--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslümanlara karşı şiddetli, kafirlere karşı yumuşak

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin
Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, Türkiye halkının meselelerine çözüm üretmek için, gece gündüz çalışmakta. Bu meyanda, Türkiye’nin kangren hâline gelmiş (getirilmiş) bulunan ‘Kürt Sorunu’nu çözmek için, canla başla çalıştığına şahid oluyoruz.

Bu mesele çözüldüğünde, birkaç yıl içinde, Türkiye’nin şahlanacağını ve şu andaki konumundan, fersah fersah ileriye gideceğini bilen çevreler; Başbakanımızın bu meseleyle ilgili olarak yaptığı her yeni teşebbüsü, boşa çıkarmak ve Başbakan’ın önünü kesmek için; yerli ve yabancı tüm güçlerin, hemen harekete geçmekte olduklarını görüyoruz.

Geçtiğimiz hafta sonu Cumartesi günü, Sayın Başbakan Diyarbakır’a büyük bir çıkarma yaparak; kangren sorunu sona erdirmek için, çok önemli bir adım attığına şahid olduk. Bu çıkarma, hem ülkemizde hem de dış dünyada, olumlu manada çok yankı buldu.

Böylesine güzel gelişme yaşanırken, gönlümüzü hüzne boğan, Ak Parti ve Cemaat arasında ‘dershane’ kapışması oldu. Dershanelerin kapatılması ile ilgili en son gelişme; Kızılcahamam Kampında, Başbakan ve milletvekilleri arasında yapılan toplantıdan sonra, ilk kez gündeme geldi. Zaman Gazetesi’nin haberi manşete taşımasıyla, Ak Parti ile cemaat arasındaki kapışma, yeni bir boyut kazandı.

Basında ötedenberi Ak Parti ile cemaat arasında, çekişme olduğu yazılıp çiziliyor; fakat her iki cenah, böyle bir çekişmenin olmadığını söylüyordu. Sonunda olan oldu ve ‘kapışma’ dershanelerin kapanması üzerinden alenileşti.

Cemaat çevresi, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin’in hazırlık aşamasındaki ‘dershaneler’ ile ilgili taslağı üzerinden, Ak Parti’ye hücuma geçti.
Cemaatin, ilk defa böylesine kapsamlı ve böylesine pervasızca, cemaatin üslubuna yakışmayacak derecede, hatta öyle ki ‘vahim’ denilebilecek bir şekilde; Ak Parti ve Hükümeti hedef alan; haber, yazı ve kamuoyu oluşturma kampanyası başlattığına, şahid olduk.

Cemaat bu güne kadar, Devlet ve Hükümetin uygulamalarına hiçbir zaman ‘doğrudan’ karşı çıkmamıştır.

Cemaat, 12 Eylül döneminden sonra gelişmeye ve büyümeye başladı. Özellikle de doksanlı yıllardan sonra, eğitim kurumlarında, dershanelerde yaptığı başarılı çalışmalarla, büyüdü.

Başörtüsü yasağının, üniversitelerde uygulamaya başlandığı 1989 yılında, Sayın Fethullah Gülen Hoca; Devletin başlattığı bu yasak karşısında ‘Başörtüsü teferruattır’ diyerek, ortalığı yumuşatmaya gayret göstermişti.

28 Şubat Post Modern Darbesinin, Refah Partisi ve Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan şahsında; İslami gelişmenin önünü almak ve İslami gelişmelere son darbeyi vurmak için yapıldığını, bütün dünya âlem biliyor. Kendilerini bu ülkenin sahibi gören, Lâik Kemalist kesim, İslami gelişmeleri boğmak için, önce İmam Hatip Liseleri’nin ve Kur’an Eğitiminin önünü kesmek için, sekiz yıllık kesintisiz eğitimi gündeme getirdi ve bunu kanunlaştırdı.

O günlerde, Sayın Fethullah Gülen Hoca Efendi, Zaman Gazetesi sahibi Alaaddin Kaya’yı darbecilere elçi olarak göndererek ‘Tüm okullarımızın anahtarlarını devlete vermeye hazırız’ diyordu…

İslami gelişmelerin düşmanı olan kesimlere karşı alabildiğine ‘yumuşak’; Tayyip Erdoğan ve Hükümetine karşı ise alabildiğine ‘şiddetli’ bir tavır sergilenmesi, çok manidar…

Sayın Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin kendi ifadeleriyle “60 ihtilalindan bu yana onu da gördük, tokadını gördük, 70 darbesini gördük, tokat değil tekmesini yedik. 80 darbesini gördük onun da çiftesini yedik, hepsinden bir şey yedik” diyerek, kendisine darbe vuran ve İslami gelişmelere düşmanlıkları tescillenmiş paşalara bile acıyarak ‘Elimde bir imkân olsa, ben onların hepsine serbestsiniz...’ derim diyebiliyor…

Tayyip Erdoğan ve kurmaylarına ise Fethullah Gülen Hocaefendi, “Her şeyi dünyevi çıkarlara bağlamış insanlar aleyhinizdeyse, Firavun aleyhinizdeyse, Karun aleyhinizdeyse isabetli bir yolda yürüyorsunuz demektir. Samiri ve Karun ikisi de İsrailoğullarındandı. Samiri de aleyhinizdeyse isabetli bir yolda yürüyorsunuz demektir.” diyerek; FİRAVUN, KARUN ve SAMİRİ yakıştırmasında bulunuyor…

Oysaki Rabbimiz Fetih Suresi son ayetinin başında: ‘Muhammed Allah’ın elçisidir. O’nun yanında bulunanlar, kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler.’ buyurmuyor muydu?

Darbeci Paşaları ‘mazlum’ göreceksiniz…

Tayyip Erdoğan ve kurmaylarını ise.. Firavun...

‘Dinlerarası Diyalog Faaliyetleri’nizde Hıristiyan ve Yahudilere gösterdiğiniz yumuşaklığı ve yakınlığı; Ak Parti ve kurmaylarından neden esirgiyorsunuz?

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle