Beyefendi Kendinize Gelin… Burası İmam Hatip Lisesi
“Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de, andolsun günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” Ali İmran, 3/195
“Bir Müslüman’a yorgunluk, ağrı, kaygı, keder, acı, tasadan diken batmasına varıncaya kadar, herhangi bir şey isabet etse; Allah (C.C) buna karşılık onun hatalarını örter.” Buhârî ve Müslim
Adam gibi adam derler ya…
Şehid Fevzi Bektaş Hocamız…
Öyle biriydi…
Sert tabiatlı…
Dobra bir kişiliği vardı…
Öyle alttan almayı, idare etmeyi sevmeyen bir kişilik…
Ecevit Hükümeti dönemi...
Hocamızın okulunda yaptıklarını çekemeyen ikiyüzlüler, ihbarda bulunurlar…
Müdürlüğünü yaptığı İmam Hatip Okulu’na müfettişler gelirler…
Usulsüz bir şey bulamazlar…
Fevzi Hoca’ya had (!) bildirmek istemektedirler…
Okulun duvarında bulunan, hadis-i şerif levhasına kafayı takarlar ve hocaya ‘levhayı kaldırmasını’ söylerler…
“Beyefendi! Burası İmam Hatip Lisesi. Buradan ülkenin imanlı nesilleri yetişiyor. Bu gördükleriniz de, Peygamber Efendimizin mübarek sözleridir. Kendinize geliniz!...”
Müfettişler, donar kalır ve bir şey daha söylemeden okulu terk ederler…
Öğrencilerinden Abdurrahman Şen:
“Karagümrük Stadı’nda Fevzi Bektaş’la Erdoğan’ın, bir maçını izlediklerini anlatıyor. Erdoğan maçta çok iyi oynuyor. Çıkışta Bektaş, Şen’e Erdoğan’ın dersleri çok iyi olmadığı hâlde, sahanın en iyilerinden olduğunu belirtip diyor ki:
“Bugün Kuran-ı Kerim’den, Arapça’dan benden 9-10 alanlar, yarın birer hacı kızı alıp, kenara çekilecekler. Bu ülkeye, bugün bu sahalarda top koşturanlar, sizler hizmet vereceksiniz.”
••
Bugün bakıyorum, hakikaten bizim sınıfta Arapçası, Kur’an’ı, meslek dersleri 9-10 olanlar, bugün birer köşeye çekildiler.
Ama o günlerde kahveye kaçan veya sinemaya giden veya top oynayan, ‘Bu ne biçim imam hatipli’ diye eleştirilen öğrenciler, toplumun önünde iş yapan insanlar oldular.
Fevzi Bektaş benim de Hocamdır…
İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde okuduğum dönemde, 5. Sınıfta iken Kur’an-ı Kerim dersimize gelmişti.
O günlerde hayıflandığım ve fakat sonraki yıllarda, gıyaben teşekkür ettiğim, bir Fevzi Bektaş hatıramı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kur’an-ı Kerim okumasını İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde öğrendim. Sınıf arkadaşımın bir çoğu, İmam Hatip Okuluna girmeden önce, Kur’an kursuna gitmiş, Kur’an okumasını öğrenmiş. Fakat ben, Kur’an okumasını İmam Hatip Okulunda öğrenmiştim. Bu yüzden her sene, Kur’an-ı Kerim’den ikmale kalır ve bazı seneler de, tek derse kalırdım.
İmam Hatip Okulu 4-E sınıfındayken, Kur’an-ı Kerim hocamız Müzekka Gürbüz… Allah, O’ndan da razı olsun…
İkmale kalmıştım ve ikmal imtihanlarında, komisyonda Fevzi Bektaş Hocamız da vardı.
Önce, yüzünden bir miktar okudum. Ve iyi okumuştum. Yasin ve Fetih surelerinden birer bölüm, ezber okuttular. Bunları da güzel okudum.
Hatta Müzekka Hocam Fetih suresinin son ayetlerini okumadan önce, Fevzi Bektaş Hoca’ya:
“Hocam bak şimdi mahreçleri ne güzel okuyacak.” dediğini hiç unutamıyorum.
Son olarak Fevzi Bektaş Hocam, Hümeze suresini okumamı istedi. Okudum. Fakat Narullah il-Mûgadeh bölümünü tekrar okuttu. Mûgade derken, ne var diye sordu. Ben de İhfa var hocam dedim. Halbuki Meddi Tabi vardı. Ben imtihan heyecanıyla yanlış söyledim.
Fevzi Bektaş Hocam: Hepsini güzel okudun, ama ihfa ile meddi tabiyi öğren de gel olur mu…
Diyerek, beni tek derse bırakmıştı.
Fevzi Bektaş Hocamız…
16 Aralık 1979 günü, Beşiktaş’ta bir kafeteryada arkadaşlarıyla buluşmak için beklerken…
Bombalı bir saldırıya maruz kalarak, şehid oldu…
Hocamızın Ruhu için El Fatiha…


