--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bosna’nın Efsanevi Savaşçıları Crni Labudovi...

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

Bosna Gazisi bazı arkadaşlarım, geçtiğimiz günlerde Bosna’ya davetliydiler...

Ben de davet almıştım...

Fakat bazı teknik imkânsızlıklardan dolayı gidemedim...

Crni Labudovi...

Kara Kuğular...

Kelimenin tam anlamıyla, sıfırdan efsane olmak...

Bu deyimi hak eden Crni Labudovi... Kara Kuğular...

Bosna’nın efsanevi savaşçı birliği...

Yıl 1992...

Avrupa’nın göbeğinde Sırp vahşeti yaşanıyor...

Büyük Sırbistan için, Sırplar dehşet saçıyor...

Slovenya ve Hırvatistan’da katliamlar gerçekleştiriyor...

Hırvatistan’ın Vukovar şehrinde...

Binlerce Hırvat kadın, Sırp tecavüzüne uğruyor.

Binlerce Hırvat genci ve yaşlısı öldürülüyor...

Savaş, Bosna’ya da geliyorum diyordu...

Aliya bunu seziyordu...

Elindeki imkânları, barış için kullanmak istiyordu...

Ve fakat Sırplar...

Gözleri dönmüş...

Yugoslavya ordusunu, arkasına almış...

Ordu, tüm imkânlarını Bosnalı Sırp milislerin emrine vermiş...

Mart 1992 sonları...

Bosna Hersek topraklarında da savaşı başlatırlar...

Böyle bir saldırıyı, Boşnakların kahir ekseriyeti beklemiyordu...

On binlerce Boşnak kadın ve kızı...

Dün yan yana yaşadıkları komşuları Sırplar tarafından, tecavüze uğruyordu...

Ansızın, beklenmeden gelen bu tecavüzlere karşı...

Önce bilekleriyle... 

Sonra, kısıtlı imkânlarla elde edebildikleri küçük silahlarla, direnmeye başladı Boşnaklar...

Müzik öğretmeni Abidin Tuluk... 

1992 Kasım ayında ‘Bu savaş bize Müslümanlığımızı hatırlattı...’ diyecekti bize Gorni Vakufta...

Silaha sarıldı Boşnaklar, genç ihtiyar demeden...

Senad Mehdin Hodzic de bunlardan biriydi...

Konjic bölgesindeydi...

Kahveden, bardan topladığı birkaç arkadaşıyla, silaha sarıldı...

Bölgedeki Sırplara, ağır darbeler vurmaya başladılar...

Senad, telsizde konuşurken Crni Labudovi diye tanıtırdı kendisini...

10 Mayıs 1992...

Sırplar’ın kalesi Balkovica’ya operasyon yaparlar ve ele geçirirler...

Fakat Hajrudin Mesiç ile Hase Tiri yaralandılar...

Komutan Mehdin Senad Hodzic iki önemli komutanını yaralı vermesine rağmen; şehadeti bahasına 50 km.lik bir alanda bulunan Sırpların kalelerini bir bir düşürür 10 Mayıs 1992’de...

Teocak ve Zvornik alınmıştır, fakat Mehdin Senad Hozic şehid düşmüştür...

Hayro (Hajrudin Mesiç) ve Hase Tiric kısa zamanda iyileşip, birliklerinin başına geçerler...

Komutanlarının adını yaşatmak için birliklerinin adını Crni Labudovi koyarlar...

Bir efsane böyle doğmuştur...

93 yılı başlarında Türkiyeli mücahidler de katılır Crni Labudovi’ye...

Crni Labudovi, Sarajevo (Saraybosna) ve İgman dağları eteklerindeki cani Sırpların korkulu rüyası olmuştur... 

Aylar geçtikçe, daha da güçlenir Crni Labudovi...

Bosna Ordusu’nun en gözde savaşçılarıdırlar...

Önemli tüm savaşlarda, Crni Labudovi öncü birliktir artık...

Yıl 1995... Aylardan Ekim...

Sırplara son darbeyi vurma sırası gelmiştir...

Bosna Ordusunun, Atıf Dudakovic komutasındaki 5. Birliğe, Banja Luka’yı alma emri verilmiştir...

General Atıf Dudakovic, bu önemli görev için Crni Labudovi birliğine katılmasını ister...

Komutan Hase ve Crni Labudovi (Kara Kuğular) destan yazmaya başlarlar, Banja Luka bölgesinde...

Banja Luka’nın kapısı Sanski Most’u ele geçirirler...

Banja Luka düştü düşecek...

Banja Luka düşerse...

Bosna Hersek Sırplarının kalbi düşecektir...

Sırpların imdadına, ABD ve BM yetişir...

ABD’nin baskısıyla BM Bosna Hersek’te ateşkes ilan eder...

Böylece Sırplar tecavüzlerinin hesabını vermekten, ABD tarafından kurtarılır...

“.... Görüşmeler şantaj ve Bosna’nın başının üzerinde kılıç tehdidi altında yürütülmekteydi. Kendisinden sayı ve mühimmat bakımından, çok daha üstün olan düşman tarafından saldırıya uğramış bu millet, büyük kayıplara uğramıştı, sunulan barış ise her zaman sadece benim ilkelerime değil, temel hukuk prensiplerine de aykırıydı. Böyle bir barışı kabul etmem çok zordu, savaşın devam edeceği mesajıyla eve dönmem ise daha da zordu. Çok zor ikilemler içindeydim. Kendimi çarmıha gerilmiş gibi hissediyordum.”

Aliya, Dayton görüşmeleriyle ilgili notlarında, böyle diyordu...

Bu şartlar altında Dayton anlaşması imzalandı... 

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle