Bir Şehidin Vasiyeti...
Şehadet...
Peygamberlikten sonraki en yüce makam...
Peygamber Efendimiz zaman zaman Uhud şehidlerini ziyarete giderdi...
Hz. Fatıma validemizin iki-üç günde bir Uhud’da Hz. Hamza Efendimizin kabrini ziyarete gidip dua ettikten sonra, kabrini düzelttiği rivayet edilir...
Peygamber Efendimiz ashabıyla birlikte gittiği bir Uhud ziyaretinde, şehidlerin kabri başucunda durur ve : “Ben sizin Allah katında diriler olduğunuza şahidim. Eshâb-ı Kirâm’a dönerek ‘Bunları ziyâret edin ve selâmlayın, Allah’a yemin ederim ki bunlar kıyâmete kadar selâmlayana karşılık verir” diye buyurur.
Diyarbakır’da 23 Nisan 1994 günü, silahlı ve bombalı bir saldırıda, şehadete kavuşan bir şehidimizin vasiyetini, sizlerle paylaşmak istiyorum...
ŞEHİD AHMET AYDIN'IN VASİYETİ
“Alemlerin rabbi olan yüce Allah’a (cc) hamd-ü senalar; O’nun Rasülü Muhammed’e (sav), Pâk Ehline, güzide ashabına ve tevhidi yolu takip eden muvahhidlere, alimlere, şehidlere, mustaz’aflara ve kıyamete dek tevhid meş’alesini birbirine devreden mü’minlere selam olsun!
Rabbimize ne kadar şükretsek azdır ki, bizleri müslüman olarak yarattı.
Ailemizi İslami bir aile yaptı.
Doğan her insan, ölüme mahkûmdur. Bu gerçek değiştirilemediğine göre, bize ve tüm kardeşlerimize düşen görev, Allah’a lâyıkı ile kul olmak, bu uğurda çalışmaktır.
Ana ve babama derim ki; bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonra da yapılacak olan, İslami çalışmalara destek olunuz. Bizlere olan sevginiz, ahiretimizi yok etmesin! Çünkü tarihte genç müslümanların önüne, hep aileleri mani olarak çıkmıştır. Sizlere düşen görev, Sümeyyelerin, Nesibelerin ve Yasirlerin fonksiyonunu yerine getirmektir. Bunun da mükâfaatını, inşallah görürsünüz.
Kardeşlerime ve bacılarıma şunları tavsiye ederim: Şu anda, hepiniz birer aile kurdunuz. Bunu devam ettirin! Çocuklarınızı küçükken çalışmalara katın, merhametiniz eğitimlerine mani olmasın. Aile bireyleri olarak birbirlerinize saygılı, şefkatli olun. Birbirinizin libası olduğunuzu unutmayın. Hiç bir müslümana yakışmayan, klasik cahilî aile kavgalarına bulaşmayın. Küçüklere sevgi, büyüklere saygı da kusur etmeyin ki; toplum içinde saygınlıkla anılırsınız. Yengelerime şunu tavsiye ederim ki, ibadetlerine dikkat etsinler, kadın çalışmalarına muhakkak katılsınlar. Çocuklarınıza İslami terbiyeyi sizler vereceksiniz. Bu konuda azami dikkati gösterin.
Hanım ve çocuklarıma gelince, insan fanîdir.
Bakî olan Allah’tır.
Yokluğumuza tevekkül edin ve bol dua edin. Benden sonra sakın cahilî hayata dönmeyin! İslami çalışmalara benden sonra daha da dikkat edin. Acınız sizi davadan uzaklaştırmasın. Hanım! Çocuklara yardımcı ol. Onların İslami hareketlerine mani olma. Özellikle bir şehid annesi olmayı arzula !
Abdullah ve Betül!... Sizler de büyüdüğünüzde beni Allah’ın ve kullarının yanında utandırmayın. Size yüklenen misyona lâyık olun. Zamane gençleri olmayın. Mus’abları, Zeyneb’i, Hüseyin’i örnek alın. İslam Devleti’ni ve onun Aziz İmamı’na ihanet etmeyin. O’nun emirlerine itaat edin.
Tüm aile bireylerine söylüyorum: Dünyadan ayrılışım inşaallah şehadetle olur. Ancak ecelle ölüm de olsa, bu vasiyetime dikkat edin.
Aranızdan ayrılmamdan dolayı, cahiliyenin yaptığı gibi, saç, baş yolmayın. Allah’a isyan etmeyin. Bilakis, şehadetse sevinin, ecelle ölüm ise dua edin. Sabırlı olun. Çünkü bizler; “Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz.”
Şunu unutmayın: Bir şehid 40 kişiye Allah’ın izniyle şefaat edecektir. Şehid olursam, buna dikkat edin. Sabır ve tevekkülünüzle, diğer şehid ailelerine örnek olun.
Ali’nin düğünü nasıl örnek olduysa, bu da benim düğünümdür, yine örnek olsun.
Ya Rabbi !
Bizler, İslam binasının yükünü çeken moloz siyah taşlara talibiz.
Bizi bu taşlardan kıl ki, çocuklarımız İslam binasının gözüken kısmı olsunlar.
Ya Rabbi, bize merhamet et, bizi rahmetinle affet.
Razı olduğun kullardan kıl!
Emenetimizi yerine getirmemizde bize yardımcı ol.
Bize şehadet nasib et!
Mutmain olan nefisten kıl bizi Ya Rabbi.
Müslümanlara yardım et!
Birbirlerine merhametli olmalarını sağla.
Dünya istikbarını kahret.
Müslümanlara kuracakları tuzaktan dolayı, bizleri uyanık kıl.
Bizlere zaferini nasib et.
Velhamdülillahi Rabbi’l Alemin....”


