--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gezi parkında kasalarını anarşistlere açanlar, depremde ne yaptılar?

İdris Günaydın
İdris Günaydın
47

 

Suriye’den, Iraktan, Bosna’dan, Afganistan’dan Türkiye’ye sığınanlara yapılmadık hakaret, atılmadık iftira kaldı mı?

En tumturaklı iftiraları da: “Neden memleketinizi savunmadınız da Türkiye’ye kaçtınız. Korkaklar!” iftirasıydı.

Özellikle Suriyelilere… Nedense bu iftiraları Ukraynalılar için söylemediler. Çünkü Ukraynalılar insan, diğerleri hayvandı!

Çünkü diğerleri Hristiyan değil, Müslümandı.

Daha bundan birkaç ay önce bir emekli Astsubay Çavuşla tartıştım. Suriyeliler neden memleketlerini savunmak için Suriye’ye gitmiyormuş da Türkiye’ye kaçıyormuş?!

Sordum: Ben askerde Taret çavuşuydum. Dört taret bana bağlıydı. Fakat taretler birbirlerinden en az ellişer metre uzaklıkta yerleştirilmişlerdi.

Tabur komutanına sordum: 

“Neden böyle?”

Cevabı: Toplu olursa bir düşman top mermisi dördünü de imha eder. Seyrek olursa belki birini vursa da üçü sağlam kalır.

Doğru mu diye sordum çavuşa. “Tabi” dedi lafı nereye getireceğimi bilmeden.

Benim askerde öğrendiğime göre savaş esnasında bile olsa, başımızdaki komutan “atış serbest” demeden herkes ateş edemiyor hedefe. Kime işaret veriyorsa o ateş ediyor…

Doğru, dedi.

Sıra geldi asıl konuya. “Suriye’den Türkiye’ye kaçanlar kendi devletleriyle savaşmak zorunda kalanlar. Arazi küçük, silah yok, mevzi sınırlı… Böyle bir yere olması gerekenin on katı fazla insanı yığmanın anlamı, onları savunmasız ölüme göndermek değil midir?

Sen nasıl astsubay oldun?

İhtiyaç oldukça ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) çağırıyor zaten.

Kaldı ki; o insanlar hanımını, anasını, bacısını, çocuklarını alıp Türkiye’ye kaçmış. Yanlarında bir veya birkaç erkeğin bulunması gerekiyor.

Nasıl diyorsun onlara korkak? Nasıl diyorsun hain?”

•

Ee, şimdi deprem bölgesinden insanlar güvenli bölgelere kaçıyor! Bunlar da mı hain, korkak?

Hain korkak şöyle olunur: Eğer devlet deprem bölgesindekilere derse ki; sen, sen, sen… görevlisiniz. Enkaz kaldıracaksınız.

Görevlisiniz; şu işi yapacaksınız! Kaçarlarsa o zaman hain ve korkak olurlar.

Devlet böyle demiş mi? Hayır.

Çocuklarıyla kalacak yerleri kalmış mı? 

Hayır.

Orada su, yiyecek, ışık, tuvalet, banyo… vs. var mı? Hayır.

En uygun olanı ne? Güvenli bir yere gitmek… Çünkü savaşmak nasıl bir vatandaşlık ise, çocuklarını aileni güvenli bir yere yerleştirmek de vatandaşlık görevi. Senin ailense devletin de vatandaşı…

Şair ne demişti:

“Bir başıma kalsam şehi devrana kul olmam,

Viran olası hanede evladü ıyal var.” (Aşık Dertli)

Suriye’den kaçanlara gelelim. Bombalar patlıyor. Asker olanlar mevzide veya kendine bir yer bulmuş. 

Diğerleri?

Onların başında bomba patlıyor.

Yaralanıyorlar/ölüyorlar…

Evi yıkılmış, yiyeceği kalmamış…

Ukrayna da öyle, Afganistan da…

Bunlara kaçıyor deyip korkaklık ve hainlikle suçlamak kimin işidir?

Kâfirlerin… Münafıkların… Kemalistlerin… Leanilerin… Safevilerin…

Bu toprakları kazanç yeri, Yunanistan’ı kaçma yeri görenlerin…

Kıbrıs’ın tamamını Rum mezesine, Anadolu’yu gerekirse İngiliz tazesine verenlerin…

Haydi, gösterin şu Gezi Parkında kasasını, kesesini, masasını, gönlünü anarşistlere açanların deprem için yaptığı yardımları?

Şu Tabipler Birliği’ni, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yardımlarını, Barolar Birliği’nin, TÜSİAD’ın…

Nerede?

Ne kadar?

Atatürkçü Düşünce Derneği, Kemalistler Birliği vs. nerede, hangi bölgede, kaç kişiyle enkaz kaldırıyor?

Şu “gayzınızdan geberdiğiniz” tarikatlar, cemaatler, Diyanet, Milli/İslami dernekler ve vakıflar fevç fevç deprem sahalarını doldururken nerede yardımlarınız, elemanlarınız?

Dün de gayrı samimi idiniz, bugün de. Sizin derdiniz İslam’la, Müslümanla, Milli hislerle donanmış Müslüman Türk insanıyla!

Ama yağma yok… Bu memleketi sizin kirli emellerinize alet etmeyeceğiz. Bölücü fikirlerinize kurban vermeyeceğiz. Bizans oyunlarınıza, Leani tuzaklarınıza yedirmeyeceğiz.

Her olay ‘bili’yor bizi. Her yaşadığımız olağanüstülükler büyütüyor bizi.

Biz cumhuriyet tarihinde daha 15 Temmuzla yürümeye başladık. Çok mesafe aldık çok.

Kandan ırmaklar da geçsek, yanardağlar kudurup şeytanca üzerimize de gelse ne bu necip milleti yenebilir, ne bu aziz ülkeyi bölebilir.

Biz kendi yaramızı kendimiz yalayarak iyileştirmesini biliriz.

Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle