Kardinal Külahı Görmektense Osmanlı Sarığını Yeğleriz...
Roma Katolik dünyasının lideri, Papa Franciscus Türkiye’de...
Vatikan tarafından yayınlanan Papa yıllıklarına göre, Papa Franciscus, 266. Papa.
Papa 16. Benedikt, 11 Şubat 2013 tarihinde istifa etmiş ve 28 Şubat 2013 tarihi itibariyle, görevi bırakacağını açıklamıştı...
12 Mart 2013 tarihinde yapılan 5. Tur oylamada, Franciscus Papa seçildi.
Papa Benedict, görev yaptığı dönemde, bir Almanya ziyaretinde, Haçlı seferlerinden dolayı, özür dilemişti. Bu konuşmasında şunları söylemişti:
“Bu seferlerde, binlerce cinayet işlendi. Allah adına bu cinayetlerin işlendiğini söylemek, kabul edilemez. Haçlı seferleri bizim utancımızdır.”
Papa, aynı konuşmasında, günümüz terörist eylemleriyle ilgili olarak, ayrıca Müslümanlara da bir çağrıda bulunarak, şu mesajı vermişti:
“Kendini Müslüman olarak tanımlayanlar, Allah adına öldürmekten vazgeçsin. Bir insanın ölümünün, Allah’ı memnun ettiğini düşünmek imkânsızdır. Gelin, iki büyük dinin mensupları olarak, birlik kuralım ve teröre karşı, ortak mücadele edelim.”
Bu sözlere katılmamak mümkün değil...
Gelin görün ki, kazın ayağı öyle değil...
ABD ve batı emperyalizmi, tüm dünyada, Müslüman ve mustazaf kanı dökmekte...
Ve adeta, Müslüman ve mustazaf kanıyla, banyo yapmaktalar... Tıpkı tarihte olduğu gibi...
İnsan hakları ve özgürlüklerin sözde savunuculuğunu yapan Avrupalılar... Tarihte barbarlığın zirvesine ulaşmışlardı...
Bu barbarlıkları kendi kayıtlarında, yer almaktadır...
Miladi 1095-1292 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hıristiyanlar tarafından, Müslümanların elinde bulunan Kutsal toprakların (Kudüs), ele geçirilmesi için, 9 Haçlı Seferi düzenlenmiştir.
Tüm Haçlı seferlerinin öncülüğünü Papalık yapmıştır...
Birinci Haçlı Seferi, 1095 yılında Clermont Konsili’nde Papanın çağrısıyla hazırlıklara başlandı ve Fransızlar, Normanlar, Lombardlar’ın çoğunluğunu oluşturduğu, tüm Avrupa milletlerinden oluşan, 70 bin civarındaki ordu, 1097 yılında Kostantinopolis (İstanbul) önlerine geldi.
Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos’a sadakat yemini ettiler ve ellerine geçirecekleri eski Bizans topraklarını, tekrar Bizans İdaresine vereceklerine, and içtiler. Bu Haçlı ordusu, Bizans tarafından Anadolu’ya geçirildi. Anadolu Selçuklu Devleti başkenti İznik kuşatıldı ve 1. Kılıç Aslan şehri boşaltmak zorunda kalıp ve ordusunu geri çekince, Haçlı ordusu İznik’i ele geçirdi.
Haçlı ordusunun önü açılmıştı ve Anadolu’da hızla ilerleyerek, Antakya önlerine kadar geldi. Burasını da kısa bir kuşatmadan sonra, ele geçiren haçlılar, kale içindeki Müslümanları kılıçtan geçirdiler.
Haçlı ordusu Batı Suriye, Lübnan, Filistin güzergahıyla, 1099 yılı Temmuz ayında Kudüs’ü kuşattılar. Kudüs Fatımiler elindeydi ve 10 gün süren savaş sonunda, Kudüs’ü ele geçirip; tüm Yahudi ve Müslümanları, kılıçtan geçirdiler...
İkinci Haçlı seferi ise, Musul Atabeyi İmameddin Zengi’nin 1144 yılında, Urfa’yı Hıristiyanlardan almasıyla; buradaki Hıristiyanların, Avrupa’dan yardım istemesinden sonra oluştu...
İkinci Haçlı ordusu, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud ve Halep Atabeyi Nureddin Mahmud Zengi ile yaptıkları savaşlarda, yenildiler ve geri dönmek zorunda kaldılar...
Üçüncü Haçlı Seferi ise 1189-1192 yıllarında oluştu....
Selahaddin Eyyubi’nin 1187 yılında, Kudüs’ü fethetmesi üzerine, Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, 100.000 kişilik bir ordu ile Anadolu’ya üzerinden, Kudüs önlerine geldi... Akdeniz yoluyla Kudüs önlerine gelen Fransa Kralı II. Filip ve İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard’ın ordusuyla buluştu...
Bu büyük ordu, tüm saldırılarına rağmen Kudüs’ü ele geçiremeyip, geri çekilmek zorunda kaldı...
Sözü 4. Haçlı seferlerine getirmek istiyorum...
Dördüncü Haçlı Seferi, 1202-1204 yıllarında cereyan etti. Papa III. Innocentius, Kudüs’ü kurtarma gayesiyle; tüm Avrupa Hıristiyanlarını, bu kutsal sefere katılma çağrısı yaptı. Teşkil edilen ordunun komutası, İtalyan Bonifacio’ya verildi.
Dördüncü Haçlı Seferinin özelliği, tek elden komuta ve deniz yoluyla Mısır’a oradan da Kudüs’ü fethetme fikrine dayanıyor olmasıydı...
Venedik Dükü’nün isteğiyle güzergâh, Mısır’dan Kostantinopolis’e çevrildi... Karışıklıkların hüküm sürdüğü Konstantinopolis, işgal edildi...
Ordu içerisinde bulunan Venedikli ve Frank çapulcuları, şehrin altını üstüne getirerek, her şeyi talan ettiler ve şehir halkına ve her türlü dinsel, kamusal ve şahsi anıt, bina ve eşyaya ve yaşlı, genç, çocuk, erkek, kadın kişilere çok büyük zararlar verdiler.
Bizanslı tarihçi Choniates, Ayasofya Kilisesini talan etmek için kilisenin en kutsal köşelerine kadar, bir sürü katır ve eşek sokulduğunu ve çalınan kutsal eşyaların, Haçlı ordugâhlarına götürüldüğünü; bu sırada içkili olan askerler, Ayasofya’da Ortodoks Patriğinin özel tahtına bir hayat kadınını oturttuklarını ve alay olsun diye, onun “dini vaizlerini” dinlediklerini yazar...
Bu zulüm, talan, daha sonraki seferlerde yaşanır...
Fatih’in İstanbul’u kuşattığı sırada, bazı Bizans ileri gelenleri ve din adamları, Katolik ve Ortodoks kiliselerin birleştirilmesini, teklif etmeleri üzerine; Bizanslı Grandük Notoras, “Başımızda kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz.” diyerek, itiraz etmişti...


