--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bizi Kurtaran Yok mu…?

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

“Bize yapılan soykırımı unutursak bunu bir daha yaşamaya mecburuz, size asla intikam peşinden koşun demiyorum, ama yapılanları da asla unutmayın.”

Diyordu Bilge Kral Aliya…

Neden demişti bunu Aliya…?

Bu günün gençlerinin, hatta toplumumuzun birçoğu Bosna’da neler yaşandı bilmez…

Bilge Kralın dediği gibi, intikam için değil; yapılanları unutturmamak için tekrar tekrar yazmalıyız…

Boşnak halkının yaşadığı zulmü, işkenceyi ve dramı…

Acıların yaşandığı günlerin, hemen birkaç yıl öncesine gidelim…

Bu günlere nasıl gelindi…?

Bosna Hersek, eski Yugoslavya’nın 6 cumhuriyetinden birisidir. 1991 yılında, eski Yugoslavya döneminde yapılan en son sayıma göre, nüfusu 4.523.000 kişidir. Bu sayımda milletlere göre dağılım şöyleydi: Boşnaklar: 1.905.000 % 43.7 – Sırplar: 1.364.000 %31 – Hırvatlar: 752.000  % 17.3 – Yugoslav: 293.000 %5.5 – Diğerleri: % 2.2

1980 Yılında Mareşal Tito’nun ölümünden sonra, Yugoslavya parçalanmanın sinyallerini vermeye başladı. 1980’li yılların ortalarında, doğu bloğundaki çözülmeler, 1991 yılında Yugoslavya’da kendini gösterdi. 1991 yılında, Yugoslavya Anayasası’na göre devlet başkanlığının; Federasyonu oluşturan 6 cumhuriyetten birisi olan, Hırvatistan’a geçmesi gerekirken; Sırbistan, bunu engelledi. Ve Yugoslavya’nın mirasına tek başına sahip çıktı. Bunun üzerine Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Sırbistan bunu kabul etmedi ve önce Slovenya’ya sonra da Hırvatistan’a saldırdı. Bilhassa Hırvatistan’ın Vukovar şehrinde on binlerce Hırvat’ı vahşice katlettiler. Tarihi Osıjek, Dubrovnik şehirlerini büyük bombardımana tabi tuttular. Sırplar’ın bu vahşiyane saldırılarına, o zamanki adıyla Avrupa Topluluğu (Şimdiki adıyla Avrup Birliği) ve Almanya hemen karşı çıktı. Sırbistan’a karşı yoğun bir kampanya başlattılar ve Slovenya’daki Sırp güçleri, geri çekilmek zorunda kaldı. Hırvatistan’da ise yer yer Sırp ahalinin yaşamasından dolayı; Sırbistan, bu Sırp halka silah ve para desteği vererek, Hırvatistan’da savaş yıllarca sürdü.

16 Kasım 1990 günü Bosna Hersek’te yapılan seçimlerin sonuçları, 2 Aralık 1990 günü, resmen açıklandı. Bu sonuca göre, Parlamentodaki 240 sandalyeden Aliya İzzetbegoviç’in partisi 86, Sırplar’ın lideri Radovan Karadjiç’in partisi 70, Hırvatların lideri Stjepan Kljuiç’in partisi 45, Komünist Partisi 14, diğer partilerin toplam sandelye sayısı ise 25 oldu. Parlamento yaptığı ilk oturumda Hırvatlar’ın HDZ milletvekilleri, Boşnaklar’ın SDA milletvekillerinin oylarıyla Aliya İzzetbegoviç Devlet Başkanlığına,  Hırvat Juri Pehlivan Başbakanlığa, Sırp Momcilo Krajisnik Meclis Başkanlığına seçildi.

Sırplar tarafından başlatılan gerginlik, ilk etkisini Slovenya ile Hırvatistan’da gösterdi. Bu iki ülke arasındaki gerginlikler arttıkça, Bosna Hersek’te de, etkisini göstermeye başladı. Eylül 1991’de Hırvatistan’daki Krajina Sırpları, otonomluklarını ilân edince, Bosna Hersek’in kuzey doğusunda yaşayan Sırplar da, aynı yola başvurdular.

