Ebû Eyyûb El Ensari Karakterli Olalım...
Evet...
Zalimlerden olmayalım...
Ebû Eyyûb El Ensari karakterli olalım...
“İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez.” Âli İmran Suresi-57
“Böylece biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için orta (vasat) bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde şahid olsun.” Bakara Suresi -143
Ayette Müslüman’ın özelliği belirtilmiş...
İfrat ve tefritten kaçınan...
Mutedil bir Müslüman olmamız istenmiştir...
Suriye’de iç savaşın başlamasından bu yana...
Türkiye’de yaşayan Müslümanlar, özellikle de İslamcılar...
Maalesef bu hususiyetlerini yitirdiler...
Kâfirlere takınılması gereken tavırları, birbirlerine karşı takınır oldular...
Karşı tarafı tekfirle itham, gırla gidiyor...
Oysa yüce Rabbimiz, savaşırken bile haddi aşmayın diye buyuruyor:
“Sizinle savaşıp vuruşanlarla, Allah yolunda siz de savaşın, vuruşun; fakat haddi aşmayın, zulmetmeyin. Şüphe yok ki Allah, haddini aşanları ve zulmedenleri sevmez.” Bakara Suresi-190
Yüce Rabbimiz yine buyuruyor:
“Muhammed Allah’ın Resulüdür. Beraberindekiler ise kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, hep Allah’ın lütuf ve hoşnutluğunu ararken görürsün.” Fetih Suresi-29
Her şeyde olduğu gibi, sevgide de aşırı gitmemeliyiz...
Aynı zamanda kızmada da ölçülü olmalıyız...
Peygamber (sav) Efendimizin sözü mü, Hz Ali Efendimizin sözü mü olduğunda ihtilaf bulunan bir rivayette:
“Sevdiğini ölçülü sev, bir gün ona kızabilirsin; kızdığına da ölçülü kız, bir gün onu sevebilirsin.”
“İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!” (Fussilet Suresi-34)
Ebu Eyyüb El Ensari...
Peygamber Efendimizin, Medine’ye hicretinden sonra, evinde 6 ay kaldığı sahabi...
Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün savaşlarda, Peygamber Efendimizin yanında bulunan arkadaşı...
Hayber savaşından Medine’ye dönerken, Rasûlullah’ın çadırının çevresinde, kendi isteği ile bütün gece nöbet tutar, Rasûlullah (sav) O’nun için, “Allah’ım, beni koruyarak gecelediği gibi, sen de Ebû Eyyûb’u koru” diye dua ettiği dostu...
Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde yaptığı tüm savaşlara, Hz. Ali safında katıldı...
Rasûlullah (s.a.s.) İstanbul’un fethiyle ilgili olarak “İstanbul elbette feth olunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 335) hadisine mazhar olmak için...
90 yaşının üzerindeyken...
Muaviye’nin ordusuyla, İstanbul seferine katıldı...
Ve... İstanbul önlerinde şehid oldu...
Hz Ali’nin safında Muaviye’ye karşı savaştı...
Kâfirlere karşı da Muaviye’nin ordusunda yer aldı...
Günümüz Müslümanları...
Ebû Eyyûb hazretlerinin sergilediği bu karaktere, ne kadar da muhtaçlar...
Ebu Eyyûb El Ensarî’nin, bizlere örnek olacak hayatından bazı ayrıntılara şöyle bir göz atalım:
Ebû Eyyûb, Hz. Ebû Bekir devrindeki savaşlarla Hz. Ömer devrinde yapılan Suriye, Filistin ve Mısır seferlerine katıldı. Kıbrıs seferinde de bulundu (28/648-49). Medine âsilerin eline geçip, Hz. Osman’ın namaz kıldırması engellenince, herkes tarafından sevilip sayıldığı için Hz. Ali’nin tavsiyesi üzerine, bir müddet imamlık yaptı. Hz. Ali halifeliği döneminde, Irak’a gittiğinde O’nu Medine’de yerine vekil bıraktı. Hâricîler’le ve Muâviye ile yapılan savaşlarda, Hz. Ali’nin yanında yer aldı. Bu dönemde, Basra Valisi olan Abdullah b. Abbas Basra’ya gelen Ebû Eyyûb’a, “Senin vaktiyle Hz. Peygamber’e yaptığın gibi ben de bugün sana hizmet etmek istiyorum” diyerek, konağını ona bıraktı. Giderken de kendisine 40.000 dirhem, yirmi köle ve değerli hediyeler vererek, O’nu uğurladı (Zehebî, II, 410).
Sağlıklı olan herkesin Allah yolunda savaşa katılması gerektiğine inanan Ebû Eyyûb el-Ensârî, “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” (el-Bakara 2/195) meâlindeki âyette sözü edilen tehlikeyi, savaşa gitmeyip işiyle gücüyle meşgul olmak, şeklinde açıklardı. Bu sebeple, ihtiyarlık döneminde bile her yıl bir savaşta bulunmaya gayret etti. Katıldığı seferlerin sonuncusu, Müslümanların ilk İstanbul kuşatması oldu. Onun bu kuşatmadan bir yıl sonra (49/669) gönderilen, Yezîd b. Muâviye kumandasındaki takviye birliğinin içinde bulunduğu da rivayet edilmektedir. Ebû Eyyûb, kuşatma devam ederken hastalanarak, 49 (669) yılında vefat etti.”
Bir hadis mealiyle noktalayalım:
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez. Zulme uğradığında onu yardımsız bırakmaz. Mü’min kardeşinin ihtiyacını giderenin, Allah ihtiyacını giderir. Müminin bir sıkıntısını giderenin Allah, Kıyâmet Günü uğrayacağı sıkıntılarından birini giderir. Onun ayıbını örtenin de Allah Kıyâmet Günü ayıbını örter.”


