Paralel Yapılanma İddiası: İran Ajanları...
Paralelcilerin Selam Tevhid Örgütü elemanları için en açık söyledikleri şey:
İrancı olmaları... Hatta bir adım daha ileri gidiyorlar, İran ajanları...
İşte bu iddialara bir misal:
“Savcılık tarafından takipsizlik verilen Selam Tevhid Terör Örgütü dosyasının içerisinde yaklaşık dört yıllık detaylı bir çalışmayla elde edilmiş bilgi, belge ve görüntülerin de olduğu iddiasıyla soruşturma açıldı. Açılan dosyada, “Türkiye Cumhuriyeti devleti içerisine sızmış İran Casusları” hukuki delillerle ortaya konulmuş. Özellikle siyasetçi, bürokrat ve işadamlarının İran’a angaje edildikten sonra, nasıl ve ne şekilde çalıştıkları tespitlerine yer veriliyor.
Soruşturma dosyasında örgütün devlet kurumlarına sızdığı, özellikle TRT, Anadolu Ajansı ve hükümete yakın medya içerisinde aktif olarak kadrolaşarak İran menfaatlerine uygun kamuoyu oluşturmaya çalıştığı hukuki delillerle yer alıyor. Selam Tevhid Terör Örgütü ve Casusluk Dosyası’nda İranlı Devrim muhafızlarının koordinesinde bürokrasi ve diğer alanlarda yapılanmış 4 hücrenin faaliyetleri tespit edilip, yine ve fiziki takip delilleriyle yer alıyor.”
Bu tür iddialar, özellikle Paralel Devlet yapılanmasının gazetesi Zaman, yedeğindeki Bugün gazetesi ve bu gazeteler tarafından oluşturulmuş, internethaber.com, samanyoluhaber.com gibi sitelerde yayınlanıyor. Paralel yapılanmanın televizyonu Samanyolu, Bugün TV gibi kanallar ile, bunların güdümündeki ulusal ve yerel yayın yapan televizyonlarda yayınlanıyor..
Böylece, kamuoyunu istedikleri yönde oluşturmak istiyorlar..
Ancak, bu tür gayretkeşlikleriyle, kamuoyunu yanıltmaya yönelik yayınlarda, milleti eskisi gibi inandıramıyorlar Elhamdülillah.
İzan sahibi yazar ve entelektüeller, Paralel Yapılanmanın bu oyunlarını, televizyon kanallarında katıldıkları programlarda açığa çıkartıyorlar.
Böyle bir tartışma programında Habertürk Kanalında Ruşen Çakır, kelime kelime olmamakla birlikte, bu minvalde bir fikir belirtti:
İran ile Türkiye arası çok iyi iken, Suriye meselesi yüzünden iki devletin arası açıldı. Türkiye’nin politikalarını belirleyen, en öndeki bakanlar ve müsteşarlar, paralel akıma göre İran Ajanı...
Nasıl oluyor da İran ajanlarının etkili olduğu, Türkiye Hükümeti ile İran arasında; Suriye politikasında birbirleriyle karşı karşıya geldi ve birbirleri aleyhinde çok ağır ifadeler kullanmaktadırlar.
Evet, Sayın Ruşen Çakır’ın dile getirdiği husus çok açık...
Paralel Yapılanma, hükümet içerisinde yer alan bazı bakanları, Mit Müsteşarını, bazı genel müdürleri Tevhid Selam Örgütü elemanı gibi göstererek, İran adına ajanlık yapmakla itham ediyorlar...
Sonuç olarak Ruşen Çakır’ın şu satırlarına dikkatinizi çekiyorum:
“Selam-Tevhid dosyasının 17 ve 25 Aralık yolsuzluk/rüşvet soruşturmalarıyla koordineli olarak hazırlanmış olduğunu düşünebiliriz. Bu dosyanın en kritik yönü, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “İran ajanı” olarak suçlanması. Son zamanda çok sık karşılaştığımız “Doğruysa korkunç, yalansa daha korkunç” cümlesini gerektiren türden bir iddia bu. İlginçtir, bu iddia şu günlerde, ilk günlerin aksine, daha kısık sesle ve dolaylı olarak dile getiriliyor.
Bana “Bu iddia doğru olabilir mi?” diye soranlara genellikle şu cevabı veriyorum:
“Hanefi Avcı’nın Devrimci Karargah’tan, Ahmet Şık’ın Ergenekon’dan yargılanabildiği ülkede, Fidan da pekala İran ajanlığından yargılanabilirdi. Ama Avcı’nın Devrimci Karargah’tan, Şık’ın Ergenekon’dan olduğuna, onlara bu tezgahı kuranlar dahi hiç inanmadı.”