Bosna Hersek’in bütünlüğünden yana olan İzzetbegoviç, bu kararın sonuçlarının bir iç savaşa sebep olacağını tahmin ederek, Saraybosna-Belgrad-Zagrep arasında diplomasi atağı başlattı. Aliya’nın bütün girişimleri, Sırplar’ın diretmesiyle karşılaşıyordu. Ekim 1991’de Bosna Hersek parlamentosu, Müslüman ve Hırvat milletvekillerinin oylarıyla, Bosna Hersek’in bağımsızlık kararını aldı. Bununla birlikte, şu kararlarda kabul edilmişti: Sırbistan ve Hırvatistan gelecekte muhtemel Yugoslavya Devletler Topluluğu’na girerlerse; Bosna Hersek de, o zaman girecek. Hırvat-Sırp iç savaşında tarafsız kalınacak ve bu devletin sınırlarının değişmesi kabul edilemez. Karadziç’in başkanlığındaki Sırp milletvekilleri, bu kararları kabul etmeyerek, meclisi terk ettiler.

Mart 1992 ‘de yapılan bir referandumla da Bosna Hersek Cumhuriyeti, bağımsızlığını ilan etti. Bu referandumu Bosna Hersek’te yaşayan Sırplar boykot etmişlerdi.

Bosna Hersek’te yaşayan Sırplar’ın lideri Radovan Karadziç, Müslümanların aleyhine yoğun bir kampanya başlattı ve Sırbistan’ın elinde bulunan Federal Ordu’nun da desteğini alarak, silahlı saldırı ve katliamlara başladılar.

1992-95 yılları arasında, Sırplar Boşnaklara karşı en acımasız bir şekilde, tecavüz ve soykırımda bulundular. Sırplar Boşnaklara yaptıkları işkence, zulüm ve tecavüzlerin hemen hemen aynısını Hırvatlara da uyguladılar…

Acının bir diğer tarafı, bu tecavüz ve işkencelerin; sözüm ona Medeni Avrupa’nın göbeğinde yaşanması…

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan 2 Kasım 1992 tarihli rapor’da, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden Lewis K. Elbinger, Batı dünyasının bu zulme tepkisiz kalmaması ve acilen bir şeyler yapılması gerektiğini, şöyle dile getiriyordu:

“ ‘Berbat’, ‘korkunç’, ‘trajik’ gibi kelimeler Bosna Hersek’de yaşananları anlatırken en çok kullanılan kelimeler arasında yer alıyor, ne var ki bu kelimeleri kullananlar bile Bosna’da yaşanan savaş suçlarının boyutlarının, tam anlamı ile farkında değiller. Biz sabah kahvemizi yudumlayıp gazetemizi okurken, orada Adolf Hitler veya Pol Pot’un yaptığı katliamlara benzer katliamlar gerçekleştiriliyor. Yarım yüzyıl önce Hitler katliamlarını gerçekleştirirken belki Amerikalıların yapabilecekleri pek bir şey yoktu. Pol Pot barbarlığı için de Amerikalılar bir şey yapamazlardı, çünkü her şey gözden ırak bir bölgede yaşanıyordu. Ama Sırp kıyımı Avrupa’da şu anda yaşanıyor ve ABD Dışişleri’nin bu konuda hazırladığı sekiz rapor var.” 

Yaşananların en acı taraflarından birisinin de…

Boşnak kadın ve kızlara tecavüz edenlerin çoğunun, komşuları Sırplar tarafından yapılmasıydı…

Yıllarca, birlikte yaşadığınız komşularınız tarafından, tecavüze uğranmak…

Began Fazli; toplama merkezinde komşusu SDA partisinin ilçe başkanı Hadzi; İlijaz’ın ve ailesinin öldürülüşünü şöyle anlatıyor: “Elektrikli matkap getirdiler ve bununla göğüslerinde delikler açtılar. 1,3 ve 5 yaşındaki çocuklarını da kazıklara sokarak öldürdüler. Bunları bizzat şu gözlerimle gördüm.”

Bu zulüm ve tecavüze uğrayan Boşnak kadın ve çocukları feryad ediyordu:

“Nemali ko da nas spasi? 

Bizi kurtaran yok mu?”    

(Devam edecek)

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle