Bu yapılanlar düpedüz uşaklık
Kardeşim biz 25 senedir adam yetiştiriyoruz.
Tabii ki devleti biz ele geçireceğiz.
Tabii ki devleti ben yöneteceğim.
*
Seçilmişler bu işlerden anlamaz.
Hele hele bu cahil halk, devletin âli çıkarlarının, nerede olduğunu anlayamaz.
Devletin âli çıkarlarını ancak biz biliriz.
*
Devlet teamülleri öyle her kese ‘One minute’ çekmeyi kabullenmez.
‘One minute’ çekerek, devlet yönetilmez.
Bu tavır, uluslararası ilişkilerde, devletin çıkarlarına zarar verir.
*
Beyaz Türkler ve ‘Laik Türkiye Cumhuriyeti’ için, daha düne kadar, en tehlikeli kesim; dindarlar ve onları yönlendiren hocalardı.
Bugün Beyaz Türklerin Ağababaları, Fethullah Efendi’den ihale ve izin almayı ‘Lâikliğin’ neresine sığdırıyorlar acaba?
*
El Kaide o kadar münbit bir örgüt ki, her ülkede El Kaide üzerinden, operasyon yapma hakkına sahipler.
Türkiye Başbakanını El Kaide ile irtibatlandırıp, Erdoğan’ı teröristlere yardım ediyor diyerek, Türkiye’yi terörist ülke statüsüne sokmak istiyorlar.
*
Suriye’ye yardım götüren, İHH TIR’ında silah ele geçirildi; yalan haberini Today’s Zaman ve Radikal tarafından, kasıtlı ve bilerek yayınlamaları…
Van merkezli olarak başlatılan bir başka operasyonda, gazetecilerle birlikte gelerek, İHH Kilis şubesini El Kaide üssü pozisyonuna sokarak, dünyaya servis etmek.
İHH’yı uluslararası arenada, teröristlere yardım yapan kuruluş, listesine aldırma gayretidir.
*
Bütün bunları sakin bir şekilde düşünerek değerlendirdiğimizde; bu operasyonları yaptıranların, Türkiye’nin gelişmesini durdurmak isteyenlerin olduğunu görmemek, en hafif ifadeyle ahmaklıktır.
Son geldiğimiz noktada, Türkiye Hükümeti’nin çıkarları ile cemaatin çıkarları çatışmaktadır.
Bir başka ifadeyle de, son geldiğimiz durumu şöyle özetleyebiliriz.
25 yıldır adam yetiştirerek, hizmet ettiklerini iddia edenler ile Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hükümeti; devleti yönetmede, çatışma durumuna gelmişlerdir.
Hizmet hareketi olduğunu iddia edenler, Tayyip Erdoğan ve Hükümetini zayıflatmak veya yıkmak için; her yolun mubah olduğu anlayışını benimsedikleri ve bu tarzda hareket ettiklerini görebiliyoruz.
Oysa bizler, Hizmet hareketinin İslam eksenli bir hareket olduğunu, ön kabulündeydik.
İslam eksenli bir hareketin, İslam’a hizmet ederken, ‘Bana engel olan her kim olursa, onu yok etmek için, her yol mubahtır’ anlayışına sahip olması; İslami ve insani bir açıdan kabul edilebilir bir anlayış değildir.
Hizmet önderlerinin, Amerika’da kala kala, ‘Batılıların, zaferi elde etmek için her yol mubahtır’ anlayışını içselleştirdiklerini görüyoruz.
Libya’da İtalyanlara karşı mücadelesi esnasında, Ömer Muhtar’ın tarihe geçen bir sözü; İslam’ın bu hakikatinin tezahürüdür.
Çöl Aslan’ı filminin bir sahnesinde şunlar anlatılır: İtalyan kuvvetlerinden bir grup, pusuya düşürülür, İtalyan askerlerin hepsi öldürülmüştür. Sadece genç bir teğmen sağ kalmış ve esirdir. Ömer Muhtar’ın huzuruna, elleri bağlı getirilir. Ömer Muhtar, genç teğmenin ellerini çözer, İtalyan bayrağını teğmene verir ve şöyle söyler: Bunu al ve git, komutanlarına ‘Bu bayrak buraya ait değil’ diye söyle.
Ömer Muhtar’ın esir teğmeni bırakması, askerleri tarafından anlaşılmaz. İtalyanlar bizden aldıkları esirleri öldürüyorlar, biz de bu teğmenin öldürülmesini istiyoruz, derler.
Ömer Muhtar, tarihi cevabını verir: ‘Onlar, bizim öğretmenimiz değil…’


