Giresun hafızlık merasimine İyi Parti ve CHP’nin gölgesi düştü -1
Giresun İl Müftülüğümüzce düzenlenen ve 227 hafızımızın icazet merasimi olarak duyurulan programa Reîsül Kurra Mustafa Demirkan Hoca da davet edilmiş. Ancak başta Sözcü gazetesi olmak üzere İyi Parti Giresun İl Başkanı ile CHP Merkez İlçe Başkanı, Reisül Kurra Mustafa Demirkan’ın gelişinden rahatsız oldukları maksadıyla itirazda bulunmuşlar.
Sebep; meğer Reisül Kurra muhterem Mustafa Demirkan, Ayasofya’yı ziyaretinde; “Ayasofya cami iken bu camiyi kapatan kâfir olur” demiş. Tam olarak şu: “Ayasofya gibi mabetler, mabet olarak kalması için inşa edildi. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir? Ya Rabbi, bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma”.
Aynen böyle söylediğini yazıyor Cumhuriyet gazetesi. Cumhuriyet gazetesi “Allah bir” derse inanırım ancak. Bunun dışında ne haber yaparsa yapsın ya kindarlığın, ya dinsizliğin, ya düşmanlığın ya da dışarıdan üflenen sinyal bozucu rüzgârların etkisinin varlığını hissederim. Lakin bu haberi, yani muhterem Mustafa Demirkan için yazdıklarını ciddiye alanlar olmuş ki, aynı minvalde demeç vermişler ve Reîsül Kurra, Giresun’a gelmedi. Biz de kendisini dinleyemedik.
Diyelim ki, muhterem Mustafa Demirkan ile ilgili mezkûr gazetenin yazdıkları doğru.
Ne var bu sözlerde? Yakından bakalım:
1- “Ayasofya gibi mabetler mabet olarak kalması için inşa edildi...”
Yalan mı? Soğan deposu olsun diye inşa edilmedi herhalde!
Var mı itiraz?
2- “...Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı, müzeye çevrildi?!”
Bu yalan mı? İki yıl öncesine kadar Ayasofya’nın kapısında ne yazıyordu?
Ömrümde iki kez Ayasofya’ya girdim, ikisinde de ayakkabılarımla!
Demek bu söz yalan değil, yanlış değil...
Sözün neresi acıttı?
3- “...Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir?!”
Herhalde İyi Parti İl Başkanı ile CHP İlçe Başkanı buraya takıldılar!
Önce burayı bir irdeleyelim: Türk kültür ve geleneğinde cami, okul, hastahane, liman vs. gibi yerleri silah zoruyla kapatanlara “düşman” denir diye bilirim!
Tüm milletlerin kültür ve örfünde de böyledir sanırım. Kilise, sinagog gibi yerleri ibadete kapatanlara kendi dinlerinin mü’minleri denmez.
Ha, bir sebebe bağlı olarak kapatılır, yıkılır... O ayrı... Ama geçerli bir sebep yoksa yıkan “düşman” olarak tesmiye edilir.
İslam inancına göre ise bir camiyi, mescidi, medreseyi kasten veya bir meşru sebep yoksa yıkana “kâfir, münafık, müşrik veya zalim” denir.
Mesela Kâbe’yi mancınıklarla taşlattıran Haccac, “Haccac-ı Zalim” diye tesmiye edilir.
Şimdi iki partinin yetkilisine de soruyorum: İspanya’da yüzlerce cami yıkılmış. Bunu yıkanlara “cin” mi diyeceğiz?
Bulgaristan’ın sadece Şumnu kentinde 1934 yılında 30 cami varmış. Bugün bir tane kalmış. Yıkanlara “peri” mi diyeceğiz?...
Yunanistan’da, Kırım’da ve elimizden çıkan topraklarda binlerce cami kasten yıkılmış... Yıkanlara “mü’min” mi diyeceğiz?
Bir cevap verin ki doğruyu öğrenelim!
Mesela Giresun’da, Taşbaşı’nda Yavuz Selim Camii varmış... Bu camiyi yıkanlara Giresunlu diye, Türk diye Müslüman mı diyeceğiz?
Şimdi buradan bu beyefendiler bir çıkarsama yapmışlar ve Reîsül Kurra Mustafa Demirkan’ı Atatürk düşmanı ilan etmişler...
Elinizde kesin delil var mı?
1924 yılında Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde bir çarşamba günü minbere çıkarak halka hitap eden, “Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür.... Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılan yerler değildir.... Kanunu Esasi (Anayasa) Kur’an-ı Azimüşşan’daki nusûs (naslar/hükümler/ şeriat kuralları) dır...” diyen Mustafa Kemal’i zımnen Ayasofya Camii’ni kapatmak gibi şenî bir fiilin faili yapıyorsunuz!
Ne yaptığınızın farkında mısınız?
Sonra “Atatürk muhalifleri neden çoğalıyor?” diye söyleniyorsunuz.
Adamı cami kapatan, mescit yıkan birisi pozisyonuna getir, sonra da “neden Atatürkçülük prim yapmıyor ülkede” diye dövün.
DEVAM EDECEK…







