bir inceleyin bakalım, Diktatör nasıl olunurmuş çok iyi görürsünüz…

Tayyip Erdoğan’a Diktatör suçlamasını yapanların çoğu, eski tüfek solcular…

Çoğu da bu gün, liberalliğin tadını çıkarmaktalar…

Yani gençliklerinde, Enternasyonali dillerinden düşürmeyenler…

Uyan artık uykudan uyan

Uyan esirler dünyası

Zulme karşı hıncımız volkan

Kavgamız ölüm-dirim kavgası

Cellatların döktüğü kan

Bir gün onları boğacak

Bu kan denizinin ufkundan

Kızıl bir güneş doğacak

Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık

Enternasyonal’le kurtulur insanlık.

Enternasyonal Marşı’nın, Sovyetler Birliği’nin Milli marşı olduğu dönemde Stalin celladının, Kafkas halklarından yüz binlerce Çerkez, Abhaz, Çeçen, Tatar’ın nasıl öldürdüğünü ve insanları anavatanlarından nasıl sürgün ettiğini, gidin hâlen yaşayan Kafkas halklarından dinleyin.

Dinleyin de, Diktatörlük nasıl yapılırmış bir öğrenin…

Evet, Erdoğan çok hırçınlaştı…

Erdoğan, yeni hırçınlaşmadı…

Erdoğan 30 Mart 2009 tarihinde İsviçre’nin Davos kasabasında, başladı hırçınlaşmaya…

 “One minute… One Minute… Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması, bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak. Bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince; siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde Başbakanlık yapmış olan iki kişinin bana, önemli lafları vardır. Tankların üzerinde Filistin’e girdiğim zaman, kendimi bir başka mutlu addediyorum, diyen başbakanlarınız vardır.” 

Erdoğan, 2011 Eylül ayında Newyork’ta, Time Dergisine verdiği röportajda, BM Daimi konseyi Üyeleri’yle ilgili sözleri, tam bir çılgınlık örneğiydi:

“Aynı zamanda BM’de de bir reform gerekiyor. BM Güvenlik Konseyi’nde daimi statüleri bulunanların özelliği nedir? Bunlar ortadan kaldırılmalıdır. Tüm dünya, bu beş daimi üyenin aldığı kararların, kelimenin tam anlamıyla kölesi durumundadır.”

Erdoğan’ın hırçınlaşması bununla kalmadı, 21 Eylül 2011 günü Newyork’ta BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada: 

“….. Rahatlıkla fosfor bombasını kullanan İsrail, Atom bombasını bulunduran İsrail. Eee buna karşı bir yaptırım yok… Ama çevrede böyle bir havayı hissettikleri anda, nasıl yaptırım yaparız, bunun gayreti içerisine giriliyor. Adalet bu mu?”

Siyonizme, Tiranlara karşı hırçınlaşan adam…

Egemenlere, tiranlara ve zalimlere karşı hakkı haykırmak, hırçınlaşmak oldu…

Seni seviyoruz hırçın adam…

 

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle