• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
19 Şubat 2020

Teknolojiye kurban olmak

Teknoloji üzerine eleştiri yazanların uğradığı haksızlıklardan birisi, sanki teknolojiye karşılarmış gibi gösterilmeleridir.

Teknolojiyi kullanmak başkadır, kurban edilmek başka şeydir. Çocuğunu dizine yahut kucağına alarak saçını okşayıp sevmek annelik yahut babalıktır.

“Lakin çocuk sussun, ben de rahat edeyim, arkadaşlarımla hoşça vakit geçireyim” diye çocuğun eline telefonu veya diğer aygıtları verip onu oyalamak başka şeydir.

İşte böyle ebeveynler hem kendilerini hem çocuklarını teknolojiye kurban etmişler demektir. Benzeri örnekler çoğaltmak mümkündür.

Teknolojinin talihsizliği şu ki; esas işe yaradığı noktalarda değil de işe yaramadığı ve sürekli zarar verdiği şekilde kullanılmasıdır.

Sosyal medyadaki çirkinlikten aklıselim sahibi herkes şikâyet etmektedir. İyi de bu sosyal medyayı; otlar, çöpler, dağlar, taşlar mı kullanıyor?

İnsani değerlerin yerlerde süründüğü bir çağda yaşıyoruz. İnancını yitiren kimseler tutkularının-hırslarının peşinden sürüklenirler.

Tutkularının peşinden sürüklenenler ruhlarını teknolojiye gönüllü esir ederler. Sokakta yürürken böyle nicelerini görebilirsiniz.

Sadece sokakta değil elbet, evlerden iş yerlerine kadar hemen her yerde karşılaşmak mümkündür.

Yemek sohbetlerinde, iş toplantılarında, geyik muhabbeti diye vakit öldüren bütün mekânlarda teknolojinin hâkimiyetinden kurtulmuş kimseleri görmek zordur.

Bu meselede esas gönüllü teknoloji köleleri gençlerimizdir. Mesela gücü yeten biri çıksın da gençlere böyle bir şey söylesin.

Anında teknolojinin ürettiği absürt kelimelerle cevaplar alnınızın ortasına yerleşir. Ar, edep, hayâ gibi duyguların yerini bunların tersine bıraktığını görürsünüz.

Kendisini sınırsız isteklerine kaptıran kişiler, yeryüzünü Cennet’ten daha çok Cehenneme çevirdiklerini göremeyecek kadar teknolojiye bağımlılarıdırlar.

Diyeceksiniz ki, “Herkesin zararı kendisine”. Öyle mi acaba gerçekten!

İsterseniz sokağa çıktığınızda, toplu taşıma araçlarına bindiğinizde, hususi aracınızla trafikte, iş yerinizde, okulunuzda ve dahi evinizde; sıkıysanız elinde telefonuyla meşgul birine bir çift laf edin bakalım ne oluyor?

- “Bunları biliyoruz beyim, çözüm nedir çözüm? Varsa bildiğin bir çözüm söyle. Herkes aynı dertten mustarip ama kimse çözüm üretmiyor?”

Tırnağım olsa başımı kaşırım. Merhem olsa kelime sürerim. Yalnız madem kendi kendime böyle bir soru sordum. Cevap vermeye çalışayım.

Bedenimizi beslediğimiz kadar, bedenimize önem verdiğimiz kadar, başkalarının beğenilerine sunduğumuz kadar hayatımızın devamını sağlayan, öldükten sonra da ebedi lazım olacak ana unsurumuz ruhumuzu kirliliklerden temizleyemez miyiz?

Daha çok dedikodu, yalan, iftira, küfür, ihanet merkezli çalışan sosyal medyanın patronlarına kazanç sağlayan ekonomi figürü olmaktan çıkıp; özümüzü, sözümüzü insani değerler çerçevesinde yeşertip, yaşatamaz mıyız?

Teknoloji bize egemen olmadan biz ona egemen olamaz mıyız?

Ezcümle:

Hz. Ali Efendimiz buyururlar ki: “Derman sende fakat senin haberin yok. Derdin senden, fakat sen görmüyorsun” Sadece bu söz dahi meramımızı anlatmaya yeter de artar bile.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ünal

Bu bana birşeyi hatırlattı birisi renkli televizyon yayını başladığı zaman renkli televizyonda kadının teni belli oluyor günah derdi amma velakin sulalede ilk renkli televizyon alip havasını atan oldu teknoloji iki yönlü kilictir istediğin tarafı kullanirsin akıllı cep telefonunu fuhuş içerikli  film izlemek içinde kuran tilaveti dinlemek içinde kullanabilirsin 
  • Yanıtla

Mustafa bizde bir buluş yapalım

Başkaları da bizim teknolojiye kurban olsun
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı