Şehid Ali Rıza Bayzan
ŞEHADET YOLUNDA
İşte
yine başladı bombardıman.
Başımı kaldırsam, sanki harareti yüzümü yakacak.
Hemen yanıbaşımda patlıyor.
Patlayan bombanın şarapnelleri,
ayaklarımın ucuna yuvarlanıyor.
İşte, işte yine yağmaya başladı bombalar.
İşte hâlâ yağmaya devam ediyor.
Ey bomba, gel artık
gel de,
küfrün karşısında set olmuş göğsüme çarp,
dağılsın
her bir parçası,
hâlâ uyuyan insanların gönüllerine girsin,
sürekli hatırlasınlar diye
Hatırlasınlar, İslam için birisinin daha öldüğünü,
birilerinin de
ölmesi gerektiğini.
Bu işin edebiyatını yapan çok,
fiiliyatını yapan yok.
Şehadetim, tebliğ olsun bu insanlara.
Hayattayken yapamadığım,
belki de yapmadığım tebliğimi,
bir bombanın şarapneliyle paramparça olup,
şehid olarak yapayım.
Gönüllere öyle bir nakş olayım ki,
hiç unutulmasın şehadetim.
Her akıllara gelişinde, ben de
kara toprağa gömülmüş tohum gibi,
kıyam kıyam büyüyeyim;
çiçek çiçek kırmızı güller, karanfiller gibi açayım,
yemyeşil gül fidanlarında.
Ey Rabbim (cc)
acizim, günahkârım, mahcubum.
Bilirim
affetmeyi sever ve duaları kabul edersin.
Beni de affet,
dualarımı kabul et.
Bana şehadet nasib et,
amin.
“ve’l-hamdü lillahi Rabbi’l-Alemîn”
Ali Rıza Bayzan (Seyyid Hüseyin)
1995 yılında, Çeçen Müslümanlarının cihadını, ilk elden Müslümanlara duyurmak maksadıyla yola çıkıp da, Bakü’ye ulaştığımızda; Çeçen bürosunda karşılaştığımız Ali Rıza; sabırlı, sessiz, sakin, sempatik birisi izlenimi bırakmıştı bende.
Çeçenlerle yaptığımız görüşme sonunda, Dağıstan üzerinden Çeçenistan’a gidişin emniyetli olması için, bağlantılar kurma çalışmalarının sürdüğünü; bunun tamamlanmasının akabinde, bizleri Çeçenistan’a götüreceklerini söylediler.
Böylece beklemeye başlamıştık. Ali Rıza kardeşimiz ise, yaklaşık 1.5 aydır beklediğini söylüyordu. Bizimle birlikte, 12 gün daha bekledi ve sonunda beklenen müjde geldi.
Hep birlikte, iki minibüsle Azerbaycan - Dağıstan sınırına ulaştık.
Yolculuk boyunca birlikte olduğum Ali Rıza kardeş ve diğer mücahidlerle, Genelkurmay Karargâhı’nın bulunduğu Vedeno’ya, birlikte ulaştık.
Burada bizi karşılayan Şamil Basayev’le ve o zamanlar Genelkurmay Başkanı olan Aslan Mashadov’la görüşmelerimiz sırasında, birlikte olduk. Ali Rıza kardeşimizle birlikte gelen; Suudi Arabistan, Ürdün ve Türkiyeli mücahidler eğitim yerine gitmek üzere, bizden ayrılırlarken tek tek vedalaştık.
Biz Türkiye’ye döndükten bir kaç ay sonra, Selam Vakfı Bursa Şubesi’nin düzenlediği, Çeçenistan Cihadı konferansımız için Bursa’ya gittiğimde, kendisinin o zamanlar çalıştığı Çağrı Radyo’ya gidip, ziyaret ettim.
Bizimle, Çeçenistan üzerine bir program yapmıştı. Bu, Ali Rıza kardeşimle, son görüşmemiz olmuştu.
İnşaallah cennette birlikte oluruz.
Arkadaşları arasında Seyyid Hüseyin mahlasıyla çağrılan Ali Rıza Bayzan; 6 Şubat 2000 tarihinde şehid olduğunda, 31 yaşında evli ve bir çocuk babasıydı.
Oğlu dünyaya geldiğinde, kendisi Çeçenistan’daydı.
Hüseyin, oğlunu göremeden şehid oldu.
Şehid Ali Rıza Bayzan’ın ruhuna El Fatiha.


