--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Selam Gazetesi Nasıl Tevhid Selam Örgütü Oldu?(2)

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

Geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz...

Selam Gazetesi yazarı Nurettin Şirin’e açılması gereken dava, ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü’ne muhalefet olması gerekirken; Lübnan’da faaliyet gösteren, Hizbullah örgütü üyeliğine sokularak, birden davanın seyri değiştirildi. 

Bu davada yazarımız Nurettin Şirin, ‘Hizbullah Terör Örgütü’nün Sair Efradı’ olmakla itham edildi.

Mahkeme heyeti, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nden ve MİT’ten ‘Hizbullah Terör Örgütü’nün Türkiye’deki faaliyetleri hakkında, bilgi talep etti.

Her iki kurumdan mahkemeye gönderilen bilgide, özetle şöyle deniliyordu:

‘Lübnan’da faaliyet gösteren Hizbullah Terör Örgütü’nün, Türkiye’de herhangi bir faaliyeti yoktur. Türkiye’nin yurtdışındaki kuruluşlarına yönelik, terör faaliyetine de rastlanmamıştır. Hizbullah Örgütü’nün, Türk vatandaşları arasında, örgüt üyesi bulunmamaktadır; ancak, yüksek öğrenim gören yabancı Arap öğrenciler arasında, sempatizanları bulunmaktadır.’ 

Gelen bu bilgi notuna rağmen, yazarımız Nurettin Şirin; 16 Ekim 1997 tarihinde, Ankara 1 Nolu DGM, zorlama bir yorumla ‘Hizbullah Terör Örgütü’nün Sair Efradı olmak’ suçundan, 17 sene 6 ay hapse mahkûm etti.

Bu mahkûmiyet kararından sonra, gazetemize yönelik baskılar, daha da arttı. Davalar, peş peşe açılmaya başladı. Savcılar tarafından, gazetedeki yazılara açılan soruşturmaları tebliğe gelen görevli polisler, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olduğum için, kararı bana tebliğ ederlerken: ‘Siz böyle yazmaya devam ederseniz, daha çok davalar açılır. Anlamıyor musunuz, Nurettin Şirin’e verilen ceza sizi akıllandırmadı mı?’ gibi, manidar telkinlerde bulunuyorlardı.

Hatta birkaç kere de, açılan davalar nedeniyle gittiğim, İstanbul DGM savcılarından, aynı mahiyette telkinlere maruz kaldım.

Selam Gazetesi’ni hukuki yollardan susturulamayacağını anlayan ‘Karanlık Güçler’, karanlık oyunlarını devreye sokarlar ve Yusuf Karakuş’u da bu senaryoya seçerler.

Yusuf Karakuş, ‘Karanlık Güçler’ tarafından, 2000 Mart ayında, gayri kanuni olarak gözaltına alınır ve kendisine şu teklif edilir:

‘Yusuf, biliyorsun senin infazın var. Eğer bizimle işbirliği yaparsan, senin bu infazını yaktırmayız. Ama bizimle işbirliği yapmazsan, infazını yaktırırız. Şu anda devam eden mahkemen, seni örgüt üyeliği ile suçluyor. Buradan 9.5 yıl yatacaksın. İnfazın yanarsa o davadan da, 18 yıl yatacaksın. Ömrün hapislerde geçecek ve belki de hapiste ölüp gideceksin. Ama bizimle işbirliği yaparsan; tüm mahkemelerden beraat edeceksin ve sana yeni bir kimlik ve yeni bir hayat vereceğiz.’

Yusuf Karakuş, bu teklifi kabul etmez ve kendi ifadesine göre, 40 gün boyunca, çeşitli işkencelere tabi tutulur. Sonunda, iş birliği teklifini kabul etmek zorunda kalır.

Bu karanlık güçler, Yusuf’a şunu öğretirler: Sen, Selam Gazetesi çalışanları hakkında kuracağımız bu komplo neticesinde, 6 ay kadar hapis yatacaksın. 6 ay sonra seni çıkaracağız,  yeni bir kimlik ve yeni bir hayata kavuşacaksın. 

Güya Uğur Mumcu’nun arabasına bomba koyacak İranlı şahsa, Abdülhamit Çelik ile birlikte yardım etmenizi, Hasan Kılıç ve Mehmet Şahin söyledi diyeceksin. Abdülhamit Çelik de, İranlı ile aranızda tercümanlık görevini üstlenmiş olacak. Bir diğer olay da İranlı bir Albay’ı Üsküdar’daki evinden kaçırıp, İranlılara teslim ettik; bunu da Hasan Kılıç ve Mehmet Şahin’in emriyle, yaptığını söyleyeceksin. Ayrıntıları biz sana anlatacağız. Yalnız bu ifadelerin, aynısını verecek, iki kişi daha bize söyleyeceksin. Biz onları da yakalayıp getireceğiz ve daha sonra, Selam Gazetesi çalışanlarını toplayacağız’ derler. 

Yusuf Karakuş, dergimize ve daha sonra gazetemize gidip gelen, Muzaffer Dağdeviren ve Fatih Aydın isminde, iki kişinin ismini verir. Bu şahıslar, hiçbir şeyden haberleri yokken; Selam Gazetesi elemanlarına yapılan operasyondan 1 gün önce, gözaltına alınırlar. Bu şahıslara yapılan işkenceler sonucu, aynen Yusuf Karakuş’a yapılan teklif, onlara da kabul ettirilir ve 6 Mayıs sabahı, operasyon başlatıldı ve bizler Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltına alındık.

İki gün sonra, Ankara Terörle Mücadele şubesine götürüldük. Burada 7 gün boyunca, hafsalanızın alamayacağı işkencelerin sonunda, Uğur Mumcu’nun katili ilan edildik.

Selam Gazetesi, bu baskınlardan iki ay sonra, kapanmak zorunda kaldı.

Böylece Selam Gazetesi, Selam Tevhid Örgütü’ne dönüştürüldü...

 

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle