Yaşasın feminizm kahrolsun gelenek
Yaşasın feminizm kahrolsun gelenek
İDRİS GÜNAYDIN
Dünyayı kasıp kavuran felsefi bir akım var: Feminizm. Erkek kadın ayrı düşünmeyi, ayrı hareket etmeyi, kadının gelenekleri hiçe sayarak tamamen özgür hareket etmesini, erkek- kadın eşit miras bölüşümünü, çocuk yapmamayı v.s. öğütleyen bir felsefi akım. Evlenmekten ziyade özgür yaşamayı; erkeğin kadının dırdırına tahammül etmemesini, kadının erkeğin yükünü çekmemesini öğütleyen bir felsefi akım. Kısacası kadının özgürlüğü. Kadının vesayetten kurtulması…
Tüm gelenekleri ve dini inançları çağ dışı ilan eden ve asıl olanın akıl ve bilim olduğunu dayatan bir akım.
Bu akım şu anda tüm dünyada neredeyse kendini hissettiriyor ve çoğu ileri ülkelerde yer taraftar bulmuş durumda.
Buna karşı tüm dünyanın dini ve geleneksel aile hayatını savunan kadınları bir araya gelip örgütlenmezler ise, yakında çocuk sesleri ortadan kalkacak, düğünlere hasret kalacağız.
Bugünkü Batı Avrupa gibi olacağız.
Batı Avrupa’da ne var? Evlenmeme ve boşanma… Nasıl olsa kadının da erkeğin de karşı cinsle beraber olma ihtiyacını karşılayacak insan veya yapma alet çok. Ayrıca evlilik; çeşitli külfetler getiriyor. Evlenirken mecbur bıraktığı masraflar hariç 3+1 ev alma veya tutma, çocuk ve gailesi, masrafları, sorumluluğu, vücutların hantallaşması v.s.
Tüm bunlara karşı evlenmemeyi daha ehven gören bir anlayış iyiden iyiye yer ediyor.
Peki bu feminizm hareketinin altında kim var? Elbette ki Dünya Siyonizmi…
Burada şöyle bir itiraz yapılabilir: “Canım! Her fırsatta bir günah keçisi buldunuz. Yahudilere her suçu yüklüyorsunuz.”
Düz mantıkla düşünürsek bu itiraz haklı gibi durmaktadır. Ancak dünyada sadece İsrail’de boşanma oranı Ortodoks Yahudiler hariç Ortodoks olmayan Yahudilerde sıfır oranında kalıp, tüm dünyada dengeler değişirken onlarda değişmemesi ve binlerce yıldır aile kurumu hakkındaki kanaatlerinin değişmemesi gösteriyor ki; Yahudiler dünya milletlerini dağıtıp kendileri dünya cennetini oluşturacaklar ve burada rahat bir hayat sürecekler.
Yahudilerin nihai hedefleri Dünya Cennetini kurmak ve bu dünyanın tamamında yaşamaktır. Bu arada diğer tüm milletlerin ortadan kalkması gerekir. İlk hedefleri Va’d edilmiş toprakları ele geçirip, Büyük İsrail’i kurmak sonra da Dünya Krallığını tesis etmektir.
Yahudiler bu inanca ne kadar yakındır?
Bu inancın tümüyle içindedirler. Çünkü daha hayatın başında, Hz. Adem’in hanımı Havva annemize bir iftira ile işe başlamaktadırlar. Güya Havva annemiz eşi Hz. Adem babamızı aldatıp Şeytanla beraber olmuş. Bu beraberlikten de İsrailoğulları meydana gelmiş. Yani insanlığın ilk “gayrimeşru çocukları” olduklarını kendi ağızlarıyla söylemektedirler. Sonrasında tarihleri hep ayak oyunları, kumpas, hile ile geçmiştir. Yani her Yahudi ne gibi puştluk çevireceği ile vakit geçirmektedir. Zavallı diğer milletler ise işinde gücünde, maişetinde hayatını devam ettirir. Bakar ki komşusu İsrail oğlu kendi gibi bir insan. Bu da insanlık ailesinin ferdi. O da benim gibi geçinme gailesindedir diye düşünür. Hâlbuki o, insanlık için tuzak üstüne tuzak peşindedir. Zamanla diğer milletler bunun farkına vardılar ama iş işten geçti.
İşte bugün feminizm diye ortaya çıkan bu akımın aslında kurucuları birden fazla gibi gözükse de asıl itici güç onlardır. Asıl amaç ise kadının erkek karşısında güçlü bir varlık olduğunu ispatlamaktır.
Bunun Türkiye’deki temsilcilerinden biri de Kadem dir. Dindarmış gibi görünen kadınlara da İslam ve tüm dinlere düşman olan akımın değirmenine su taşıtmak. Başarılı oldular mı oldular.
Bakın Almanya’dan bir örnek vereyim. 1900 yılında Almanya’da yüzde sıfır olan boşanma oranı bugün Almanya’da her evli çiftten üçte birinin boşanmasıyla sonuçlanıyor noktasında.
Türkiye’de de durum iç açıcı değil. 2022’de binde 6.063 oranında evlenme olurken bu evliliğin 5.79’u boşanmayla neticelenmiş. Bu gelecek için korkunç bir rakam.
Portekiz’de bu oran % 64 ü bulmuşken İspanya’da % 57… Dediğim gibi tüm dünya sona doğru gidiyor. Öyle zaman gelecek ki; çocuk sahibi olmak ayıplanacak. Kedi veya köpek sahibi olanlar alkışlanacak.
Bir Ramazan günü cemaatten biri iftara davet etti. İftar vaktine biraz olması sebebiyle balkona çıktık. Çocuk sesleri geliyor. Ama tenha bir hava var. Çocukların sesi apartmanlara çarpıyor. “Türk çocukları” dedi ev sahibi. Karşıda bir apartmanın ikinci katında karı- koca iki yaşlı Alman, çocuklara bakıyor; bağırıyorlarmış gürültü yapıyorsunuz diye. Almanların çocukları çok az ve evde.
Gün gelecek biz de öyle olacağız. Hûlasa; tüm dünyanın dini ve gelenekçi aile kurumunun devamından yana olan kadınları. Vakit geçmeden örgütlenin ki; Siyonizmin dediği olmasın vesselam.