Şehid Şeyhmus Durgun
Bismillah...
Elhamdülillah...
Tüm hayırlı işlerimizin başlangıcında, söylememiz gereken Bismillah...
Rabbimizin bize verdiği imkân ve fırsatla, yaptığımız tüm işlerin sonunda, söylememiz gereken Elhamdülillah...
Başımıza gelen tüm musibetlere, dayanma direnme gücü veren Rabbimize, her hâl-ü kârda zikretmemiz gereken Elhamdü Lillahi Alâ Külli Hâl...
Evet...
Yüce Rabbim, bizleri öyle imtihanlara tabi tutuyor ki...
Geçtiğimiz yıl bu günlerde, kendi beytine dâvet etmişti ve Yüce Rabbimizin bu emrine icabet ederek, Kâbe-i Muazzama’da; sevgili eşim ile birlikte sevinç ve mutluluk gözyaşları içerisinde, tavaf ediyorduk...
Bizlere bu imkânı bahşeden Rabbimize hamdolsun...
O sevinç ve gözyaşları arasında tavaf ettiğimiz yüce beytte...
Yıldönümleri tevafuk eden şehidlerimizden, Mustafa Sevim ve Şeyhmus Durgun Ağabeylerimiz için, Rabbimizin Beytinde Kur’an okuyarak yâd etmiştik...
7 Ekim 2013 Pazartesi günü, Mustafa Sevim Hocamız’ın şehid edildiği Sanayi mahallesinde, yakından tanıyan ve kafilemizde birlikte olduğumuz Alican Köse, Hayrettin Gündoğdu, Zekeriya Çakır, Mecit Balyedi ve hanımlar ile birlikte Kabe’ye gittik. Hepimiz bir miktar Kur’an okuduktan sonra, Ekim ayı şehidlerimizden Şeyhmus Durgun, Bilal Yaldızcı, Mustafa Gümüş ve Yusuf Yayla hakkında bilgiler verdikten sonra, dua edip, Fatiha okuduk.
Akabinde, “Arkadaşlar, ben geçen hafta Mustafa Sevim Hoca ve Şeyhmus Durgun için, birer TAVAF yaptım. Sizler de bu gün Mustafa Sevim Hoca için birer TAVAF yapar mısınız?” diye teklif ettim ve hepsi kabul ettiler. Hep birlikte kalktık ve TAVAF yaptık. Böylece, Rabbimizin yoluna kurban verdiğimiz şehidlerimizin bir kaçını, Kabe’de anmış olduk.
24 Ekim 2013 Perşembe günü, Veysel Yavilioğlu ve Güven Tayfur Kardeşlerimizle, Kabe’de kıldığımız öğle namazını müteakip; Kabe’nin Safa tepesi tarafındaki 2. Katında, yaptığımız anma programına; Şeyhmus Durgun Ağabeyim ile ilgili kısa bir bilgi verdim. Daha sonra Veysel kardeşimiz Mülk suresini, Güven kardeşimiz Yasin suresini, ben de Fetih Suresini okuduk ve şehidlerimiz için dua ederek, özelde Şehid Şeyhmus Durgun Ruhuna Fatiha okuduk.
Şehid Şeyhmus Durgun ile ilgili verdiğim kısa bilgi de şuydu:
ŞEHİD ŞEYHMUS DURGUN – 23 Ekim 1985 Çanakkale
Can dostum, Sevgili Ağabeyimiz Şeyhmus Durgun......
Mazlum zindan şehidlerimizdendir...
Şehid Şeyhmus Durgun’u ilk olarak, İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde okurken tanıdım. O yıllarda, İmam Hatip Liseleri’nden mezun olanların, üniversitelere girme hakkı yoktu.
CHP-MSP koalisyon hükümetinin hazırlayıp, mecliste kabul ettiği, İmam-Hatip Lisesi mezunlarının, üniversitelere girmesine imkân sağlayan kanunun; zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından, veto edilmesini protesto maksadıyla, İstanbul İmam-Hatip Lisesi’nde “Vetoyu veto, boykotu” kararlaştırılmıştı.
Beşinci sınıfta okuyordum. Boykotun başarılı olması için, en çok 5. ve 6. sınıf talebeleri, gayret gösteriyorduk. Boykota okulumuzun dışından da, İstanbul’un çeşitli üniversitelerinde okuyan ve çoğunlukla, Fatih Vakıflar Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrenciler de, boykota destek veriyorlardı.
Bu öğrencilerin çoğunluğu da, MTTB’de görevli, ya da üyeydiler. İşte, Rahmetlik Şeyhmus Durgun ağabeyi, ilk defa bu boykot esnasında, gördüm ve tanıştık.
ŞEYHMUS DURGUN: 1954 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. İlk ve orta tahsilini, Diyarbakır’da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Genel Makine bölümünü bitirdi.
Yüksek tahsili sırasında, o yılların İslamcı öğrencilerin karargâhı durumunda olan, MTTB’de çeşitli görevler aldı. MTTB’nin yayın organları Çatı ve Milli Gençlik’te idarecilik yaptı ve birçok konuda yazılar yazdı.
Çatı dergisinde kaleme aldığı, 15 Nisan 1978 tarihli ‘Bu Böyle Biline’ başlıklı yazısından dolayı, 163. maddeden, Devletin Temel Nizamını İslam’a Uydurmak ve Türkiye’de İslam Devleti Kurmak istediği için, yargılandı ve 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bundan dolayı tutuklanarak, önce Bayrampaşa Cezaevi’nde daha sonra da Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde hapsedildi. Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde cezasını tamamlarken, laik rejimin gardiyanları tarafından, işkenceyle, 23 Ekim 1985 Çarşamba günü, şehid edildi.
Şehidin naaşı 27 Ekim 1985 Pazar günü, çok sayıda arkadaşı ve ailesi tarafından, Çanakkale Kapalı Cezaevi yetkililerinden alınarak, 29 Ekim 1985 salı günü, Diyarbakır’da Et Balık Kurumu Camii’nde kılınan namazdan sonra Diyarbakır Mardinkapı Asrî mezarlığına defnedildi.


