--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şehid Nazım Durmuş

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

Komünistler Nazım Durmuş isminde bir arkadaşımızı vurmuşlar…

Yarın, onun cenazesini kaldırmak için Kartal’a gideceğiz…

Fatih Camii avlusunda buluşacağız…

Reisimiz Metin Yüksel…

Herkese yapacağı işlerin talimatını veriyordu…

Bana da, eğitim gördüğüm Draman’daki okulumuz düşmüştü…

Yıl 1977, aylardan Aralık, günlerden Çarşamba…

İstanbul İmam Hatip Okulu 7. sınıftayım…

Arkadaşlarla, akşamdan görev bölümü yaptık…

Herkese sınıf taksimatları yapıldı…

3. ders başladıktan 5 dakika sonra…

Herkes sınıfında birkaç cümlelik konuşma yaparak, sınıfı boşaltacaktı…

Bizim sınıfı ben boşaltacaktım…

Felsefe dersimiz vardı…

Hoca derse yeni başlamıştı…

En arka sırada, Nusret Özcan (Şimdi Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş olan) ile birlikte oturuyorduk…

Ayağa kalktım….

Hocam Müsaadenizle…

Arkadaşlar! Komünistler Kartal’da Akıncı bir kardeşimizi şehid etmişler...

Onun cenazesini kaldırmak üzere, Kartal’a gidiyoruz…

Haydi arkadaşlar…

Sınıf birden boşaldı…

Hocamız tahta önünde öyle kalakaldı…

Öğrenci başkanlığından Şevket kardeşimiz bağırıyor…

Arkadaşlar! Durun! Yapmayın!...

Bıyık altından “Hadi çabuk çıkın! Acele edin ne duruyorsunuz!..”

On dakika içerisinde tüm öğrenciler okul önünde, onarlı sıraya dizilmeye başlanmıştı…

Tekbirler, Salavatlarla Fatih Camii avlusuna geldik ve buradaki arkadaşlarla buluştuk…

Buradan Fevzi Paşa Caddesi’ne, sloganlar atarak indik…

On binler, Saraçhane’den Aksaray’a, oradan Beyazıt’a, Sultanahmet yoluyla da Sirkeci’ye, bir sel gibi aktık... Önüne geleni yıkacak, devirecek ve yok edecek bir sel gibiydi... Çarpık düzene, bozuk düzene ve onun kapitalist, komünist, faşist uşaklarına karşı, sel gibi aktı Müslüman gençler...

Sirkeci’ye inen mahşerî kalabalık, buradan araba vapurları ile Harem’e ve Harem’den Haydarpaşa’ya tekbirler ve sloganlarla yürüdü... Buradan da bir trene binerek, Kartal’a ulaştı... 

Kardeşimiz Nazım Durmuş’a son görevimizi camide ifa ettik… Cenaze omuzlarda… Soğanlı Mezarlığı’na tekbir ve salavatlarla götürüldü ve defnedildi… 

Diğer yürüyüş, yine binlerce gencin katılımıyla, Edirne’de yapıldı ve yine sessizce, bir olay çıkarmadan, dağıldı.

Mücadele…

Nazım ve Erdoğan’ın devrettiği mücadele bayrağı ellerimizde… 

Kavga, bu iki Müslüman gencin, katledilmesiyle durmayacak, hatta daha da hızlanacaktı...

Saldırı, sadece Nazım Durmuş’a, Erdoğan Tuna’ya yapılmadı... 

Şehid edilen, belki Durmuş’tu, Tuna idi…

Fakat esas hedef Müslüman gençlikti…

On binlerin arasından Metin Yüksel, haykırıyordu: “Ne, kendilerini halkçı-devrimci diyen komünistlerin; ne ülkücü-milliyetçi yaftasına sarılmış faşistlerin; ne de çarkını sadece Müslümanları ezmek, öldürmek ve prangalara vurmak için döndüren, zalim düzenin zulmü; bizi, asla yolumuzdan döndüremeyecektir...”

İki şehidimizi daha, on binlerle Rabbimize uğurladık…

Tüm şehidlerimizin ruhu için El Fatiha…

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle