--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

12 Eylül’den dağa… Dağdan öz yönetime… (2)

Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin

1970’li yıllarda Güneydoğu’da, Türk ve Kürt kökenli onlarca sol hareket vardı. Kawa, Rızgari, Özgürlük Yolu, DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) gibi Kürt kökenli örgütler bölgede çok güçlü idiler.

O dönem sol fikirli Kürt öğrenciler, daha ziyade DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) çatısı altında faaliyet gösteriyordu.

Abdullah Öcalan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne 1971 yılında girdiğinde DDKD üyesi solcu bir gençti. 1972 yılında bir öğrenci eyleminde tutuklandı ve 7 aylık bir cezaevi serüveni yaşadı.

12 Mart müdahalesinde, gözetimde ve cezaevlerinde yapılan ağır işkenceler neticesinde, solcu gençlerin çoğunda, silahlı eylem fikri ön plana çıkmaya başladı. Abdullah Öcalan da bunlar arasındaydı ve 1975 yılında Ankara’da bir örgüt kurmaya karar verdi.

Mustafa Karasu, Cemil Bayık, Duran Kalkan, Ali Haydar Kaytan, Rıza Altun ve eşi Kesire Yıldırım (Öcalan)’ı bir toplantıda bir araya getirdi. 

Toplantı sonunda Bağımsız bir Kürt Devleti kurmak için, Marksist-Leninist bir yapılanma kararı alındı.

Yukarıda saydığımız isimler, bu toplantıdan sonra Güneydoğu’ya giderek, bölgede örgütlenmeye başladı. 

Harekette tek söz sahibi olan Abdullah Öcalan olduğu için, bölgede APOCULAR olarak, adlarını duyurmaya başladılar.

1978 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yapılan toplantı sonunda, Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK)  kuruluşu ilan edildi…

Bölgedeki faaliyet gösteren Kawa, Rızgari, Özgürlük Yolu, DDKD gibi örgütler REVİZYONİST ilan edildiler…

Ve bu örgütlere karşı savaş başlatıldı…

Kısa sürede, bu örgütlerin Güneydoğu’daki tüm üyeleri bölgeden uzaklaşmak zorunda kaldı veya yok edildiler…

Apo, darbenin yapılacağını biliyormuş gibi bir yıl önce Suriye’ye geçmişti.

12 Eylül 1980’de Askeri Darbe yapıldı…

Kemal Pir, Mazlum Doğan gibi önemli PKK ileri gelenleri, Diyarbakır Cezaevi’ne konuldu…

Diyarbakır Cezaevi’nde akıl almaz işkence yöntemleri uygulandı…

Aynı şekilde bölgedeki Kürt halkına hakaretler, aşağılamalar ve tecavüzler hadsizdi…

12 Eylül dönemi, Güneydoğu’da Kürt vatandaşlarımızda akıl almaz yaralar açmıştır…

O dönem ilkokul çağındaki çocuklarımızı düşünün. İlkokula başlıyor, bir tek kelime Türkçe bilmiyor. O dönem eğitim şartlarını, şöyle bir düşünün. Anlatılanı öğrenemeyen öğrenciye, öğretmeni batıda olsun doğuda olsun, güneydoğuda olsun; azarlamak için, tokat vurmuştur. O dönem maalesef, soruyu bilemeyen öğrencilere, öğretmenlerimizin tokat vurması, sıradan bir hadise gibi idi. Ama Güneydoğudaki Kürt yavrumuz, yeterince hatta hiç Türkçe bilmediği için, dolayısıyla anlatılanları anlamadığı için; cevaplayamadığı her soru için, tokat yemiştir. 

Ve bu tokadı ‘Türkçe’ bilmediği için; yediğini kabul ederek büyüdü. Ve üstüne üstlük, köyünü basan jandarmaların; anne ve babasına nasıl hakaretler, işkenceler yaptığını yıllar içerisinde görerek büyüdü.

Mardin’in ….. ilçesinin …. köyü.. 

Köylüler kadın, çocuk, ihtiyar demeden köy meydanına toplatılır. Yarım metreden fazla kar vardır. Üstelik ayaz da vardır. Köyün erkekleri, hanımlarının gözünün önünde, sadece don kalacak şekilde soyundurulur ve dağa doğru marş marş yaptırılır. Karda, iyi koşamayanların ayaklarının dibine sıkılan mermiler arasında, 200 metre kadar dağa tırmandırılır ve dur komutuyla, geri dön emri verilir. Soğuktan tir tir titreyerek koşarken, ayağı kayıp düşenlerin, etrafına kurşun sıkılarak, ayağa kalkmaları sağlanır…

9.2.1996 TARİHLİ ve (10/25) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu:

Haziran 1995 itibariyle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 19 ilde, terör nedeniyle boşalmış veya boşalttırılmış köy sayısını 809, mezra sayısını ise 

1.612 olarak açıklamıştı.

Olağanüstü Bölge Valiliği ise; tamamen boşalan köy sayısını 753, mezra sayısını 1.535 olarak, kısmen boşalan köy sayısını 235, mezra sayısını ise 141 olarak kamuoyuna duyurmuştur.

Özellikle, son iki yılda büyük hız kazanan uygulamalar sonucu, köy ve mezralarını boşaltma zorunda bırakılan yurttaşlarımızın sayısı, Temmuz 1995 itibariyle, Olağanüstü Bölge Valiliği tarafından 311.291 olarak açıklamıştı. 

Bu rakama, bölgede hakim olan terör, baskı ve şiddet ortamında bunalan, sosyal ve ekonomik olanakları daralan, bu nedenle köylerinden, iş ve aş bulabilmek amacıyla, kendi istekleri ile kentlere göç eden, yüzbinlerce yurttaşımız dahil değildir.

12 Eylül Darbesi bölge halkı üzerinde uyguladığı işkence ve zulümlerle… 

Köy ve mezra boşaltmalarla…

Kürt halkının dağa çıkması için elinden geleni uyguluyordu…

Mehmet Ali Tekin Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle