Işid ve El Kaide İslam’ı...
Işid, perşembe günü öğle saatlerinden sonra, Irak’ın Musul şehrinde bulunan konsolos ve konsolosluk elemanlarını rehin alarak, bilinmeyen bir yere götürmesiyle; Türkiye kamuoyunda, yoğun bir şekilde konuşulmaya başlandı.
Işid (Irak ve Şam İslam Devleti), her ne kadar kendilerine İslam Devleti deseler de, şu anda bir örgüt konumundalar. Işid, Amerika’nın Irak’ı işgalinden sonra, El Kaide’den gelen savaşçılar tarafından oluşmaya başlayan, bir örgüttür.
Afganistan’ın Ruslar tarafından 1978 sonu itibariyle işgalinden sonra, Türkiye İslamcı gençliğinde, Afganistan’a gidip cihad etme, en çok istedikleri şeydi.
Bu gençlerden birisi de, bu satırların sahibidir.
Fatih Akıncıları’nın yiğit ve korkusuz reisi Metin Yüksel ve birkaç arkadaşı ile birlikte; İran üzerinden Afganistan Müslümanlarıyla birlikte, cihad etmeyi kararlaştırıp ahidleşmiştik.
O yıllarda, Türkiye İslami gençliğinin, hemen hemen büyük bir çoğunluğunun gayesi, bu idi.
Metin Yüksel, 23 Şubat 1979 Cuma günü, Cuma namazı çıkışında Fatih Camii avlusunda, ırkçılar tarafından şehid edilince, bu ahidleşme bir inkıtaya uğradı.
Ahidleşenlerden birisi olarak, içimde Afganistan’a gidip cihad etme aşkı, zaman geçtikçe alevleniyordu...
Nihayet 1980 Mayıs ayında, bir arkadaşımla birlikte, İran üzerinden Afganistan’ın Herat cephesine ulaşmak, nasib oldu...
Herat bölgesinde bir Rus kuşatması sırasında, geceyarısı karanlığında dağda düşerek yaralandım. Üç gün dağda, on bir gün Herat’a 2 Km uzaklıktaki Cae köyünde bir evde, yaralı kaldım. Ruslardan alınan ganimet bir kamyonla, geceleri yol alarak gündüzleri, Ruslara yakalanma korkusundan dolayı köylerde gizlenerek, 3 günde Afganistan-İran sınırına ulaştırıldım. Oradan da Meşhed şehrine hastaneye götürüldüm. Burada iki buçuk ay tedavi gördüm ve iyileştikten sonra, Türkiye’ye dönmüştüm.
Bu girizgâhı şunun için yaptım.
El Kaide ve benzeri örgütlere katılarak, cihad edenleri(!)n, hâleti rûhiyesini anlayabiliyorum.
Afganistan cihadında oluşan Selefî mantıklı, El Kaide ve benzeri örgütler, Bosna ve Çeçenistan cephelerinde, tecrübe ve yayılabilme kabiliyetlerini artırdılar.
Selefî düşünce ekolüne bağlı Taliban ve El Kaide, 1994-96 yılları arasında Afganistan’da, Pakistan gizli servisi ISI tarafından, helikopter ve benzeri ağır askeri techizatlar yardımıyla, diğer Afgan hiziblerine üstünlük sağlaması sağlandı ve Afganistan’a hâkim oldular.
Afganistan’da İslam Devleti ilan ettiler ve ilk iş olarak, bu gün Işid tarafından Musul ve benzeri hâkimiyetleri altındaki şehirlerde yaptıkları gibi; kendi Selefî (Vehhabî diye de adlandırabilirsiniz) fikirlerini, kanun hâline getirdiler.
Işid Irak’ın 1/3’ünü kontrolü altına aldı ve Musul’a vali atadı. Cuma günü öğleden sonra yaptıkları açıklamada da, kadınların mecbur kalmadıkça sokağa çıkmasını, tütün kullanılmasını yasakladı ve hırsızların elinin kesileceği açıklamasını yaptı.
Selefî düşünceye sahip bu tür yapılar, kendilerinin dinden anladıklarının haricindeki mezhebî ekollerin, hiç birisine hürmet etmezler ve o ekollerin ictihadlarını kabullenmezler.
Bu anlayış, maalesef günümüz gençliği açısında, büyük tehlike arz etmektedir. Allah yolunda cihad gibi çok ulvî bir kavramın arkasında, maalesef çok büyük bir (ilkellik – bedevîlik) anlayışı yatmaktadır.
Bu tür örgütlerin içerisinde yer alanların büyük bir çoğunluğu, Batı Avrupa veya Ortadoğu ülkelerinde, en kaliteli okullardan mezun olanlar, yer almasına rağmen; yukarıda zikrettiğim bedevîlik-ilkellik, iliklerine kadar işlemiştir.
Vahşice cinayetlere imza atanlar, İslam’ın temsilcisi olamaz...


