• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Trump, kendi televizyon kanalını kurdu! 24 saat kesintisiz yayın yapacak

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Trump, kendi televizyon kanalını kurdu! 24 saat kesintisiz yayın yapacak

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’a girişi yasaklanan basın kuruluşlarına destek vererek yayınları kesen Amerikan medya devlerinin ambargosuna misillemeyle cevap verdi. 7 gün 24 saat kesintisiz yayın yapacak olan "Trump TV" adlı özel platformunu devreye sokan Beyaz Saray, ana akım medyanın sansür hattını kökten yarmayı hedefleyen yeni yayın stratejisinin detaylarını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan televizyon ağlarının uyguladığı ambargoya kendi platformu olan Trump TV'yi kurarak yanıt verdi. Kesintisiz yayın pazartesi akşamı başladı. Beyaz Saray, hükümet açıklamaları ve geçmiş değerlendirmelerin yer aldığı yayının 24 saat esasına göre yapıldığını duyurdu.

Reuters'te yer alan habere göre, Beyaz Saray, pazartesi akşamı “Trump TV” adlı bir çevrim içi yayın kanalı başlattı. Kanalın “öne çıkan videoları, önemli açıklamaları ve kaçırılmaması gereken anları, anlık güncellemelerle 7 gün 24 saat” yayımlayacağı belirtildi.

Kanal yayına başladığında, Trump’ın 3 Temmuz’da Rushmore Dağı’nda yaptığı konuşmanın arşiv görüntülerini gösteriyordu.


ABD'nin büyük televizyon ağları NBC, ABC, CBS ve Fox News, CNN, Politico ve MS Now'ın başkanlık bilgilendirme toplantılarından dışlanmasına tepki olarak dün Beyaz Saray'daki televizyon yayınlarını durdurma kararı aldı.

Dışlanan üç medya kuruluşu, Beyaz Saray'ı takip etme erişimlerinin yeniden sağlanması amacıyla dün Washington'daki federal temyiz mahkemesinde dava açtı.

Cumartesi günü Beyaz Saray güvenliği, ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatı doğrultusunda söz konusu üç basın kuruluşunun gazetecilerinin girişini yasakladı.

Kararını kendi özel platformundaki bir mesajla duyuran ABD Başkanı Donald Trump, sürekli yalan haber yapılmasının bir sonucu olarak bu medya kuruluşlarının dışlandığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump mesajında, başkan, hükümet ve ABD hakkında sürekli asılsız iddialar ve yalanlar yayılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Gerçekliğin Gaspı: Trump’ın Otoriter Medya Kuşatması ve Demokrasinin İnfazı Donald Trump’ın, geleneksel basını tamamen devre dışı bırakarak kendi 24 saat kesintisiz yayın yapacak medya aygıtını kurması, sıradan bir "alternatif platform" arayışı değildir. Bu hamle; özgür basının denetiminden kaçmak, evrensel hukuk ilkelerini çiğnemek ve kuralsızlığı meşrulaştırmak adına modern demokrasiye indirilmiş en ağır darbelerden biridir. Siyaseti ahlaktan, kurallardan ve doğrulardan arındırarak saf bir güç gösterisine dönüştüren bu popülist zihniyet, "Güçlüyseniz haklısınız" barbarlığını küresel düzeyde yeni bir norm haline getirmeye çalışmaktadır. Ancak Trump’ın ifade özgürlüğüne ve demokratik kurumlara verdiği zararlar bu hamleyle sınırlı değildir; bu son kurumsallaşma teşebbüsü, yıllardır ilmek ilmek dokunan sistematik bir tiranlık stratejisinin zirve noktasıdır. Trump’ın demokrasiye yönelik en büyük tehdidi, basını halkın gözünde itibarsızlaştırarak "hakikat sonrası" (post-truth) kaotik bir düzen inşa etmesidir. Görev süresi boyunca eleştirel yayın yapan kuruluşları "Halkın Düşmanı" (Enemy of the People) ilan eden bu yaklaşım, totaliter rejimlerin propaganda yöntemlerini doğrudan Amerikan demokrasisinin kalbine taşımıştır. Kendisine muhalif olan her kurumu "yalan haber" (fake news) torbasına atarak kitleleri manipüle etmiş, böylece toplumun ortak bir gerçeklik zemininde buluşmasını imkansız kılmıştır. Gücü elinde tutanın kendi "doğrusunu" imal ettiği bu tiranlık modelinde, toplumsal adalet ve denetlenebilirlik duygusu ağır bir yara almıştır. Bu otoriter zihniyetin somut yansımaları, Amerikan basın tarihinde kara birer leke olarak durmaktadır. Geçmişte CNN muhabiri Jim Acosta’nın basın kartının iptal edilmesinden, Pentagon bünyesindeki ofislerden CNN, New York Times ve Washington Post gibi saygın kurumların çıkarılarak yerlerine yandaş çizgideki yapıların yerleştirilmesine kadar her adım basını hizaya getirme operasyonudur. Dahası, sırf kendi uydurduğu coğrafi terimleri kullanmayı reddettiği için Associated Press (AP) muhabirlerinin Oval Ofis ve Air Force One etkinliklerinden men edilmesi, gücün nasıl kişisel bir şımarıklık ve sansür aparatına dönüştüğünün trajikomik bir kanıtıdır. Beyaz Saray akreditasyonlarını keyfi olarak iptal eden bu sansür mekanizması, bugün CNN, Politico ve MS NOW gibi köklü kuruluşların Beyaz Saray'a girişini yasaklayarak ve New York Times gibi prestijli gazetelerin sert muhalefetine rağmen yargı kararlarını zorlayarak tırmanmaya devam etmektedir. Sadece geleneksel medyayı değil, dijital kamusal alanı da terörize eden Trump, sosyal medya platformlarının kurallarına uymak yerine buraları da kendi manipülatif dezenformasyon ağının kölesi yapmaya çalışmıştır. Sosyal medyadaki asılsız iddialarına yerleştirilen bilgi doğrulama etiketlerine (fact-check) dahi tahammül edemeyip bu şirketleri kapatmakla tehdit etmesi ve başkanlık kararnameleriyle sansür uygulamaya kalkması ifade özgürlüğünün değil, tek sesliliğin savunucusu olduğunun en net delilidir. Bugün The Guardian gibi küresel yayınların aktardığı finansal raporlarda yüz milyonlarca dolar zarar ettiği görülen Truth Social platformu ve kurmayı vadettiği yeni televizyon kanalları, özgür düşüncenin kalesi değil; tamamen liyakatsizliğin, edepsizliğin ve kuralsızlığın kurumsallaştığı birer propaganda hücresidir. Neticede, Trump’ın temsil ettiği bu kuralsız ve saldırgan çizgi, insanlığın yüzyıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek inşa ettiği demokratik kazanımları acımasızca kemirmektedir. Basın özgürlüğünü baltalamak için ACLU gibi sivil özgürlük örgütlerinin dava açtığı kamu yayıncılığı fonu kesintileri ve milyarlarca dolarlık tazminat davaları, hukukun gücün önünde bir diz çökme aygıtı olarak kullanılmak istendiğini göstermektedir. Gücü tek haklılık sebebi sayan bu karanlık tiranlık anlayışı, hakikati savunanları susturmaya çalışırken cehaleti ve yozlaşmayı ödüllendirmektedir. Ancak bilinmelidir ki, ahlaktan ve adaletten yoksun bir güç asla kalıcı olamaz; Trump’ın ekranlardan boca edeceği sansürlü yayınlar onun zaferini değil, modern dünyada özgürlüğün nasıl bir zorbalıkla boğulmak istendiğinin tarihi utanç vesikası olacaktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23