--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ne Oldu... Ne Olabilir... Ne Yapmalı(3)

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

Son iki yazımızda, 17 Aralık 2013 günü yapılan, hükümeti yıkma veya en azından sarsmaya yönelik operasyonların, arka planının ne olduğunu anlamaya çalışmış, bundan sonra neler olabileceği babında, kanaatlerimin bir kısmını belirtmiştim.

Sayın Başbakanımız uzak doğu gezisinin Malezya ayağında, gazetecilere yaptığı açıklamada, yirmi günden beri yapılan operasyonlara ‘Dostmodern Darbe Girişimi’ adını vermiş. Sayın Başbakanımız, çok doğru bir tespitte bulunmuş.

‘Dostmodern Darbe Girişimi’nin olanca hızıyla ve ellerinden gelen etkinliğiyle, en azından yerel seçimlere kadar, devam edeceğini söyleyelim.

Her ne kadar Fethullah Efendi, Sayın Cumhurbaşkanımıza mektup göndererek, ortamı yumuşatmak isteğinde olduğunu belirtse de; mektubun kaleme alınmasından sonra, operasyonların olanca hızı ile devam etmesi ‘Mektup barışalım diyor, operasyonlar ise acı gerçeği adeta haykırıyor: savaşa devam...’

Mektuptan önce, operasyonları Fethullah Gülen Efendi’nin hizmet hareketinin içerisine sızmış ve en hafif ifadeyle, karanlık güçler diye adlandırdığım, bir kesim tarafından ve Fethullah Hoca Efendi’nin haberi olmadan, bir işler çevirdiklerini düşünüyordum.

Çünkü bizler Müslümanlar hakkında ‘hüsnü zann’ ile düşünmek zorundayız.

Gelin görün ki, yazılan mektuptan çıkan anlam o ki; operasyonlar, bizzat Fethullah Efendi’nin karar ve gözetiminde, cereyan ediyor…

Operasyonlar, aynı hız ve tempo ile devam edecek gibi görünüyor…

Hükümet, daha doğrusu Erdoğan, bu durumda ne yapmalıdır?

‘Dostmodern Darbe Girişimi’ diye adlandırdığınız ve devletin içindeki paralel yapılanmayı, deşifre ederek, dağıtmalı ve bunların içerisinde suça bulaşmış kimseler varsa, haklarında gereken işlemler yapılmalıdır. Bu takibatlar yapılırken ‘kılı kırk yaran’ hassasiyette yapılmalı ve suçsuz kimselere herhangi bir zarar getirecek, işlem ve davranışlar sergilenmemelidir.

Bu paralel yapılanma, devletten sökülüp atılırken, diğer taraftan yapılması gereken en önemli icraat olarak, ‘Çözüm süreci’ne kaldığı yerden, hızlı ve etkili bir şekilde devam edilmelidir.

Güneydoğu’da yaşayan halkımızın gönlünü derinden yaralayan olaylardan birisi de ‘Uludere-Roboski Katliamı’dır. Bu olayla ilgili olarak askeri savcılığın, geçtiğimiz günlerde takipsizlik kararı vermesi, bölge halkımızda devlete ve hükümete karşı güvensizlik unsurunu tetiklemiştir ve tetiklemeye de devam edecektir.

Çözüm sürecine katkı açısından ve de Kürt vatandaşlarımızın haklı istekleri gereği, ‘Uludere-Roboski Katliamı’ olayının, bir an evvel açığa çıkartılması ve olayda ihmali görülenler ve suçlular hakkında, gereken yasal işlem, bir an evvel yapılmalıdır.

Alevi vatandaşlarımızın istek ve talepleri doğrultusunda, kapsamlı bir değerlendirme yapılarak; özellikle ‘Cemevleri’nin statüsüne bir an evvel karar verilmelidir. Daha fazla sürüncemede bırakılması, Alevi vatandaşların küskünlüğünün derinleşmesine yarayacaktır…

Ergenekon, Balyoz davaları için ‘Yeniden Yargılama’ talebi, kamuoyunda yer etmeye çalışılmaktadır. Bu davalar ile ilgili ileri sürülen en önemli iddia ‘adil yargılama’ yapılmadığıdır. Özel Yetkili Mahkemeler ve daha önceki adıyla Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin verdiği kararların ‘adilliği ve hukuka uygunluğu’, hemen hemen her dönem tartışılmıştır. Bu bağlamda ‘Orduya kumpas kuruldu’ iddialarını da göz önüne alırsak, bütün bu iddiaları kökünden kurutacak ve yeni bir döneme kapı aralamak için, ‘Özel Yetkili Mahkemeler’ lağv edilmelidir. Özel Yetkili Mahkemeler lağv edildiğinde, davalar otomatikman, Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından görülmeye başlayacaktır. Bu da kamuoyunun bütün kesimlerince, kabul görecek bir durumdur. Kanaatimizce bu dört önemli hususta acele edilerek, hukuki ve olumlu ilerlemeler sağlanabilirse; ülkemiz, hükümet ve Tayyip Erdoğan, badireli durumu hasarsız atlatma imkânına kavuşacaktır.

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle