Mazlum Zindan Şehidimiz: Şeyhmus Durgun
“… Şeyhmus gözlerimizin önünde gitti, çaresizliğimizden hiçbir şey yapamadık. Sadece kanlar içerisinde, kapıya kadar taşıdık. Allah-ü Alem ruhunu teslim etmişti. Şimdi gecenin bir yarısında, bir çığlıkla uyanıp; insan, sevdiğinin yerde upuzun kanlar içerisinde yatışıyla karşılaşınca, yaşadığı durumu izaha muktedirse, benden de izah bekleyin.”
Şehid Şeyhmus Durgun…
‘Devletin Temel Nizamını İslam’a Uydurmak ve Türkiye’de İslam Devleti Kurmak istediği’, suçlamasıyla yargılandı ve 5 yıl hapse mahkûm edildi…
Cumhuriyete tehlike görüldüğünden dolayı zindana atılan ve zindanda şehid edilen, Müslümanlardan sadece bir tanesi…
Bu rejim, kendisine tehlike gördüğü herkesi…
Ya işkence ile şehid ederek…
Ya para pul, mal mülk ile servete boğup, pasifize ederek…
Ya kadın ve şehvet tuzağına düşürüp, pasifize ederek…
Etkisiz hâle getirip, yok etmekte…
Şehid Şeyhmus Durgun; 23 Eylül 1979 tarihli Milli Gazete’nin Gençlik sayfasında yayınlanan Müslüman kimdir? başlıklı yazısının bir bölümünde:
“Müslüman, kolaya değil zora, sefaya değil cefaya; refaha değil, işkenceye; savaşa değil, barışa; kötülüğe değil, iyiliğe; cehenneme değil, cennete talib olandır.” diyordu…
Evet… Şeyhmus Durgun:
“…. Müslüman, refaha değil, işkenceye talib olandır;….” diyordu ve Rabbi O’na bu yolda, şehadeti nasib etti…
Şeyhmus Ağabey’i ilk olarak yanlış hatırlamıyorsam, 1976 yılında tanıdım.
Ben o yıllarda, İmam hatip Lisesi 5. sınıfta okuyordum.
Kendilerini sistemin sahibi gören zihniyet, hemen hemen her dönemde olduğu gibi; İslam’ı öğrenmek isteyenlere düşmanca bir tavır takınarak, hor görerek, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutuyordu. O yıllarda İmam Hatip Liseleri, direk üniversitelere giremiyordu. Yıllarca okuduğu derslerden, herhangi bir lisede, tekrar ‘Fark Ders Sınavı’na girip kazanmadan, üniversite imtihanına girmeye hak kazanamıyordu…
Rahmetli Erbakan Hocamız, CHP-MHP koalisyon hükümetine, bu ayrımcılığı ortadan kaldıracak bir kanun çıkartmayı başarmış; fakat o dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından, bu kanun veto edilmişti. Bizler İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde okuyan öğrenciler olarak, ‘Vetoyu veto!’ boykot ve mitingleri, tertiplemeye başlamıştık. İşte o boykot sırasında, İstanbul İmam Hatip Lisesi önünde, ilk olarak görmüştüm Sevgili Şeyhmus Ağabeyimi…
Daha sonra Fatih Vakıflar Yurdu’ndaki odalarına giderek, kendisiyle dostluğumuz gelişti. MTTB’nin Cemaleddin Tayla Dönemi’nde İcra Konseyi Başkanlığı görevi esnasında, ilişkilerimiz gelişti. Tam o dönemde, Metin Yüksel ile birlikteliğimiz ve Fatih Akıncılarını kuruluşundan sonra; Şeyhmus Durgun Ağabey’in Yeşildirek Rüstempaşa Yurdu’na geçişiyle, bu yurda gidiş gelişlerde dostluğumuz ilerledi ve şehadetine kadar devam etti. Rabbim, inşallah cennette de birlikteliğimizi devam ettirsin (Amin).
Şeyhmus Ağabey’in bu dünyadaki hayat seyrini, kısaca şöyle ifadelendirebiliriz:
ŞEYHMUS DURGUN: 1954 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
İlk ve orta tahsilini, Diyarbakır’da bitirdi. Daha sonra da, İstanbul Teknik Üniversitesi Genel Makine bölümünü bitirdi.
Yüksek tahsili sırasında, o yılların İslamcı Öğrencilerin merkezi durumunda olan MTTB’de, çeşitli görevler aldı. MTTB’nin yayın organları ÇATI ve MİLLİ GENÇLİK’te, idarecilik yaptı ve birçok konuda yazılar yazdı. Çatı dergisinde kaleme aldığı yazılardan birisi olan, 15 Nisan 1978 tarihli Bu Böyle Biline başlıklı yazısından dolayı; 163. maddeden, Devletin Temel Nizamını İslam’a Uydurmak ve Türkiye’de İslam Devleti Kurmak istediği için yargılandı ve 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bundan dolayı tutuklanarak, önce Bayrampaşa Cezaevi’nde daha sonra da Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde hapsedildi. Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde cezasını tamamlarken, laik rejimin gardiyanları tarafından, işkenceyle, 23 Ekim 1985 Çarşamba günü, şehid edildi. Şehidin naaşı 27 Ekim 1985 Pazar günü, çok sayıda arkadaşı ve ailesi tarafından, Çanakkale Kapalı Cezaevi yetkililerinden alınarak, 29 Ekim 1985 salı günü, Diyarbakır’da Et Balık Kurumu Camii’nde kılınan namazdan sonra, Diyarbakır Mardinkapı Asrî mezarlığına defnedildi.
Bu yazıyı, Mekke’den kaleme alıp gönderiyorum.
Rabbim nasip ederse, bu gün birkaç Hac arkadaşımla; Rabbimizin Evine Beytullah’a gidip, Şeyhmus Ağabey’in ruhuna ithaf edilmek üzere, Kur’an okumayı ve arkasından da Şeyhmus Ağabey için, TAVAF YAPMAYI kararlaştırdık.
‘Mü’minlerden öyle erkek adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar; kimi bu uğurda şehid oldu, kimi de sırasını beklemektedir. Onlar hiçbir suretle verdikleri sözü değiştirmediler.’ Ahzab Suresi – Ayet 23
Rabbim, bizleri de sırasını bekleyenlerden eylesin… Amin.
Şehid Şeyhmus Durgun…
‘Devletin Temel Nizamını İslam’a Uydurmak ve Türkiye’de İslam Devleti Kurmak istediği’, suçlamasıyla yargılandı ve 5 yıl hapse mahkûm edildi…
Cumhuriyete tehlike görüldüğünden dolayı zindana atılan ve zindanda şehid edilen, Müslümanlardan sadece bir tanesi…
Bu rejim, kendisine tehlike gördüğü herkesi…
Ya işkence ile şehid ederek…
Ya para pul, mal mülk ile servete boğup, pasifize ederek…
Ya kadın ve şehvet tuzağına düşürüp, pasifize ederek…
Etkisiz hâle getirip, yok etmekte…
Şehid Şeyhmus Durgun; 23 Eylül 1979 tarihli Milli Gazete’nin Gençlik sayfasında yayınlanan Müslüman kimdir? başlıklı yazısının bir bölümünde:
“Müslüman, kolaya değil zora, sefaya değil cefaya; refaha değil, işkenceye; savaşa değil, barışa; kötülüğe değil, iyiliğe; cehenneme değil, cennete talib olandır.” diyordu…
Evet… Şeyhmus Durgun:
“…. Müslüman, refaha değil, işkenceye talib olandır;….” diyordu ve Rabbi O’na bu yolda, şehadeti nasib etti…
Şeyhmus Ağabey’i ilk olarak yanlış hatırlamıyorsam, 1976 yılında tanıdım.
Ben o yıllarda, İmam hatip Lisesi 5. sınıfta okuyordum.
Kendilerini sistemin sahibi gören zihniyet, hemen hemen her dönemde olduğu gibi; İslam’ı öğrenmek isteyenlere düşmanca bir tavır takınarak, hor görerek, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutuyordu. O yıllarda İmam Hatip Liseleri, direk üniversitelere giremiyordu. Yıllarca okuduğu derslerden, herhangi bir lisede, tekrar ‘Fark Ders Sınavı’na girip kazanmadan, üniversite imtihanına girmeye hak kazanamıyordu…
Rahmetli Erbakan Hocamız, CHP-MHP koalisyon hükümetine, bu ayrımcılığı ortadan kaldıracak bir kanun çıkartmayı başarmış; fakat o dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından, bu kanun veto edilmişti. Bizler İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde okuyan öğrenciler olarak, ‘Vetoyu veto!’ boykot ve mitingleri, tertiplemeye başlamıştık. İşte o boykot sırasında, İstanbul İmam Hatip Lisesi önünde, ilk olarak görmüştüm Sevgili Şeyhmus Ağabeyimi…
Daha sonra Fatih Vakıflar Yurdu’ndaki odalarına giderek, kendisiyle dostluğumuz gelişti. MTTB’nin Cemaleddin Tayla Dönemi’nde İcra Konseyi Başkanlığı görevi esnasında, ilişkilerimiz gelişti. Tam o dönemde, Metin Yüksel ile birlikteliğimiz ve Fatih Akıncılarını kuruluşundan sonra; Şeyhmus Durgun Ağabey’in Yeşildirek Rüstempaşa Yurdu’na geçişiyle, bu yurda gidiş gelişlerde dostluğumuz ilerledi ve şehadetine kadar devam etti. Rabbim, inşallah cennette de birlikteliğimizi devam ettirsin (Amin).
Şeyhmus Ağabey’in bu dünyadaki hayat seyrini, kısaca şöyle ifadelendirebiliriz:
ŞEYHMUS DURGUN: 1954 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
İlk ve orta tahsilini, Diyarbakır’da bitirdi. Daha sonra da, İstanbul Teknik Üniversitesi Genel Makine bölümünü bitirdi.
Yüksek tahsili sırasında, o yılların İslamcı Öğrencilerin merkezi durumunda olan MTTB’de, çeşitli görevler aldı. MTTB’nin yayın organları ÇATI ve MİLLİ GENÇLİK’te, idarecilik yaptı ve birçok konuda yazılar yazdı. Çatı dergisinde kaleme aldığı yazılardan birisi olan, 15 Nisan 1978 tarihli Bu Böyle Biline başlıklı yazısından dolayı; 163. maddeden, Devletin Temel Nizamını İslam’a Uydurmak ve Türkiye’de İslam Devleti Kurmak istediği için yargılandı ve 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bundan dolayı tutuklanarak, önce Bayrampaşa Cezaevi’nde daha sonra da Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde hapsedildi. Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde cezasını tamamlarken, laik rejimin gardiyanları tarafından, işkenceyle, 23 Ekim 1985 Çarşamba günü, şehid edildi. Şehidin naaşı 27 Ekim 1985 Pazar günü, çok sayıda arkadaşı ve ailesi tarafından, Çanakkale Kapalı Cezaevi yetkililerinden alınarak, 29 Ekim 1985 salı günü, Diyarbakır’da Et Balık Kurumu Camii’nde kılınan namazdan sonra, Diyarbakır Mardinkapı Asrî mezarlığına defnedildi.
Bu yazıyı, Mekke’den kaleme alıp gönderiyorum.
Rabbim nasip ederse, bu gün birkaç Hac arkadaşımla; Rabbimizin Evine Beytullah’a gidip, Şeyhmus Ağabey’in ruhuna ithaf edilmek üzere, Kur’an okumayı ve arkasından da Şeyhmus Ağabey için, TAVAF YAPMAYI kararlaştırdık.
‘Mü’minlerden öyle erkek adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar; kimi bu uğurda şehid oldu, kimi de sırasını beklemektedir. Onlar hiçbir suretle verdikleri sözü değiştirmediler.’ Ahzab Suresi – Ayet 23
Rabbim, bizleri de sırasını bekleyenlerden eylesin… Amin.


