--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Anatolia Lupines’in yıllar önce söyledikleri...

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

Ukrayna, bir türlü durulmuyor. 

Özellikle Kırım’ın Ukrayna’dan koptuğundan beri  bir hatıramı, sizlerle paylaşmak istiyordum.

Yıl 1995...

Aylardan mayıs...

Selam Gazetesi’nde çalışıyorum...

Çeçenistan’da Rus işgali başlayalı, 5-6 ay olmuş...

Türkiye kamuoyuna, içerden bilgi aktarmak gayesiyle, Çeçenistan’a ulaşmak için, Azerbaycan’a gidiyorum...

1990’lı yıllarda, Tahran’da düzenlenen uluslararası bir konferansta tanıştığım, Timur Kuliev kardeşimin Bakü’de misafiriyiz...

Bizi Yasir ve Yavuz kardeşlerimle tanıştırıyor...

Daha sonra da, Çeçenistan’ın İstiklal Marşını yazan ve 1996 yılında şehadet mertebesine ulaşacak, İmam Alim Sultan kardeşimle tanıştırıyor...

İmam Alim Sultan kardeşime, Türkiye’ye gitmesini tavsiye ediyorum.

Sen, marş ve ezgilerinle, Çeçenistan davasına daha fazla hizmet verebilirsin diyorum...

Sonunda ikna ediyorum... 

Türkiye’ye, Mehmet Şahin ve Bülent Yıldırım kardeşlerime gönderiyorum...

Timur kardeşimin, tanıştırdığı kimselerden birisi de Anatolia Lupines...

O zaman ben kırk yaşındayım.

Anatolia Bey altmışın üzerinde...

Fakat gönlü, hâlâ yirmili yaşlarda...

Dağıstan ve Çeçenistan topraklarında karşılaştığımız, o zorlu şartlara, Fatih Altaylı ve 4 kişilik ekibi dayanamayıp, yarı yoldan geri geldiklerini söyleyeyim ki, siz yaşadığımız tehlike ve sıkıntıyı anlayınız.

Bu şartlar altında o ihtiyar Kurt, bizimle yarışırcasına, zorluklara karşı geliyordu...

Kendisiyle yaptığım konuşmayı, Türkiye’ye döndükten sonra, Selam Gazetesi’nde yayınlamıştım.

Hani şu, meşhur Selam Terör örgütüne isim olmuş gazete...

Anatolia Lupines, Cehar Dudayev ile görüşmeye gitmek için, Azerbaycan’a gelmişti.

Kendisi o zaman, Ukrayna Emekli Parlamenterler Birliği Başkanıydı.

Sovyetler Birliği zamanında,  25 yıl hapis yatmış bir kimseydi.

Ayak topuklarının üzerinin, tabir yerindeyse davul gibi şişliğini göstererek, bu hapishanenin etkilerinin, hâlâ vücudunda meydana getirdiği, olumsuzluklardan bahsetti.

Kendisiyle Azerbaycan’ın Bakü şehrinde bir sabah başlayıp, bizimle birlikte bulunan Fatih Altaylı ve 4 kişilik ekibi, cepheye giden mücahidlerden oluşan kalabalık bir grupla, Azerbaycan sınırına akşama doğru ulaştık. Azerbaycan Dağıstan sınırını, kaçak geçtik ve gece boyu, Dağıstan’ı bir baştan bir başa, sabaha kadar çok tehlikeli bir yolculuk sonunda geçerek, Dağıstan Çeçenistan sınırında bulunan, Hasavyurt şehrine ulaştık. 

Bu arada Fatih Altaylı ve ekibinin, korkudan Dağıstan’ın Mohaçkale şehrinden geri döndüklerini belirteyim.

Biz Hasavyurt’ta birkaç saat dinlendikten sonra, Çeçenistan’a giriş için, tekrar yola koyulduk. Fakat iki saatlik yolculuktan sonra, Rus askerlerine yakalanma tehlikesinin belirdiğini söyleyerek, geriye Hasavyurt’a gelmek zorunda kaldık. Ertesi günü, sabaha karşı alacakaranlıkta, tekrar yola koyulduk ve Çeçenisan’ın Naiber mıntıkası yakınlarında, Anatolia Bey ile yollarımız ayrıldı. Anatolia Bey, Cehar Dudayev’in bulunduğu Şatoy şehrine; biz de Genelkurmay Başkanı Aslan Mashadov ve Şamil Basayev’in bulunduğu, Vedeno şehrine götürülecektik. Burada kendisiyle vedalaşıp ayrıldık.

Anatolia Bey ile Bakü’de Timur Kuliev’in Dostluk Cemiyeti bürosunda yaptığımız görüşmede, o zaman beni çok etkileyen, bir sözü olmuştu.

Kendisine ‘Çeçenistan’daki Müslümanlara neden yardım ediyorsunuz?’ diye sorduğumda; beni çok etkileyen, şu sözleri söylemişti:

“Bizde bir söz vardır, ‘Eğer komşunun evindeki yangını söndürmezsen; yangın, senin evini de saracaktır.’

Hem siz Rusları bilmezsiniz, biz Rusları iyi tanırız. Eğer Çeçenistan’ı dize getirirlerse; eninde sonunda, bize de saldırırlar...”

Ukrayna’daki gelişmeler, beni böyle yıllar öncesine götürmüştü...

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle