Şehid İbrahim Kızmaz
Çözüm süreci, bütün provokasyonlara rağmen ilerlemekte…
Daha büyük olaylara gebedir Çözüm süreci...
Çünkü…
PKK içinde, çözüm sürecine karşı olan bir kesimin olduğu gerçeğini unutmamalıyız…
Önceki hafta Cizre’de yaşananlar, bunun en açık delilidir…
Hem çözümden yana olacaksınız, hem de en güçlü olduğunuz bir beldede; çözüm sürecine berhava edecek, büyük olaylar meydana gelecek ve biz bu olayların içinde değiliz diyeceksiniz…
Güneydoğu insanı, çok çekti…
Yıllarca, Türkiye Cumhuriyeti içerisine çöreklenmiş, yapılardan çekti…
Adına kimi zaman Kontr Gerilla, kimi zaman Gladyo, kimi zaman Jitem, kimi zaman Derin Devlet denilen yapılardan, çok çekti…
Devlet içerisinde çöreklenmiş bu yapılar, Kürt kardeşlerimize olmadık işkenceler yaptılar…
Bu işkenceleri yapanların bir kesimi, Kürt diye bir ırk yoktur diyen zihniyetin temsilcileriydi…
Diğer bir kesim de, Kürtleri devlete düşman yapmak için bu işkenceleri yapıyordu…
Bütün bunlar, belki anlaşılabilir bir mantığın izdüşümüydü…
Fakat Kürtlere işkence eden…
Kürtleri çoluk çocuk, yaşlı, kadın demeden öldüren, PKK’ya ne demeliydi…
Bazı PKK ileri gelenleri ve sempatizanları, ne kadar inkar ederse etsin…
Bölge insanı bunları yaşadı…
Bölgede hakimiyetini tesis etmek için, kendisinden olmayan, PKK’ya sempati beslemeyenleri, hunharca ve kimi zaman da kalleşçe öldürüyordu PKK…
Böyle öldürdüğü kimselerden birisi de İbrahim Kızmaz…
Nusaybin’in bilge kişisi İbrahim Hoca…
İslami hassasiyeti, fedakârlığı ve samimiyeti ile Nusaybinli Müslümanların gönlünü fetheden…
Taze bir fidana, öğrencisine teneffüste okul bahçesinde, anlatırken katillerin kurşunlarına hedef oluyordu…
Kurunun yanında, yaş da yanabilir diyerek…
On yaşındaki taze fidana da acımadılar…
İbrahim Hocasının kucağına, onu da devirdiler…
Günlerden 6 Ocak yıllardan 1992 idi…
Şehidlerimiz İbrahim Kızmaz
ve Orhan Korkmaz’ın aziz hatıralarına
Ayrılık Güvercinleri
Direnmenin ihtişamı
Dağlardan yankılanan feryadlar var
Ateşi sulara okutan
Ölüm üstüne yorumlar
Asıl mü’minde güzeldir kurşunlar
Devrilip devrilip gelen
Aşkın zirvesinden
Kulp’tan Nusaybin’den
Sevdalar işkencede
Sizden yana saf tuttuk ey İbrahim ey Orhan
Yabancısı değiliz intikamların
Serpilen yara oldunuz bağrımıza
Secde izleriyle nakış nakış alnına
Kanlı kancalar atıldı
Ateş yutmuş gözlerin
Senin gözlerine döküldü kezzap
Şimdi biz kör olduk
Görmemenin kahrolası hüznü
Sular şaşkın akıyor
Yarası derinden
Kulp Çayı mahsun
Kulp Çayı kan
Ashab-ı Uhdud’dan
Tutuşturulmuş ateşlerdi vücuduna serpiştirilen
Tevhidî libasınla yandığında
Kitabımdan başkaldırılar boy veriyor
Ve kesemez hiçbir zalimin bıçağı mazlumun sesini
İbrahim nasıl öğrendiyse İbrahimce ölmeyi
Sen de öğren ki, bozkır dağlarıma yağsın yağmur
Değil mi ki hayatın bir yüzü ölümdür güzelim
Bak ellerimde
O mükemmel günün hazırlığı var
He canım, kurşunlar sıkılınca bağrıma
Kin ve öfke baktım dağları delip geçen
Alnımın dağlandığı yerde
Ey mazlum çocukları Doğu’nun
Yaralarımız üzerinde ayrılık güvercinleri
Ölüm renginde
Sana
Hamza’nın ciğeriyle soluyan
Orhan diyorum
Ve sana Hubeyb kararlılığında
İbrahim diyorum
Diyorum ak güvercinler ölmedi ölmeyecek
Anlıyor musun
Göğsüme yaslıyorum sizleri yeniden
Ayrılık güvercinleri
Bünyamin Doğruer
İbrahim Kızmaz Hocamızın ve Tüm şehidlerimizin ruhuna El Fatiha…


