Devlet bizi adam yerine koyuyor ama sende adamlık yok!
Babamın hastalığı nedeniyle hastanede refakatçi kaldım. Mescitte yatsıyı kıldım. Koridorda oturup ayakkabımı ayağıma tam olduruyordum. Koltuğa bir adam daha geldi. Gelir gelmez de sormaya başladı. Nereli olduğumu, hastamın nesi olduğunu, mesleğimi v.s.
O ara mescidin olduğu koridorun kapısı açıldı. Mescitteki tüm lambaların yandığını gördüm. Kalktım iki lambayı ve lüzumsuz, koridorlardaki lambaları söndürdüm.
Gece… Daha az insan geçişi oluyor. Onlara da yetecek kadar ışık var.
Adam “Boş ver! Söndürme yansın.” Demez mi!
Neden? Diye sordum. İsraf haram değil mi?
Ben on lamba kapattım. Ülkede on bin lamba kapatılsa her gece ne kadar elektrik tasarruf edilir? Düşünsene.
“Boş ver. Batsın devlet de Tayyip gitsin” dedi. Aslında yanlış söyledi. “Batsın hükümet de Tayyip gitsin” demeliydi ama artık devlet Tayyip Erdoğan ile anılıyor.
Dedim ki? Hastanede hastan var. Kaç gündür buradasın?
On günden fazla olmuş. On gündür hastanın yemeği, senin yemeğin kral sofrası gibi ayağına geliyor. Hastana bir ara öğün geliyor. Hastana bir meyve geliyor. İlaç bedava. İğne, serum, tahlil, röntgen, tomografi, mr bedava.
Yine devlet kötü öyle mi?
Bugün Eynesil’de çubuk gibi bir fidan, bir polis öldü. Kazadan. Öldüren de belki böyle düşünüyordu. Su gibi bir genci aramızdan aldı. Bu polis kendini feda etmeseydi belki sana veya bir yakınına toslayacaktı o araç!
Devlet bunca yatırımı yapmış. Doktorla, cihazla donatmış hastaneyi. Sabah önce hemşire geliyor kan alıp tansiyon ölçüyor. Ardından yemek geliyor. Sonra bir başka hemşire gelip kan alıyor. Onu takiben temizlik görevlisi gelip paspas yapıyor.
Kaloriferler burul burul buğuluyor. Günün belli bir saatinde bir kadın gelip çarşafları değiştiriyor. Devlet adeta senin kıçında fır fır dönüyor iyileşsin, rahat etsin diye. Batsın bu devlet öyle mi?
Nasıl? Bir fincan ķahveye ne dersin?
Devlet seni adam yerine koyuyor ama sen adam değilsin!
Tayyip Erdoğan nihayet bir siyasidir. Bugün olur yarın olmaz. Devlet ebedidir. Tayyip gider Mustafa gelir. Tayyip Erdoğan o makama zorla gelmedi. Millet seçti. Komşun belki de oy verdi. Komşuna saygın yok. Hanımın belki de oy verdi, ona saygın yok. Belki çocuklarından oy veren var; onlara saygın yok.
Devlet büyük bir aile gibidir. Evinin akan musluğunu nasıl kapatıyorsan, yanan lüzumsuz lambaları nasıl söndürüyorsan, doğal gazı sıcak havalarda nasıl kısıyorsan devlete de öyle davranacaksın. Allah devletin yokluğunu göstermesin. Çok eleştiririz de askere bu vatan için gideriz, işi bu vatan da buluruz, mezar toprağımız buradadır. Yeri hazırdır.
Bilir misin yatmaya toprağı dahi olmayanların dramını?
Ağzıma geleni söyledim. Hastasına şifa diledim ve yanından ayrıldım.
Şu hale bak. Şu nankörlüğe bak!
Almanya’da bir gün Essen’den otobüse bindim. Yanımda genç bir arkadaşım var. Şimdi vefat etti. Allah rahmet eylesin. Almanca’yı iyi biliyor.
Bir yolcu binmiş. Biletini bilet okuyucuya okutmamış. Ayakta kalabalık var. Güya bedava gidecek!
Sesler yükselmeye başladı. Ben farkında değilim. Yani söylenenleri anlamadığımdan. Meğer oturan Almanlar adama ateş püskürüyorlar, onun davranışını eleştiriyorlarmış.
Arkadaş: “Hocam! Görüyor musun Almanları. Şu adam bilet okutmadı. Bu yaşlı Almanlar adamı eleştiriyor. Bunlar devletine bu kadar sahip çıkıyorlar işte.” Dedi.
Az sonra durağa geldik. Araba durdu. Kontrol memuru arabaya bindi. Eliyle koymuş gibi adama yaklaştı. Cezayı kesti. Hiç itiraz yok.
El devletine böyle sahip çıkıyor. Biz ise “Ne mutlu Türküm diyene” peşindeyiz. Halbuki o sloganın en doğrusu “Ne mutlu Türküm yiyene.” Olmalı. Zorumuza gitse de Avrupa’dan öğreneceğimiz şeyler var. Batı ve Orta Avrupa’dan…
ABD’NİN SEÇİMİ
ABD altmışıncı seçime gitti. Dünyanın en süper ülkesinde bile 2024 yılında sandık üzerinde şaibe var. Bunu Donald Trump söylüyor. “Bunlar hile yapabilirler” diyor.
Eee.. 2024 yılında bile seçimlerde ABD gibi bir ülkede bile hile şüphesi varsa bundan 150 sene önce ve daha öncesi Osmanlıda nasıl seçim olacaktı? Osmanlı seçim yapmadı diyen şom ağızlı. Nasıl olacaktı bu iş?
Sandıklar sandık kurullarına nasıl ulaştırılabilecekti?
Vay nankör vay! Osmanlıyı eleştiri olsun da nasıl olursa olsun! Ama gün geçtikçe gerçeği öğrenenlerin sayısı artıyor. Yakın bir gelecekte göreceğiz sizi. Baltalarınızı şimdiden hazırlayın. Putlarınızı siz kıracaksınız. Vesselam.