• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

Türkiye’yi NATO’ya sokmak isteyen CHP idi

09 Temmuz 2026
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

Türkiye’yi NATO’ya sokmak isteyen CHP idi

MUSTAFA ARMAĞAN

1949 yılında Sovyetler Birliği’ne karşı bir savunma ittifakı olarak kurulan NATO’nun son zirvesi Ankara’da toplandı. Türkiye böylesine itibarlı bir zirveye ev sahipliği yapmak suretiyle hem NATO ülkeleri nezdindeki hem de uluslararası politikadaki yerini sağlamlaştırmış oldu.    

Bu arada afişlere neden NATO/OTAN diye yazıldığını siz de benim gibi merak ettiniz mi? NATO Kuzey Atlantik Anlaşması Teşkilatı’nın İngilizcesi, OTAN ise Fransızcasıymış. Kurulurken Fransa ısrar etmiş ve dilinin NATO’nun logosunda geçmesini temin etmiş.  

Türkiye’nin NATO’ya girişi Demokrat Parti döneminde gerçekleşmiş olsa da CHP daha önce girmek için müracaat etmiş ama “Türkiye gibi Müslüman bir ülkenin özgür devletlerin Hıristiyan demokratik topluluk idealini zayıflatacak olması” gerekçesiyle reddedilmişti. 

Hikâye şöyle (Baskın Oran’ın derlediği Türk Dış Politikası, cilt 1, İletişim: 2015, s. 541-545’ten aktarıyorum):

17 Mart 1948’de İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un imzaladığı Brüksel Antlaşmasının ardından önce Batı Birliği Savunma Teşkilatı (WUDO) kurulmuştu. 4 Nisan 1949’da ise ABD, Kanada, İtalya, Danimarka, Norveç, Portekiz ve İzlanda’nın katılmasıyla NATO adını alan Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı 24 Ağustos 1949’da resmen kurulmuş oldu. Türkiye ile Yunanistan’ın NATO’ya dahil olması ise 1952’de gerçekleşti (Almanya ve İspanya’dan bile önce).


Brüksel Antlaşmasının imzalanması Stalin’in tehdidi altında korkulu günler geçiren Türkiye’de büyük bir sevinç ve umut doğurdu. Bizi de davet edeceklerini zannediyorduk. 


WUDO’ya davet gelmedi ama Türkiye ABD ve Kanada’nın katılmasıyla yeni bir teşkilat kurulacağını öğrenince bari bunu kaçırmayayım endişesiyle girmek istediğini sık sık dile getirir oldu. Hatta CHP’nin Başbakanı Hasan Saka 1948 Haziran’ında Türkiye’nin “ABD’nin müttefikten de öte dostu” olduğunu söyleyerek iki ülke arasında askerî bir ittifak kurulmasını istediğini beyan etti.

NATO’nun kurulması hazırlıkları boyunca Türkiye’nin bu ittifak içerisinde yer almak istediği sürekli tekrarlanacaktı. Nitekim 1949 Şubatı’nda toplanan Avrupa Ekonomik İşbirliği toplantısında Dışişleri Bakanımız Necmettin Sadak Türkiye’nin NATO’ya girmesinin mümkün olmaması durumunda Türkiye, Yunanistan, İtalya, Fransa ve İngiltere’yi içeren bir Akdeniz Paktı kurulması fikrini ortaya atmıştı. 

Sonrasını Prof. Dr. Çağrı Erhan’ın Türk Dış Politikası’ndaki makalesinden okuyalım:


“Bütün bu çabalara rağmen, Türkiye’nin NATO’ya alınmaması Türk kamuoyunda sert tepki yarattı, Türkiye yine de 11 Mayıs 1950’de, CHP iktiranını son günlerinde, NATO’ya üyelik başvurusunda bulundu. Fakat bu başvuru bir sonuca bağlanmadı. Bundan sonraki girişimler Demokrat Parti tarafından yürütülecektir.”

Demek ki “NATO’ya DP/Menderes girdi, CHP girilmesine karşıydı” lafları palavradan ibaret. CHP 1948-50 yıllarında, hatta iktidarı devredeceği seçimden üç gün önce dahi NATO’ya başvuruyu yinelemiş ama süreci tamamlamak DP’ye kalmıştı. 

Kaldı ki DP döneminde de NATO’ya girmemiz de öyle kolay olmamıştı. 

25 Temmuz 1950’de Kore’ye asker gönderilmesi kararı açıklanmış olmasına rağmen bir hafta sonra NATO’ya başvuracak olan Menderes hükümetini tatsız bir sürpriz bekliyordu. İkinci başvurumuz da NATO Bakanlar Konseyinde reddedilmişti. NATO yerine Akdeniz Paktı kurmamız tavsiye ediliyordu.


Red kararı garip bir şekilde CHP ve Genel Başkan İsmet İnönü’nün, o zamana kadar dillerine doladıkları iktidarın Kore’ye TBMM kararı olmadan asker gönderdiği eleştirisinden vazgeçmelerine yol açacaktı. Bundan sonra CHP de Kore’de savaşan birliklere destek verilmesi noktasında iktidarla birlikte hareket etmeye başladı. Hatta CHP ve DP milletvekillerinin ortak girişimiyle Kore’deki askerlerimize Meclisin sevgi ve selamı yollandı.  

Nitekim İnönü 25 Ekim 1951’de “Dış mesele üzerinde esasen bizim memlekette fikir ve prensip ayrılığı yoktur. İttifakımıza, BM idealine ve ABD dostluğuna bağlıyız” diyerek itirazını geri çektiğini ilan edecekti. ABD zaten 15 Mayıs 1951’de müttefiklerine Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya alınmasını teklif etmişti. Norveç ve Danimarka ise buna karşı çıkıyordu. (Bizim İsveç’in üyeliğine karşı çıkmamız gibi. Bu arada tek bir üye bile karşı çıksa karar alınamaz NATO’da.)


Nihayet 16-20 Eylül 1951’de yapılan NATO Bakanlar Konseyi toplantısında Türkiye, Yunanistan ile birlikte örgüte davet edildi. 18 Şubat 1952’de resmen NATO üyesi olduk. 

Velhasıl 74 yıldır NATO’dayız. 

Türkiye 13. üye olarak katılmıştı. Bugün Ankara’da bulunan 32 ülkenin çoğundan daha eskiyiz NATO’da. Ev sahipliğimize bir de bu açıdan bakın. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23